Çünkü bu hayat değil. Bu özgürlük değil. Sadece hayatta kalmak.Mert ez nem élet, nem szabadság, csak túlélés.
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet!Jeg vil ikke være her længere...
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet!Nem maradok tovább egy percet se!
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet!Nie chcę tu zostać!
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet! Sonunda!Jag vill inte vara här längre...
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet! Sonunda!Já tady taky nechci...
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet! Sonunda!J'en ai marre d'être là !
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet! Sonunda!Ker nočem več ostati tu.
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet! Sonunda!Minä en halua enää olla täällä!
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet! Sonunda!Perché non voglio restare pių qui!
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet! Sonunda!¡Porque ya no quiero quedar más tiempo aqui!
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet! Sonunda!Want ik wil hier nu weg.
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet! Sonunda!Επειδή δεν θέλω μείνω εδώ άλλο!
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet! Sonunda!А не искам да стоя повече тук!
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum. Evet!А не искам да стоя повече тук!
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum.Não quero ficar aqui! Finalmente!
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum.Pentru că nu mai vreau să stau aici.
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum.Weil ich hier wirklich nicht länger bleiben will.
Çünkü burada daha fazla kalmak istemiyorum.لأننى لا أريد البقاء هنا أكثر من ذلك
Çünkü bu sisteme bağlıyız. Hayatta kalmak için insanların organize olması gerekiyordu.Om te overleven moest de mens zichzelf organiseren.
Çünkü günde 4 dolarla yaşıyorsanız, hayatta kalmak için yaşıyorsunuzdur ve sürdürülebilir olmanız gerekir.하루에 4달러로 살아야 하는 경우, 생존에 매달릴 수 밖에 없고, 스스로를 지탱해야만 하기 때문입니다.
Çünkü günde 4 dolarla yaşıyorsanız, hayatta kalmak için yaşıyorsunuzdur ve sürdürülebilir olmanız gerekir.É porque, quando vivemos com 4 dólares por dia, temos de sobreviver e de ser sustentáveis.
Çünkü günde 4 dolarla yaşıyorsanız, hayatta kalmak için yaşıyorsunuzdur ve sürdürülebilir olmanız gerekir.Maar als je leeft op vier dollar per dag, dan leef je om te overleven, en dan moet je wel duurzaam leven.
Çünkü günde 4 dolarla yaşıyorsanız, hayatta kalmak için yaşıyorsunuzdur ve sürdürülebilir olmanız gerekir.Tapi karena ketika anda hanya punya 4 dollar per hari, anda harus bertahan hidup dan anda harus berkelanjutan.
Çünkü günde 4 dolarla yaşıyorsanız, hayatta kalmak için yaşıyorsunuzdur ve sürdürülebilir olmanız gerekir.זה בגלל שכאשר אתה חי על 4 דולר ליום אתה חי כדי לשרוד ואתה חייב קיימות (ניצול מלא של המשאבים)
Çünkü günde 4 dolarla yaşıyorsanız, hayatta kalmak için yaşıyorsunuzdur ve sürdürülebilir olmanız gerekir.生き残りをかけての生活なので 持続可能でなければなりません 利用するエネルギーが どこから来ているかを知る必要があり
Daha ne kadar otelde tıkılı kalmak zorundayım?Bon sang, combien de tempsNvais-je devoir être cloîtrée dans un hôtel ?
Daha ne kadar otelde tıkılı kalmak zorundayım?Meddig kell még abban a hotelben bezárva lennem?
Daha ne kadar otelde tıkılı kalmak zorundayım?Πόσο καιρό πρέπει να μείνω κλεισμένη στο ξενοδοχείο;
Daha ne kadar otelde tıkılı kalmak zorundayım?كم من الوقت علي ان ابقى في الفندق؟
Delilikte takılı kalmak istemezsiniz. Takılı kalmak istemezsiniz, hep hareket halinde olmak istersiniz.Non vuoi impazzire, non vuoi rimanere fermo, vuoi continuare a muoverti.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.Da gab es eine Kaiserin Maria Theresia, die Schwierigkeiten mit der Empfängnis hatte.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.Där fanns kejsarinnan Maria Theresa som hade problem att bli gravid.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.Di mana ada permaisuri Maria Theresa yang mengalami kesulitan mengandung.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.Keď mala panovníčka Mária Terézia problém s počatím.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.Ở đó có một vị nữ hoàng Maria Theresa người mà đã gặp khó khăn trong việc thụ thai.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.Où il y avait une impératrice Maria Theresa qui avait de la difficulté à tomber enceinte.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.Se făcea că o împărăteasă, Maria Tereza, avea probleme cu a concepe.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.Tam byla císařovna Marie Terezie, která měla problémy s početím.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.Volt egy Mária Terézia nevű császárnő, aki sehogy sem tudott teherbe esni.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.Waar een keizerin was, Maria Theresa die moeite had zwanger te raken.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.Στην οποία η αυτοκράτειρα Μαρία Θηρεσία, είχε πρόβλημα στη σύλληψη.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.Императрица по имени Мария Тереза никак не могла зачать ребёнка.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.Където имало една императрица Мария Тереза, която имала проблеми със зачеването.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.שבו גרה מריה טרזה האצילה האוסטרית, שהייתה לה בעיה להיכנס להריון.
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.حيث كانت الامبراطورة " ماريا تيريزا " والتي كانت تعاني من مشكلة في الحمل
Der ki, Maria Theresa adında, hamile kalmakta sıkıntı çeken bir imparatoriçe varmış.妊娠できずにいました で 宮廷医師がこう進言しました
Dizayn süreci gerçekten zordu, hayatta kalmak için savaşmak gibi.A tervezési folyamat igen kemény volt, szinte a túlélésért küzdöttünk.
Dizayn süreci gerçekten zordu, hayatta kalmak için savaşmak gibi.Der Designprozess war ziemlich hart, beinahe wie ein Überlebenskampf.
Dizayn süreci gerçekten zordu, hayatta kalmak için savaşmak gibi.El proceso de diseño fue muy duro, como una lucha por la supervivencia.
Dizayn süreci gerçekten zordu, hayatta kalmak için savaşmak gibi.Het ontwerpproces was erg lastig, bijna een strijd om te overleven.
Dizayn süreci gerçekten zordu, hayatta kalmak için savaşmak gibi.Il processo di design fu veramente duro, quasi una lotta per la sopravvivenza.
Dizayn süreci gerçekten zordu, hayatta kalmak için savaşmak gibi.디자인 업무는 생존을 위한, 아주 고된, 투쟁처럼 느껴지기도 합니다.
Dizayn süreci gerçekten zordu, hayatta kalmak için savaşmak gibi.Le processus de conception était très difficile, presque comme une lutte pour la survie.
Dizayn süreci gerçekten zordu, hayatta kalmak için savaşmak gibi.O processo de "design" foi mesmo difícil, quase uma luta pela sobrevivência.
Dizayn süreci gerçekten zordu, hayatta kalmak için savaşmak gibi.Proces návrhov bol naozaj ťažký -- skoro ako boj o prežitie.
Dizayn süreci gerçekten zordu, hayatta kalmak için savaşmak gibi.Procesul de proiectare a fost într-adevăr dificil, aproape ca o luptă pentru supraviețuire.
Dizayn süreci gerçekten zordu, hayatta kalmak için savaşmak gibi.Quá trình thiết kế rất là gay go, gần giống như một cuộc giằng co cho sự sống.
Dizayn süreci gerçekten zordu, hayatta kalmak için savaşmak gibi.Η σχεδιαστική διαδικασία ήταν πραγματικά σκληρή, σχεδόν σαν μάχη για την επιβίωση.
Dizayn süreci gerçekten zordu, hayatta kalmak için savaşmak gibi.Процесс проектирования был и в самом деле жестокий, практически как борьба за выживание.