Bugün geç kalmak istemiyorum.I don't want to be late today.
Yalnız kalmak istediğimi sana söylemedim mi?Didn't I tell you I wanted to be alone?
Gerçekten pazartesiye kadar kalmak istiyor musun?Do you really want to stay until Monday?
Bugün burada kalmak zorunda olmadığını hiç kimse sana söylemedi mi?Didn't anybody tell you that you didn't have to be here today?
Tom bir hafta daha Boston'da kalmak zorunda kaldı.Tom had to stay in Boston for another week.
Burada olmak istemiyorsan, kalmak zorunda değilsin.If you don't want to be here, you don't have to stay.
Tom artık Boston'da kalmak istemiyordu.Tom didn't want to stay in Boston any longer.
Geç kalmak istemiyordum.I didn't want to be late.
Tom hastanede kalmak zorunda kaldı.Tom had to stay in the hospital.
Evde kalmak daha iyi olurdu.It would be better to stay home.
Tom Mary'nin neden evde kalmak istediğini anlayamadı.Tom couldn't understand why Mary wanted to stay at home.
Burada kalmaktan hoşlanacağımı sanıyorum.I think I'd like to stay here.
Akşam yemeği için kalmak ister misin?Do you want to stay for dinner?
Gerçekten üç gün daha kalmak ister misin?Do you really want to stay for another three days?
Muhtemelen daha fazla kalmak istemediğini biliyorum ama kalabilsen harika olurdu.I know you probably don't want to stay much longer, but it would be great if you could.
Sakin kalmak zorundayım.I have to stay calm.
Sakin kalmak zor.It's hard to stay calm.
Boston'da kaç gün kalmak istersin?How many days do you want to stay in Boston?
Tom hasta olduğu için okuldan sonra evde kalmak zorunda kaldı.Tom had to stay home from school because he was sick.
Neden o seninle arabada kalmak istiyor?Why does she want to stay in the car with you?
Onlarla kalmak istiyorum.I want to stay with them.
Onunla kalmak istiyorum.I want to stay with him.
Ben onlarla burada kalmak istiyorum.I'd like to stay here with them.
Ben onunla burada kalmak istiyorum.I'd like to stay here with him.
Zirveye çıkmak için her zaman rakibin iki adım önünde kalmak zorundasın.To come out on top, you have to stay two steps ahead of your opponent at all times.
Dan sonuçta burada kalmak hakkına sahiptir.Dan has the right to stay here after all.
Dan oksijensiz kalmaktan öldü.Dan died of asphyxiation.
Burada mümkün olduğu kadar uzun süre kalmak istiyorum.I'd like to stay here for as long as possible.
Mümkün olduğunca uzun süre burada kalmak istiyorum.I'd like to stay here as long as possible.
Birkaç gün kalmak istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to stay for a couple of days?
Tom'a bu yaz bizimle kalmak için gelmesini öneren yazı yazdım.I've written to Tom suggesting that he come stay with us this summer.
Çocuklar yaz aylarında serin kalmak için su tabancalarıyla oynamayı severler.Children love playing with squirt guns in the summer to stay cool.
Tom burada sizinle kalmak için söz verdi.Tom has promised to stay here with you.
Bu gece burada kalmak zorunda kalacağım.I'll have to stay here tonight.
Tom bizimle kalmak istiyor.Tom would like to stay with us.
Ne kadar süre hastanede kalmak zorundayım?How long do I have to stay in the hospital?
Yiyecek hayatta kalmak için gereklidir.Food is essential for survival.
Bazen sessiz kalmak daha iyidir.Sometimes it's better to remain silent.
Formda kalmak için egzersiz yaparım.I work out to stay in shape.
Ne kadar süre kalmak istersin?How long would you like to stay?
Ben sağlıklı kalmak için düzenli olarak spor yaparım.I do sports in order to stay healthy.
Penguenler sıcak kalmak için birbirlerine sokuldu.The penguins huddled together to stay warm.
Birçok soru cevapsız kalmaktadır.Many questions remain unanswered.
Ne kadar süre kalmak istiyorsun?How long do you want to stay?
Onlar kalmak istiyor.They want to stay.
Her zaman genç kalmak çok önemlidir.It is very important to stay young all time.
Onlar bütün gün evde kalmak zorundaydı.They had to stay home for a whole day.
Daha uzun süre kalmak ister misin?Would you like to stay longer?
Daha uzun süre kalmak ister misiniz?Would you like to stay longer?
Doktor Tom'un hastanede kalmak zorunda olmadığını söyledi.The doctor said that Tom didn't have to stay in the hospital.
Tom gece çalışırken uyanık kalmak için kahve içer.Tom drinks coffee to stay awake when he's studying at night.
Tom'un geç kalmak için iyi bir bahanesi olsa iyi olur.Tom had better have a good excuse for being late.
Eğer istemiyorsa Tom kalmak zorunda değil.Tom doesn't have to stay if he doesn't want to.
Tom eğer istemiyorsa kalmak zorunda değildi.Tom didn't have to stay if he didn't want to.
Tom hastanede kalmak zorunda değil.Tom doesn't have to stay in the hospital.
Tom bugün evde kalmak zorunda değil.Tom doesn't have to stay home today.
Tom kalmak zorunda değildi ama kaldı.Tom didn't have to stay, but he did.
Tom benimle kalmak zorunda değildi.Tom didn't have to stay with me.
Biz rekabetçi kalmak zorundayız.We have to remain competitive.
Tom kalmak zorunda değil.Tom doesn't have to stay.