kalmamış ile cümle
kalmamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak, artık bunun geçerliliği kalmamıştır.حالياً، لم تعد هذه المسألة ذات صلة.
Futbolcular, ırkçılıkla sadece ten renklerinden dolayı yüz yüze kalmamışlardır.لا يجب أن نعامل الناس كما لو أنهم لا يستحقون العطف فقط بسبب عرقهم.
İzlanda'da Yahudi cemaati bugün neredeyse kalmamıştır.يهود عدن أصبح تقريبا ليس له وجود حاليا.
İki tarafın da taarruz gücü kalmamıştı.فشل كلاهما في التأهل للمرحلة التالية.
Grup daha önce hiç Londra'da kalmamıştı, odaklandıkları sorunları vardı.A banda nunca esteve em Londres antes, por isso eles tinham dificuldade em se concentrar.
Halkın bildiği kadarıyla, Sovyet uzay programı hiçbir zaman başarısızlığa maruz kalmamıştı.O povo tinha a impressão que o programa espacial soviética jamais experimentou falhas.
Çünkü, kendi ağabeyinin bile kendisine güveni kalmamıştır.Porém, não praticava sua religião.
O zaman Saffi ile Barınkay'ın ve Arsena ile Ottokar'ın evlenmelerine hiçbir itiraz konusu kalmamıştır.Agora não há objeção ao casamento de Saffi e Barinkay ou Ottokar e Arsena.
Bu bayrakları gösteren resimler günümüze kalmamıştır.Esses pavilhões permanecem inacabados até aos nossos dias.
Ayrı geçen altı yıldan sonra iki kardeşin ortak hiçbir noktası kalmamıştır.Depois de tanto tempo separados, os irmãos não tinham praticamente mais nada em comum.
Abazaca bilen ise kalmamıştır.Quem não é otário sabe disso.
İzlanda, coğrafi olarak Avrupa'dan dışlanmış gibi görünse de, İzlanda hiçbir zaman izole kalmamıştır.Apesar da sua separação física da Europa, a Islândia nunca se isolou.
Fakat orduda disiplin kalmamıştı.No programa não tinha nenhuma rigidez.
Bu camiden günümüze hiçbir iz kalmamıştır.Dessa ermida não resta hoje nenhum vestígio.
Kutsal İttifak Savaşları'ndan sonra, Avrupa'da bütünlük kalmamıştı.Abaixo de reis, ninguém fez o que ele fez na Europa.
Her iki tarafın da muharebelere devam edecek gücü kalmamıştı.Nenhum dos dois teve o direito de lutar novamente em Cuba.
Ne yazık ki, bu çalışmaların hiçbiri günümüze kalmamıştır.Infelizmente, nenhum destes trabalhos chegou a nossos dias.
Onu vurmaya çalışır, ama silahında mermi kalmamıştır.Ele apontou sua metralhadora para eles, mas a arma não disparou.
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.Não faltava mais nada!
Hele meşhur konak hamamlarından hemen hiçbiri bugün kalmamıştır.Hoje não resta quase nenhuma das grandes fazendas cafeeiras do passado.
Girit'in zaten bu tarihte Osmanlı Devleti ile pek bir bağlantısı kalmamıştı.Durante esta época, a Islândia teve relativamente poucos contatos com o mundo exterior.
Çünkü 1870’li yıllara gelindiğinde Çukuryurt’ta hiçbir Ermeni kalmamıştı.Em Braga, não havia Arcebispo desde 1827.
1096 yılına gelindiğinde Kilise bünyesinde hiçbir İngiliz kökenli piskopos kalmamıştır.Vanaf 1096 waren er geen Engelse bisschoppen meer.
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.Verder zijn er geen resten.
Bu bayrakları gösteren resimler günümüze kalmamıştır.Oude afbeeldingen tonen de vlag zoals deze nu nog is.
Fakat orduda disiplin kalmamıştı.Hij kon evenmin discipline herstellen in het leger.
Onu vurmaya çalışır, ama silahında mermi kalmamıştır.Zo probeert ze hem neer te schieten, maar haar pistool blijkt ongeladen.
Ölümüyle birlikte Nero Claudius Drusus ve Küçük Antonia'nın başka yaşayan torunu kalmamıştır.Met haar stierf het laatste nog levende kleinkind Nero Claudius Drusus en Antonia minor.
Mübadillerden yaşayan kimse kalmamıştır.Van de dragers is niemand meer in leven.
Zaten hem Arjantin'in hem de Brezilya'nın savaşacak gücü kalmamıştı.Peter wou echter niet zowel Brazilië als Portugal tegelijkertijd regeren.
Ancak, artık bunun geçerliliği kalmamıştır.Deze was echter niet meer geldig.
Böylece grubun orijinal üyesi kalmamıştır.Daarmee verdween het laatste oorspronkelijke lid van de groep.
Artık Almanya ve müttefikleri için yapacak çok bir şey kalmamıştı.Duitsland en zijn bondgenoten waren niet uitgenodigd.
Bu görüşmede bulunun hiç kimsenin, sonucun yeni bir savaş olacağına dair şüphesi kalmamıştı.Geen mens had ooit kunnen denken dat dit zou leiden tot een tweede wereldoorlog.
Bu yenilgiyle Safevîlerin saldırı gücü kalmamıştır.En aan scheuren is er geen tekort in deze gewelddadige sport.
Bugün bu surların pek kalıntısı kalmamıştır.Tegenwoordig zijn er nog maar schamele resten van over.
Bugün kaleden hiçbir izi kalmamıştır.Tegenwoordig is er geen spoor meer te bekennen van de burcht.
Miras konusunda üvey kız kardeşine hiçbir şey kalmamıştır.Ze gaf geen inzage in haar moeders literaire erfenis.
Fakat şehirde onları bir araya toplayacak bir lider kalmamıştır.Er was geen enkel ontwerp waarmee de gemeente zich kon verenigen.
Ama öyle bir ihtimalde kalmamıştı.Het kon zich echter als zodanig niet handhaven.
O yetkinliğe ulaşınca talep edilecek başka bir şey kalmamıştır.Als deze opdracht plaatsvindt voert Will deze opdracht uiteindelijk toch niet uit.
Diğer yandan Artemision Boğazı'nı tutmak için artık bir neden kalmamıştı.Tot nu toe zijn geen andere vondsten van het skelet van Longisquama gedaan.
Siyaset ile artık hiçbir alakası kalmamıştı.Bij die uitvoering speelde politiek geen rol meer.
Ondan sonra artık onun hiç parası kalmamıştı.Daarna had hij geen geld meer.
Of, dolma kalemimde hiç mürekkep kalmamış.Oeps, er zit geen ink meer in mijn vulpen.
Zurvanizm, Zerdüştlüğün bugün inananı kalmamış bir dalıdır.Dzisiaj ci, którzy nie wierzą, są zrozpaczeni z powodu waszej religii.
Udo hayattadır; fakat ailesinden geriye kimse kalmamıştır.Mieszko tedy powrócił wprawdzie z niewoli, lecz żony więcej nie zaznał”.
Mumu sönmüştür, mum yakacak kibriti kalmamıştır; Rodolfo'ya mumunu yakmak için gelmiştir.Jej świeca gaśnie, nie mając zapałek prosi Rodolfo o pomoc.
Zaten hem Arjantin'in hem de Brezilya'nın savaşacak gücü kalmamıştı.Szansę na awans miały zarówno Argentyna, jak i Brazylia.
Fakat orduda disiplin kalmamıştı.W wojsku upadła dyscyplina.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Dziś bez żadnych pozostałości.
Bu dönemden günümüze hiçbir yazılı belge kalmamıştır.Z tego okresu jednak nie zachowały się żadne źródła pisane.
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.Nic po niej nie pozostało.
Siyaset ile artık hiçbir alakası kalmamıştı.Nie było ono jednak związane z polityką.
Tapınaktan bugüne ulaşan hemen hiçbir iz kalmamış.Obecnie po świątyni nie ma żadnych śladów.
Bugün kaleden hiçbir izi kalmamıştır.Dziś po parku nie ma żadnych śladów.
Futbolcular, ırkçılıkla sadece ten renklerinden dolayı yüz yüze kalmamışlardır.Zawodnicy oznaczeni szarym kolorem nie poprawią swojego wyniku.
Ancak kentten günümüze pek bir şey kalmamıştır.Jestem pewien, że teraz miastu nic nie grozi.
Yangın ve yol genişletme çalışmaları sebebiyle orijinalliğinden eser kalmamıştır.Nie sposób więc dociec jej źródeł i dróg ekspansji.
Aynı koşullarda hiç istismara maruz kalmamış çocuklarda da yaşanmamış olayları aktarma eğilimi vardır.Ponadto zawsze - zgodnie z prawami Murphy'ego zdarzają się sytuacje nieoczekiwane.