kalmamış ile cümle
kalmamış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
2021 yılında Suriye'de hiç Yahudi kalmamıştı.[1]In 2021 there were no Jews left in Syria.[302]
O bebekken babası ölmüş ve ailesi iletişim halinde kalmamıştır.Her father died when she was a baby, and his family did not remain in contact.
İnsanlarda mahremiyet kalmamış.Die Menschen haben keine Privatsphäre mehr.
Uçuşun beş ila yedinci saatlerinden itibaren uzay aracından gelen canlılık göstergesi kalmamıştı.Nach etwa fünf bis sieben Stunden Flugzeit wurden vom Raumflugkörper keine Lebenszeichen mehr übermittelt.
Nihal'in artık kimsesi kalmamıştır.An die Existenz von Nihal glaubt jedoch keiner mehr.
Ayrıca kendilerinden başka şehrin mirasçısı kalmamıştır.An der Having selbst liegen keine Ortschaften.
Ancak kentten günümüze pek bir şey kalmamıştır.Von der Stadt ist nur wenig erhalten geblieben.
Bugün kaleden hiçbir izi kalmamıştır.Heute ist keine Spur mehr von der Burg erhalten.
Haçlı şövalyelerin hiç atları kalmamıştı.Doch die Kreuzzüge wurden nicht nur von Rittern ausgefochten.
Gelenek falan kalmamıştır.Somit entstand keine Tradition.
Daha sonra Şam' yönelmiş ancak fazla kalmamıştır.Sangara unterwarf sich, doch nicht für lange.
Sanatçı tablonun bu versiyonundan memnun kalmamış olmalıydı.Der Romanautor war mit dem Film nicht zufrieden.
Ancak, artık bunun geçerliliği kalmamıştır.Sie sind daher nicht mehr wohlgeordnet.
Udo hayattadır; fakat ailesinden geriye kimse kalmamıştır.Er war gemein zu seiner Umgebung, damit ihm nach seinem Ableben niemand nachtrauert.
Günümüzde ise pek kalıntı kalmamıştır.Es ist noch lange nicht Abend.
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.Es sind keine Reste übrig.
Bu yüzden disk birleştirme ihtiyacı kalmamış olur.Das solle jedoch nicht bedeuten, dass Disco Ensemble am Ende sei.
Bugün Suudi Arabistan'ın bulunduğu topraklarda Yahudi kalmamıştır.Heute ist jüdischer Gottesdienst im Königreich Saudi-Arabien verboten.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Heute sind keine Reste vorhanden.
Becky ve Sasha’nın Bayley’e saldırıları bununla sınırlı kalmamıştır.Bach und Beethoven besitzen diese Einfachheit nicht.
Zira bazı köylerde zingitlik denen mevkilerde zingit (Serik armudu) kalmamıştır.Zum Einen lebten in Ortschaften, die (fast) ausschließlich aus Ritterhöfen bestanden, keine Vollbauern.
Kocasının ölümü üzerine kendisine bakacak kimsesi kalmamıştı.Für den Tod ihres Mannes wurde sie nicht verantwortlich gemacht.
Ancak Sir Isaac Berlin'in kolej başkanlığı görevi bu başarıyla sınırlı kalmamıştır.Will Shermans akademische Laufbahn endet ohne Erfolg.
Tanıklık yapacak kimse kalmamıştır, senatörün bu işteki rolü hasır altına itilmiş olur.Kein Anschluss unter diesem Kollegen – Ein Autist im Job.
Bu dönemden günümüze hiçbir yazılı belge kalmamıştır.Schriftliche Aussagen hierzu fehlen aus jener Zeit.
Ayrıca telgrafhaneler de işgal altına alınmış ve resmî makamlar arasında iletişim imkânı kalmamıştı.Außerdem unterstanden Telegrafen der Regierung und keine private Gesellschaft war erlaubt.
Cephe gerisinde dahi güvenli bir bölge kalmamıştır.An hinterer Position seitlich keine Scheiben.
Miras konusunda üvey kız kardeşine hiçbir şey kalmamıştır.Über ihr Schwestergruppenverhältnis besteht noch keine Einigkeit.
Hayatı boyunca dolandırmadığı kimse kalmamıştır.Segantini blieb sein ganzes Leben staatenlos.
Siyaset ile artık hiçbir alakası kalmamıştı.Politisch spielte er keine Rolle mehr.
Onu vurmaya çalışır, ama silahında mermi kalmamıştır.Er will ihn erschießen, doch verklemmt sich die Pistole.
Günümüzde bu bölümde ağaç kalmamıştır.In diesem Bereich befinden sich heute Bäume.
Zurvanizm, Zerdüştlüğün bugün inananı kalmamış bir dalıdır.Ein Glöcklein ruft heute noch die Gläubigen zum Gebet.
Ancak şu anda handan eser kalmamıştır.Aber da hinten bleibt es leer.
Ne yazık ki, bu çalışmaların hiçbiri günümüze kalmamıştır.Keines ihrer Werke ist der heutigen Zeit noch erhalten.
Kutsal İttifak Savaşları'ndan sonra, Avrupa'da bütünlük kalmamıştı.Was immer auch in Europa geschah, Verstegen beschloss sein Leben nicht in der Heimat.
Ancak sonuçtan memnun kalmamış, umduğunu bulamamıştır.So suchte er um Abschied nach, den er aber nicht erhielt.
Bu durumda eli boş olarak geri dönmekten başka çare kalmamıştır.Diese bot dann keine freie Rückkehr mehr.
Ondan sonra artık onun hiç parası kalmamıştı.Puis, il n'avait plus eu d'argent.
Böylece grubun orijinal üyesi kalmamıştır.Le groupe ne contenait dès lors aucun membre original.
Ancak, artık bunun geçerliliği kalmamıştır.Il est donc certain qu'il n'aura plus d'utilité.
Bu dönemden günümüze hiçbir yazılı belge kalmamıştır.Il n'existe pas non plus de documents écrits de cette époque.
Su çok azdır.Bu sebeple köyde birkaç kişi dışında kimse kalmamıştır.Le pays est si ravagé, qu’il ne reste au village, que quelques habitants.
Bu yüzden Yaban Ahalinin gelecek için pek bir ümidi kalmamış durumda.L'espace libéré a alors un avenir très incertain.
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.À côté, rien ne demeure.
Bugün kaleden hiçbir izi kalmamıştır.Aucune trace du fort ne demeure aujourd'hui sur le site.
Böylece, artık bu tarihten sonra başka hiçbir kimsenin "Dürzîlik" dinine girmesine olanak kalmamıştır.Par la suite, plus personne ne se risque à s’aventurer dans cette forêt.
Siyaset ile artık hiçbir alakası kalmamıştı.Il n'y a plus de vie politique...
Gelenek falan kalmamıştır.La tradition n’est pas la coutume.
Cephe gerisinde dahi güvenli bir bölge kalmamıştır.Il ne reste au mur de fond aucune baie ancienne.
Ancak yolun yalnızca küçük bir bölümü toprak altında kalmamıştır.Seule une infime partie reste visible en surface.
Diğerleri hepsi kaçarlar ama uzaklaşmak için zamanları kalmamıştır.Beaucoup veulent partir, ne se sentant plus en sécurité.
Dolayısıyla artık bu yeni düzende bir itfaiye teşkilatına gereksinim kalmamıştır.Il ne reçut dès lors plus de commandement au feu.
Onu vurmaya çalışır, ama silahında mermi kalmamıştır.Él quiere dispararle, pero está sin balas.
Ancak, artık bunun geçerliliği kalmamıştır.Y, por supuesto dejaron de ser válidos.
O zaman Saffi ile Barınkay'ın ve Arsena ile Ottokar'ın evlenmelerine hiçbir itiraz konusu kalmamıştır.Ahora no habrá objeción alguna al matrimonio entre Saffi y Barinkay o el de Ottokár y Arsena.
Fakat hiçbir şey kalmamış geri.Del resto no ha subsistido nada.
Bu dönemden günümüze hiçbir yazılı belge kalmamıştır.De esos primeros años no quedan documentos escritos.
Şu an çeşitli sebeplerden dolayı burada hiç Oset kalmamıştır.Actualmente por varios motivos este partido no se juega.
Fakat hem Brezilya'nın hem de Arjantin'in gücü kalmamıştı.Ahora bien, no solo de las divisas vivía Argentina.