kalmamış ile cümle
kalmamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak yolun yalnızca küçük bir bölümü toprak altında kalmamıştır.Jednak mała część niezauważona pozostaje na terenie stacji.
Nihal'in artık kimsesi kalmamıştır.San Escobar już nie dla wszystkich.
Tüm sandalyeler dolmuştur (boş sandalye kalmamıştır) Hiçbir sandalyeye birden fazla öğrenci oturmamıştır.Otwierał modlitwą każdy posiłek (bez niego prawie nigdy nie zasiadano do stołu).
Ailesinin ona yapmadığı kalmamıştır.Starsza nie pozostaje jej dłużna.
Böylece, artık bu tarihten sonra başka hiçbir kimsenin "Dürzîlik" dinine girmesine olanak kalmamıştır.Kiedy pojawia się dowód nikt nie mówi już o "wierze".
Böylece grubun orijinal üyesi kalmamıştır.Nigdy nie został jednak oficjalnym członkiem grupy.
Haçlı şövalyelerin hiç atları kalmamıştı.Tylko rycerzom konnym udało się ujść z życiem.
Zurvanizm, Zerdüştlüğün bugün inananı kalmamış bir dalıdır.Med smak av nåd: hur skall tron utformas och gestaltas idag?.
Udo hayattadır; fakat ailesinden geriye kimse kalmamıştır.Ale (eller Alle) och Olev lät hugga efter Tjälve sin fader, Inga efter sin man.
Siyaset ile artık hiçbir alakası kalmamıştı.Det har inget med politik att göra.
Bugün neredeyse analog yayın kalmamış durumda.Ungefär halva ytan saknas idag.
Ama artık kumarda da eski hünerleri kalmamıştır.Men nu vet jag att jag aldrig vill missa några olympiska spel igen.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Idag finns inga rester kvar.
Ancak kentten günümüze pek bir şey kalmamıştır.Idag återstår inte mycket av den gamla staden.
Hele meşhur konak hamamlarından hemen hiçbiri bugün kalmamıştır.Inga av dessa svenska hästar finns kvar i dag.
Ayrıca OPEC üyesi ülkeler arasında herhangi bir birlik kalmamış durumdadır.UNECE kan alltså inte tvinga länder till något.
Günümüzde ise pek kalıntı kalmamıştır.Av gammalt finns nu inte mycket kvar.
Eski Rum köy evleri kalmamıştır.Varför river ni inte dom där gamla husen?.
1995'e gelindiğinde değişikliğe uğramamış hiçbir şey kalmamıştı.År 1991 kom Nothing Left to Fear.
18. yüzyılda İsveç'in, İskandinavya dışındaki topraklarını onarabileceği kaynağı da kalmamıştı.Vikten förändrades dock inte på snus som säljs utanför Sverige.
Nihal'in artık kimsesi kalmamıştır.För andra betydelser, se Nils Personne.
Küçük oğlu Ahmet’ten başka kimsesi kalmamıştır.Han efterträddes av sin blott sex månader gamla son Ahmed Fuad.
Günümüzde aynı topraklarda bir tek Azeri kalmamıştır.Idag finns bara en stentrappa i terrängen kvar.
Bugün kaleden hiçbir izi kalmamıştır.Inga spår av själva slottet finns kvar i dag.
Yine aynı yüzyıl içinde ülkede neredeyse hiç Yahudi kalmamıştır.Först på 1800-talet tilläts judarna åter i landet.
Aynı koşullarda hiç istismara maruz kalmamış çocuklarda da yaşanmamış olayları aktarma eğilimi vardır.I sällsynta fall markeras dessutom även det indirekta objektet.
Artık çiçek seracılığı kalmamışsa da çicek mezatı devam etmektedir.När det inte finns någon mat längre dör rovkvalstren.
Kocasının ölümü üzerine kendisine bakacak kimsesi kalmamıştı.Hon önskar följa sin make i döden.
Düzgün bir planlama yapmanın imkanı kalmamıştı, üretim çarkları işleyemez hale gelmişti.Det blev en försiktig start, då ingen ville riskera att förstöra sina däck.
Ancak kentten günümüze pek bir şey kalmamıştır.Сьогодні від міста майже нічого не залишилося.
Köyde genç nüfus neredeyse kalmamıştır.Молодих людей в селі майже не залишилось.
Bu dönemden günümüze hiçbir yazılı belge kalmamıştır.На жаль, немає письмових свідчень із тих часів.
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.Але від них нічого не залишилось.
Önceki medresenin kemerli girişinden başka bir şey kalmamıştır.Від старого елеватора нічого не залишилося.
Birleşik Krallık'ın bu bölgelerde neredeyse hiç tehdidi kalmamıştı.Мексиканська влада була в цих краях не дуже сильна.
Köy, önceden çok kalabalıktı ama şimdi fazla kimse kalmamıştır.Раніше в селі було багато корів, але зараз їх дуже мало.
Hayatı boyunca dolandırmadığı kimse kalmamıştır.Не залишають воду протягом усього життя.
Bu yüzden Yaban Ahalinin gelecek için pek bir ümidi kalmamış durumda.Така внутрішня боротьба не дає перспектив на майбутнє.
Şu an çeşitli sebeplerden dolayı burada hiç Oset kalmamıştır.На сьогодні не вивчений за ряду причин.
Zurvanizm, Zerdüştlüğün bugün inananı kalmamış bir dalıdır.Jak se nezbláznit : aneb Čemu se dnes věří.
Bu dönemden günümüze hiçbir yazılı belge kalmamıştır.Z tohoto období neexistují písemné doklady.
Uçuşun beş ila yedinci saatlerinden itibaren uzay aracından gelen canlılık göstergesi kalmamıştı.Po pěti až sedmi hodinách letu nejevila známky života.
Günümüzde bu değirmenlerden sadece bir tanesi ayakta durmakta olup, diğerlerinin kalıntıları bile kalmamıştır.Každý týden vypadla jedna diva, dokud tam nezůstaly poslední tři.
Udo hayattadır; fakat ailesinden geriye kimse kalmamıştır.PUSTINA zůstává a vzrostlo opuštění, neboť v městě zpustošeném obyvatel není.
Onu vurmaya çalışır, ama silahında mermi kalmamıştır.Zmáčkl spoušť, jenže jeho zbraň nevystřelila.
Bu camiden günümüze hiçbir iz kalmamıştır.Po této sklárně však dnes nezůstaly žádné stopy.
Geçmişe dayanan yörük kültürü izleri kalmamıştır.Pravěké kultury sonda nedoložila.
Ermeni Kilisesinden günümüze herhangi bir kalıntı kalmamıştır.Dnes z kostela není zachováno vůbec nic.
Kuji ve Ōfunato "tamamen yıkılmış ve orada bir kasaba olduğunu dair hiçbir işaret kalmamıştı".Motejlek.com vůbec neznám a je to nesmysl."
Çünkü artık geniş formatlı kameralara, tripodlara ihtiyaç kalmamıştı.Pokud neměli fotografové k dispozici panoramatické fotoaparáty, využívali jednoduché triky.
Halkın bildiği kadarıyla, Sovyet uzay programı hiçbir zaman başarısızlığa maruz kalmamıştı.Din câte știau oamenii, programul spațial sovietic nu a avut niciun eșec.
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.Dar nu a mai rămas nimic.
Ancak yolun yalnızca küçük bir bölümü toprak altında kalmamıştır.În final, doar o mică parte a vehiculului se întorcea pe Pământ.
Eserden günümüze neredeyse hiçbir şey kalmamıştır.Astăzi din ceea ce a fost cândva n-a mai rămas aproape nimic.
Uçuşun beş ila yedinci saatlerinden itibaren uzay aracından gelen canlılık göstergesi kalmamıştı.După 5-7 ore de la lansare, nu au mai fost recepționate semne de viață din modulul de zbor.
Ne yazık ki, bu çalışmaların hiçbiri günümüze kalmamıştır.Din păcate, nici-una din aceste locuințe nu se mai păstrează în ziua de azi.
Artık 6. Ordu'nun kurtarılma umudu kalmamıştır.Odată cu luarea acestei decizii, orice speranță de eliberare a Armatei a 6-a a fost abandonată.
Udo hayattadır; fakat ailesinden geriye kimse kalmamıştır.Dumnezeu este atemporal, timpul este în afara Lui dar și în el căci fără Dumnezeu nu exista nici timpul.
Bu camiden günümüze hiçbir iz kalmamıştır.Astăzi nu a mai rămas nici o urmă din acesta.
Bu bayrakları gösteren resimler günümüze kalmamıştır.Niciuna dintre aceste zile ale drapelului nu sunt zile libere.