kalmamış ile cümle
kalmamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kimsenin içinin kimsesi kalmamış gibi.El chiar nici nu există ca persoană pentru ceilalți.
1945'e gelindiğinde Japonya'nın elinde günümüzdeki Japonya topraklarından başka bir şey kalmamıştı.În 1945, rezervele de petrol ale Japoniei erau aproape de zero.
Daha sonra Şam' yönelmiş ancak fazla kalmamıştır.Svájc ellen igen, de ez már kevés volt.
1995'e gelindiğinde değişikliğe uğramamış hiçbir şey kalmamıştı.1995 nem hozott változást.
Onu vurmaya çalışır, ama silahında mermi kalmamıştır.Ezután megpróbálja agyonlőni magát, de már nem maradt tölténye.
Şu an çeşitli sebeplerden dolayı burada hiç Oset kalmamıştır.Ezt manapság számos okból valószínűtlennek tűnik.
Bu devrede çalınan parçalardan günümüze tek bir plâk bile kalmamıştır.Az ellopott nyakék árát a mai napig sem fizette ki senki.
Ancak, artık bunun geçerliliği kalmamıştır.Ez azonban rajta már nem segít.
Günümüzde tütüncülük pek kalmamıştır.Manapság már egyre több nem dohányzó terület van.
Köy, önceden çok kalabalıktı ama şimdi fazla kimse kalmamıştır.Régen rengetegen voltak, de mára csupán egyetlen család maradt.
Hagen ve Gunther dışında hiçbir burgnd hayatta kalmamıştır.A csapatból csak Gunter és Hagen maradt életben.
Küçük oğlu Ahmet’ten başka kimsesi kalmamıştır.Ali fia, Ahmad ekkor nem volt még tízéves sem.
Bu kervansaraydan günümüze pek bir şey kalmamıştır.Sajnos szinte semmi sem maradt ránk az akkori lakberendezéssel kapcsolatban.
Günümüzde konuşanı kalmamıştır.Napjainkban már egyik sem közlekedik.
Bu bayrakları gösteren resimler günümüze kalmamıştır.A zászló elkészítésének vázlatai mind eltűntek az idők folyamán.
Daha önce icra edilen tütün tarımcılığı günümüzde hemen hemen hiç kalmamıştır.Manapság már tilos dohányárut reklámozni, ez nem volt mindig így.
Frisch, eserlerinde ülkesi İsviçreyi de sorgulamaktan geri kalmamıştır.Közben Trivulzio nem hanyagolta el saját svájci birtokait sem.
USB Driverlar çıktıktan sonra artık Disketlerin bilgisayarlarda bir önemi kalmamıştır.Wood lemezfelvételei halála után a katalógusokban már nem nagyon szerepelnek.
Demetrios Phalereus'un eserinden günümüze hiç iz kalmamıştır.Démétriosz munkáiból semmi sem maradt ránk.
Hayatı boyunca dolandırmadığı kimse kalmamıştır.Bevallja, hogy egész életében csak becsapta Akárkit.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Ma már nem látszanak a maradványai.
Tralleislilerin direnişi sadece bu olayla sınırlı kalmamıştır.Driesch ellenvetései legyőzhetetlennek tűntek számomra.
Köyde kuraklıktan dolayı kimse kalmamıştır.Mivel a faluban nem volt nagybirtok.
Böylece Lancaster Şehir Konseyinde hiçbir partı için koalisyon kurma imkanı kalmamıştır.Elképzelhetetlen a hamburgi család karácsonyi vacsorája ponty nélkül.
Eyakçanın ise konuşanı kalmamış 2008 yılında ölü diller arasına katılmıştır.Ez a szócikk a 2008-as évben elhunyt nevezetes személyeket sorolja fel.
Bu yenilgiyle Safevîlerin saldırı gücü kalmamıştır.Az Érik a gyümölcs sikere nem maradt támadások nélkül.
Miras konusunda üvey kız kardeşine hiçbir şey kalmamıştır.Semmit nem örökölt nővére háziasságából vagy húga harciasságából.
Mezrası yoktur, yaylaları vardı fakat şu an yayla kültürü kalmamıştır.Volt egy oltára és egy harangja, s ami a legfontosabb ekkor romokról már nincs szó.
Grup daha önce hiç Londra'da kalmamıştı, odaklandıkları sorunları vardı.Koska yhtye ei ollut ollut koskaan aikaisemmin Lontoossa, heillä oli keskittymisvaikeuksia.
Onu vurmaya çalışır, ama silahında mermi kalmamıştır.Hän jää henkiin, mutta luoti jää selkään.
Ancak kentten günümüze pek bir şey kalmamıştır.Nykyisin vain pieni osa kaupungista on jäljellä.
Köy, önceden çok kalabalıktı ama şimdi fazla kimse kalmamıştır.Paikalla on ollut linna aiemminkin, mutta siitä ei ole paljoa säilynyt.
Ancak, artık bunun geçerliliği kalmamıştır.Se ei kuitenkaan ole enää alkuperäisessä kunnossa.
Miras konusunda üvey kız kardeşine hiçbir şey kalmamıştır.Veljesten kosiomatka Venlan luo ei tuota tulosta.
Mahallede hiç genç kalmamıştır.Kukaan jälkeläisistä ei jäänyt seudulle.
Fakat şehirde onları bir araya toplayacak bir lider kalmamıştır.Alueella ei ole teitä, jotka yhdistäisivät sen muuhun provinssiin.
Bu durumda eli boş olarak geri dönmekten başka çare kalmamıştır.Tehtävä ei kuitenkaan ole helppo ja he joutuvat palaamaan matkaltaan tyhjin käsin.
Ne yazık ki, bu çalışmaların hiçbiri günümüze kalmamıştır.Mikään näistä kolmesta teoksesta ei ole säilynyt nykyaikaan.
Böylece grubun orijinal üyesi kalmamıştır.Yhtyeessä ei ole nykyään jäljellä ainuttakaan alkuperäisjäsentä.
USB Driverlar çıktıktan sonra artık Disketlerin bilgisayarlarda bir önemi kalmamıştır.Levykeasemaväylät eivät enää ole uusissa tietokoneissa mukana USB:n yleistymisen myötä.
Makamı kalmamış olan Gorbaçov da 25 Aralık 1991 tarihinde görevinden istifa etti.Lopulta Gorbatšovinkin oli taivuttava tähän päätökseen, ja hän erosi 25. joulukuuta 1991.
Düzgün bir planlama yapmanın imkanı kalmamıştı, üretim çarkları işleyemez hale gelmişti.Menetelmä ei kuitenkaan ollut riittävän tehokas tuottaakseen saippuan valmistuksessa tarvittavan soodan.
1970'lerde başlayan göç furyası hızla artmış, 1980'lerin sonunda köyde genç nüfus kalmamıştır.Forssa kasvoi nopeasti 1970-luvulla, mutta 1980-luvun puolivälissä kaupungin kasvu pysähtyi.
Hiç para kalmamış gibi görünüyor.Näyttää siltä, että rahaa ei jäänyt.
Bu aşamadan itibaren Alman Doğu Cephesi hattı diye bir şey artık kalmamıştır.Μέχρι το τέλος της ημέρας η γερμανική γραμμή του Ανατολικού Μετώπου έπαψε να υφίσταται.
Aralık ayı sonunda iki tarafın da harekâtı sürdürecek gücü kalmamıştı.Στα τέλη Αυγούστου, οι δυο πλευρές είχαν σημειώσει σχετική μόνο πρόοδο.
Bugün, Bâb-ül Vüstani dışında Bağdad Kalesi’nden hiçbir iz kalmamıştır.Σήμερα δεν έχει απομείνει τίποτε από το κάστρο των Τρανκαβέλ στη Μπεζιέ.
Daha sonra Şam' yönelmiş ancak fazla kalmamıştır.Επέστρεψε στον ΠΑΟ αλλά δεν έμεινε πολύ.
Bu durumda eli boş olarak geri dönmekten başka çare kalmamıştır.Δεν είχαν ελεύθερα παρά μόνο τα οπίσθια.
Külliyesinden bugüne bir şey kalmamıştır.Τις μέρες αυτές δεν είχε φαγοπότι.
Bugün kaleden hiçbir izi kalmamıştır.Σήμερα στον βυθό δεν υπάρχει ούτε ίχνος του.
Ancak yolun yalnızca küçük bir bölümü toprak altında kalmamıştır.Μόνο ένα μικρό μέρος του δρόμου έχει αποκαλυφθεί.
İzlanda, coğrafi olarak Avrupa'dan dışlanmış gibi görünse de, İzlanda hiçbir zaman izole kalmamıştır.Ωστόσο,επειδή στην Ισλανδία συνήθως σχηματίζονται κυβερνήσεις συνασπισμού, δεν ήταν πάντοτε στην εξουσία.
Haçlı şövalyelerin hiç atları kalmamıştı.Υπήρξε δηλαδή ιππικό χωρίς άλογα.
Düzgün bir planlama yapmanın imkanı kalmamıştı, üretim çarkları işleyemez hale gelmişti.Το σχέδιο αυτό θα είχε πιθανότατα υλοποιηθεί, αν δεν συνέπιπτε μια πολύ άσχημη εποχή για τα κίτρα.
Zurvanizm, Zerdüştlüğün bugün inananı kalmamış bir dalıdır.I dag er han bosiddende i Troense.
Mumu sönmüştür, mum yakacak kibriti kalmamıştır; Rodolfo'ya mumunu yakmak için gelmiştir.Hendes lys er blæst ud, og hun har ingen tændstikker; hun beder Rodolfo om at tænde det.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Der er nu ingen rester tilbage.
Ancak kentten günümüze pek bir şey kalmamıştır.I dag er der ikke meget tilbage af byen fra før krigen.
Ancak, artık bunun geçerliliği kalmamıştır.Reglen gælder dog ikke længere konsekvent.