Hastanede kalmak zorunda değilsin.You don't have to stay in the hospital.
Hastanede kalmak zorunda mıyım?Do I have to stay in the hospital?
Tedavi için hastanede kalmak zorundasın.You should stay in the hospital for treatment.
Orada kalmak için onun nedenleri var.He has his reasons for staying there.
O, kuzeni ile birlikte kalmak için gitti.He went to stay with his cousin.
Eve gitmek ve ofiste işte kalmak arasında tereddüt etti.He wavered between going home and remaining at work in the office.
O yatakta kalmak zorunda kaldı.He had to stay in bed.
Bütün gün evde kalmak zorundaydılar.They had to stay at home all day.
O zamandan beri yurt dışında kalmaktadır.She has remained abroad ever since.
Anne, kalmak için ayda en az bir kez bize gelir.Mother comes to stay with us at least once a month.
Hokkaido'da kalmaktan hoşlandın mı?Did you enjoy staying in Hokkaido?
Uyanık kalmak için biraz daha kahve içmek zorunda kalabilirim.In order to stay awake I may have to drink more coffee.
Fırtına yüzünden evde kalmak zorundaydık.Because of the storm, we were obliged to stay at home.
Öyleyse, birisinin hatasını düzeltmekte geç kalmak diye bir şey yoktur.Well, there's no such thing as being too late to correct one's faults.
Hayat bisiklet sürmek gibidir. Dengede kalmak için hareket etmeye devam etmelisin.Life is like riding a bicycle. To keep your balance you must keep moving.
Borca girmeden Tokyo gibi büyük bir şehirde ayakta kalmak zor.It's really difficult to survive in a big city like Tokyo without endebting oneself.
Keşke seninle kalmak ve konuşmak için zamanım olsa.I wish I had the time to stay and talk with you.
Olduğumuz gibi kalmak istiyoruz.We wish to remain what we are.
Bütün yatakta kalmakta başka seçeneğim yoktu.I had no choice but to stay in bed all day.
Tom bugün evde kalmak zorunda mı?Does Tom have to stay home today?
Benim düşünceme göre, geç saatlere kadar uyanık kalmak senin sağlığın için kötüdür.In my opinion, staying up late is bad for your health.
Bütün gün yatakta kalmak zorundayım.I have to stay in bed all day.
Geç kalmaktan korktum.I was afraid I'd be late.
Shishir çeviri yapmak için dışarı çıktığı zaman, en iyisi evde kalmaktır.When Shishir comes out to translate, it's best to remain indoors.
Hangisini tercih edersin, bir sinemaya gitmek ya da evde kalmak?Which would you rather do, go to a movie or stay at home?
İçeride kalmaktansa dışarı çıkmayı tercih ederim.I would prefer to go out than stay in.
Dışarıda kalmak dışarı çıkmaktan daha kolaydır.It is easier to stay out than to get out.
Şiddetli havalarda, evde kalmak en iyisidir.In severe weather, it's best to stay indoors.
Trajik haberleri duyduktan sonra, o yalnız kalmak için dışarı çıktı.After hearing the tragic news, he went outside to be alone.
Ben evde kalmak ya da dışarı çıkmak konusunda emin değilim.I'm not sure whether to stay home or go out.
Sessiz kalmak için Dasein'in söyleyecek bir şeyi olmalı.In order to remain silent Dasein must have something to say.
Facebook'ta kalmaktansa dışarı gitmeyi tercih ederim.I prefer going outside to spending time on Facebook.
Sadece yalnız kalmak istediklerini söylediler.They said they only wanted to be left alone.
Kalmak için çekinmeyin.Feel free to stay.
Sessiz kalmak amaçsız konuşmaktan daha iyidir.It is better to remain silent, than to talk without purpose.
O, bir hafta hastanede kalmak zorunda kaldı.He had to stay in hospital for a week.
Bu gibi durumlarda sakin kalmak en iyisidir.In situations like these, it's best to remain calm.
Burada kalmak güvenli midir?Is it safe to stay here?
Kış burada kalmak gibi görünüyor.It looks like winter is here to stay.
Burada kalmak daha güvenlidir.It's safer to stay here.
Tam burada kalmak daha güvenlidir.It's safer to stay right here.
Gelecek yaz tatilinde bizimle kalmak ister misiniz?Would you like to stay with us next summer vacation?
O, Londra'da kalmaktan yararlandı ve İngilizcesini büyük ölçüde geliştirdi.She profited from her stay in London and considerably improved her English.
Kalmaktan zevk aldığınızı umuyoruz.We hope you enjoyed your stay.
Tom bir hafta hastanede kalmak zorundaydı.Tom had to stay in the hospital for a week.
Tom geç kalmak istemiyor.Tom doesn't want to be late.
Tom evde kalmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like to stay at home.
Tom her gün küçük ofisinde tıkılı kalmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like being cooped up in his small office every day.
Tom, Mary ile temasta kalmaktadır.Tom stays in touch with Mary.
Tom, Mary ile bir hafta sonu daha geçirmek zorunda kalmaktan ödü patladı.Tom dreaded having to spend another weekend with Mary.
Tom Mary'ye yardımcı olmak için evde kalmak zorunda değil.Tom doesn't have to stay home to help Mary.
Tom Mary'nin kalmak için eve geri döndüğünü duyduğunda kulaklarına güçlükle inandı.Tom could hardly believe his ears when he heard that Mary was coming back home to stay.
Tom'un gerçekten yapmak istediği evde kalmak ve televizyon izlemekti.What Tom really wanted to do was stay at home and watch TV.
Evde kalmak sıkıcıdır.Staying at home is boring.
Akşam yemeğine kalmak ister misiniz?Would you like to stay for dinner?
Canım bügün evde kalmak ve bir şey yapmamak istiyor.Today I just feel like staying at home and doing nothing.
Geç kalmak istemem.I don't want to be late.
Geç kalmak istemiyorum.I don't want to be late.
Tom hayatta kalmak için ne gerektiğini anlıyor.Tom understands what it takes to survive.
Tom amacının geç kalmak olmadığını söyledi.Tom said that he didn't mean to be late.