kalmamış ile cümle
kalmamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tartışmalar sonucunda FIBA'nın, Euroleague Basketbol'un şartlarını kabul etme dışında seçeneği kalmamıştı.La FIBA esencialmente no tuvo más remedio que estar de acuerdo con los términos de la Euroleague Basketball.
O'nu hiçbir şekilde yönlendirmeme bile gerek kalmamıştı." dedi.Después de verla siento no haber querido dirigirla".
Tapınaktan bugüne ulaşan hemen hiçbir iz kalmamış.Del templo no ha quedado nada.
Artık çiçek seracılığı kalmamışsa da çicek mezatı devam etmektedir.Con la capa de invisibilidad, el niño continua haciendo travesuras.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Actualmente no quedan restos.
Öte yandan, piyasada Playstation 2'nin kaldığı kadar uzun süre kalmamıştır.Nunca se comercializaron las de PlayStation 2.
Usui bu şifa yöntemlerini uygulamakla kalmamış, birçok kişiye de öğretmiştir.Permitió que algunos de ellos vivieran con él y les enseñó.
"Piyangoda para kazandığınız gün, ölümünüze fazla kalmamıştır."«“Cuando tu cuerpo vale cinco euros, tu vida no vale nada”».
Düzgün bir planlama yapmanın imkanı kalmamıştı, üretim çarkları işleyemez hale gelmişti.Creía erróneamente, que no podía producir una dosis fatal.
İzlanda, coğrafi olarak Avrupa'dan dışlanmış gibi görünse de, İzlanda hiçbir zaman izole kalmamıştır.Benché geograficamente separata dall'Europa, l'Islanda non fu mai isolata.
2011 yılında yapıdan geriye modern yapılar arasında kaybolan bazı duvarlar dışında bir şey kalmamıştı.Nel 2011 di essa rimanevano solo alcuni muri, nascosti tra edifici moderni.
Ve o gemi de gittiğinde Orta Dünya'da Yüzük Kardeşliği'nden kimse kalmamış.Quando quella barca si allontanò, finì di esistere la Compagnia dell'Anello nella Terra di Mezzo.
O'nu hiçbir şekilde yönlendirmeme bile gerek kalmamıştı." dedi.Fortunatamente non ho mai avuto bisogno di usarle....»
Bu arada hiç paraları kalmamıştır ve otelden atılmak üzeredirler.Siccome non hanno soldi per pagare, sono costretti a lavorare nell'albergo.
Ancak kentten günümüze pek bir şey kalmamıştır.Oggi di quella città rimane ben poco.
Bu yüzden disk birleştirme ihtiyacı kalmamış olur.Questo sistema non richiede la partizione del disco fisico.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Ora non c'è più nulla da mangiare.
Bugün kaleden hiçbir izi kalmamıştır.Attualmente del castello non sono rimaste tracce.
Ayrıca OPEC üyesi ülkeler arasında herhangi bir birlik kalmamış durumdadır.In aggiunta, l'ESA ha diversi accordi con paesi non membri.
Bundan sonra Tuba Beyliği kalmamıştır.Da quel momento non avrà più cura d’anime.
Miras konusunda üvey kız kardeşine hiçbir şey kalmamıştır.Non ebbe eredi legittimi da sua moglie.
Sezonun ikinci yarısında sadece son maç bir mağlubiyet alan takım, beraberlik bile kalmamıştı.Nella serie più attesa del decennio otterranno però solo una vittoria, un pareggio e una sconfitta.
Diğerleri hepsi kaçarlar ama uzaklaşmak için zamanları kalmamıştır.Recuperano tutti e scappano, ma dimenticano tutto.
Ancak, artık bunun geçerliliği kalmamıştır.Per fortuna oggi non è più così.
Bu durumda İnönü Mevzii ilerisinde savunma yapmanın gereği kalmamıştır.Penso che non ci sia alcuna necessità di abbandonare la difesa in un processo a porte chiuse.
Lelegler'in Pedasa'sından iç kale dışında hemen hiçbir şey kalmamıştır.Del castello e dello spedale non è rimasto niente.
Bu bayrakları gösteren resimler günümüze kalmamıştır.Non sono note Bandiere sopravvissute conformi a questi ordini.
Artık bir amacı kalmamış, ne denli büyük yanlışlar yaptığının farkına varmış ve yaşama isteğini kaybetmiştir.Lei ancora una volta si lamenta perché lavorano troppo e dovrebbe godersi di più la vita.
Ailesinin ona yapmadığı kalmamıştır.Ella le assicurò che non sarebbe accaduto niente ai suoi famigliari.
Zurvanizm, Zerdüştlüğün bugün inananı kalmamış bir dalıdır.Сегодня мечеть открыта для верующих.
Tapınaktan bugüne ulaşan hemen hiçbir iz kalmamış.Сейчас от храма ничего не осталось.
Mahallede hiç genç kalmamıştır.Молодежи в деревне не осталось.
Artık Gheorghiu-Dej'in liderliğini tehdit edebilecek kimse kalmamıştı.Рассказывали, что никто не мог блокировать удары Ёситаки Фунакоси.
Haçlı şövalyelerin hiç atları kalmamıştı.Многие кавалеристы остались без лошадей.
Siyaset ile artık hiçbir alakası kalmamıştı.К политике это не имеет никакого отношения.
Aralık ayı sonunda iki tarafın da harekâtı sürdürecek gücü kalmamıştı.До конца месяца оба противника готовились к решительным действиям.
Udo hayattadır; fakat ailesinden geriye kimse kalmamıştır.Они чередуют службу в течение их жизни и никто не может занимать место кроме них.
Birleşik Krallık'ın bu bölgelerde neredeyse hiç tehdidi kalmamıştı.Гражданам США ничто не угрожало в этом суровом краю.
Ayrıca kendilerinden başka şehrin mirasçısı kalmamıştır.Он не оставил после себя прямых наследников.
Ancak kentten günümüze pek bir şey kalmamıştır.Сегодня от города почти ничего не осталось.
Bu halılarda arka, orta ve dış alanlarda kullanılmayan herhangi boş bir alan kalmamıştır.Никаких поддерживающих колонн, никаких подпор и подставок как в середине, так и снаружи нет.
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.В любом случае от него ничего не сохранилось.
Böylece grubun orijinal üyesi kalmamıştır.Таким образом, в группе не осталось ни одного изначального участника.
Hele meşhur konak hamamlarından hemen hiçbiri bugün kalmamıştır.Из всех населённых пунктов Финской волости на сегодня не осталось ни одного.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Сейчас от них ничего не осталось.
Şu an çeşitli sebeplerden dolayı burada hiç Oset kalmamıştır.В настоящее время ни одному из трёх государств этого по разным причинам не хотелось бы.
Köy, önceden çok kalabalıktı ama şimdi fazla kimse kalmamıştır.Раньше деревень было больше, но многие уже заброшены.
Ailesinin ona yapmadığı kalmamıştır.Своей семьи ей создать не удалось.
Bugün Ermeni mezarlığından eser kalmamıştır.Сегодня от бывшего кладбища ничего не осталось.
Ancak şu anda handan eser kalmamıştır.Сейчас на этом месте ничего не осталось.
Ne yazık ki, bu çalışmaların hiçbiri günümüze kalmamıştır.Однако ни одного из этих строений не сохранилось до наших дней.
Daha önce icra edilen tütün tarımcılığı günümüzde hemen hemen hiç kalmamıştır.Для древних ювелирные изделия имели совсем не ту ценность, которую имеют сегодня для нас.
Böylece, artık bu tarihten sonra başka hiçbir kimsenin "Dürzîlik" dinine girmesine olanak kalmamıştır.Теперь, до конца жизни, уже никто не мог ему заменить «большого Митрофана».
Demetrios Phalereus'un eserinden günümüze hiç iz kalmamıştır.Сегодня не будет дождя Оскар Густав Рейландер.
Fakat hem Brezilya'nın hem de Arjantin'in gücü kalmamıştı.Что же касается Уругвая, то ни Аргентина, ни Бразилия более не вмешивались в его политику столь активно.
Ancak, artık bunun geçerliliği kalmamıştır.И от них уже не зависит.
Bu bayrakları gösteren resimler günümüze kalmamıştır.Надписей на флаге теперь не было.
Fakat günümüzde bu bahçeler de kalmamış ve yerleşime açılmıştır.الجنة والنار، وأنهما مخلوقتان اليوم، خلافاً للمعتزلة.
Udo hayattadır; fakat ailesinden geriye kimse kalmamıştır.ثم..الرجعة والمآب لله وحده بلا شريك : ﴿إن إلى ربك الرجعى﴾.
Ancak kentten günümüze pek bir şey kalmamıştır.ولم يتبقى من القرية اليوم سوى القليل من آثارها.