Gerçek anlamda şiddet "görmek-izlemek" ya da maruz kalmak, "gerçek dünyada-üç boyutlu olarak" değil mi?Sino ver violencia de verdad, o estar envuelto en ella, en 3D. ¿Vale?
Gerçek anlamda şiddet "görmek-izlemek" ya da maruz kalmak, "gerçek dünyada-üç boyutlu olarak" değil mi?Trzeba zobaczyć przemoc albo brać udział w przemocy.
Gerçek anlamda şiddet "görmek-izlemek" ya da maruz kalmak, "gerçek dünyada-üç boyutlu olarak" değil mi?אלא באמת, לראות אלימות, להיות מעורב בה בשלושה מימדים.
Gerçek anlamda şiddet "görmek-izlemek" ya da maruz kalmak, "gerçek dünyada-üç boyutlu olarak" değil mi?لكن حقيقةً تشهد العنف، أو أن تكون مشاركاً فيه، بثلاثة أبعاد.
Gerçek anlamda şiddet "görmek-izlemek" ya da maruz kalmak, "gerçek dünyada-üç boyutlu olarak" değil mi?関わったりするのは、三次元空間の中なのです ミラーニューロンシステムが機能しています
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.A divatőrültek a trendek előtt akarnak járni.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.Đối với thời trang, họ muốn đứng trước cái đường cong.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.E gli amanti della moda, vogliono stare sulla cresta dell'onda.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.Fashionistas willen altijd de eerste zijn met iets nieuws.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.Für Fashionistas ist es, dass sie die Nase vorn haben wollen.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.패셔니스타(멋쟁이)들은 남들 보다 앞서기를 바라죠.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.Les fashionistas veulent garder un temps d'avance sur la mode.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.Los fashionistas, quieren ir por delante.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.Modni ludzie chcą wyprzedzać trendy.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.Os 'fashionistas' querem andar à frente do comboio.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.Pentru obsedații de modă, aceștia doresc să fie înaintea tuturor.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.Untuk pengemar adibusana, mereka selalu ingin jadi yg terdepan.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.Οι φασιονίστες, θέλουν να είναι πάντα επικεφαλής.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.Тъй като модистите, те искат да стоят начело.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.Что касается тех, кто связан с модой, они хотят всегда опережать других.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.Що стосується тих, хто пов'язаний з модою, вони завжди хочуть бути попереду інших.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.עבור ה"פשיוניסטים", הם מעוניינים להשאר בראש הגל.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.بالنسبة لعشاق الموضة، يريدون أن يبقوا في الطليعة.
Gerçek moda tutkunları ise bu çan eğrisinin dışında kalmak istiyorlar.最先端にいたいと考えています 皆と同じ服など着たくはないのです
Geride kalmaktan korkuyordum.Avevo sempre paura di rimanere indietro.
Geride kalmaktan korkuyordum.Eram mereu speriată că rămâneam în urmă.
Geride kalmaktan korkuyordum.Ich hatte immer Angst, hinter dem Zeitplan zu sein.
Geride kalmaktan korkuyordum.Jag var alltid rädd för att hamna efter.
Geride kalmaktan korkuyordum.J'avais toujours peur de prendre du retard.
Geride kalmaktan korkuyordum.뒤처질까봐 항상 두려워했죠.
Geride kalmaktan korkuyordum.Siempre tuve miedo de estar quedándome atrás.
Geride kalmaktan korkuyordum.תמיד פחדתי שאני לא מספיקה.
Geride kalmaktan korkuyordum.ニューヨークに 育った人間には
Geri dönüp aynı kokuda kalmak, veya orta hattı geçip yeni birşey denemek için karar vermeli.되돌아 갈 것인지 아니면 같은 향 속에 있을 것인지 말이죠. 아니면 중간 지점을 넘어서
Geri dönüp aynı kokuda kalmak, veya orta hattı geçip yeni birşey denemek için karar vermeli.Rozhodnúť sa, či sa otočí a zostane v rovnakom pachu alebo prejde hranicou a skúsi niečo nové.
Geri dönüp aynı kokuda kalmak, veya orta hattı geçip yeni birşey denemek için karar vermeli.עליו להחליט אם לפנות בחזרה ולהישאר באותו ריח, או אם לחצות את קו האמצע
Geri dönüp aynı kokuda kalmak, veya orta hattı geçip yeni birşey denemek için karar vermeli.لابد لها من أن تقرر إذا كانت سترجع وتبقى في نفس الرائحة ، أم أنها تعبر الخط النصفي
Geri dönüp aynı kokuda kalmak, veya orta hattı geçip yeni birşey denemek için karar vermeli.同じ匂いに留まるか、 真ん中を越えて 新しいものに挑むか。
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Aku harus pergi dan hidup, atau tinggal dan mati.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Azt kell elment és élő, vagy marad és meghal.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Debo haber desaparecido y vivir, o quedarse y morir.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Devo essere andato e vivere, o restare e morire.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Devo ter ido embora e viver, ou ficar e morrer.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Eu trebuie să fiu plecat şi de a trăi, sau de şedere şi să moară.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Ich muss weg und zu leben, oder bleiben und sterben.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Ik moet weg en leven, of blijven en sterven.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Jag måste vara borta och leva, eller stanna och dö.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Je dois être parti et de vivre, ou rester et mourir.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Jeg skal være væk og leve, eller blive og dø.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Minun täytyy olla poissa ja elää, tai jäädä ja kuolee.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Moram biti več in v živo, ali začasnega prebivališča in umre.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Musím preč a žiť, alebo zostať a zomrieť.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Musím pryč a žít, nebo zůstat a zemřít.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Muszę zniknąć i żyć, albo zostać i umrzeć.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Tôi phải đi và sống, hoặc ở lại và chết.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Πρέπει να φύγει και να ζήσει, ή να παραμείνουν και να πεθάνουν.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Аз трябва да се отиде и да живее, или да останат и да умре.
Gitmiş olacak ve canlı ya da kalmak ve ölmek gerekir.Я должен исчезнуть и жить, или остаться и умереть.
Güvenli Seyahat". ve ana fikri, çaresiz kalmaktansa, güçlü olmalıyız.Het idee is om niet hulpeloos te zijn; we moeten sterker zijn.
Güvenli Seyahat". ve ana fikri, çaresiz kalmaktansa, güçlü olmalıyız.점차적으로 필요하다" 의 줄임말이죠 그리고 이 아이디어는, 무기력해지는 것 대신, 우리는 더 강해져야 합니다.