Çünkü yalnız kalmak istemiyorsun.It's because you don't want to be alone.
Ben bir gece kalmak istiyorum.I'd like to stay for one night.
Yalnız kalmak istemiyorsanız size eşlik edebilirim.If you don't want to stay alone, I can keep you company.
Bir kriz anında sakin kalmak ve kontrolü kaybetmemek gereklidir.It is essential to keep calm in a time of crisis and avoid going haywire.
Evde kalmak dışarı çıkmaktan daha iyidir.It is better to stay in than go out.
Firmamız kıyasıya rekabete karşı hayatta kalmakta başarısız oldu.Our company failed to survive against cutthroat competition.
Evde kalmak eğlenceli değildir.Staying home isn't fun.
Evde kalmaktansa dışarı çıkmayı tercih ederim.I would rather go out than stay at home.
Ne olursa olsun, sakin kalmak zorundasın.Whatever happens, you have to stay calm.
Yağmurlu bir günde en iyisi evde kalmaktır.The best bet on a rainy day is to remain indoors.
Ben bütün gün yatakta kalmak zorunda kaldım.I had to stay in bed all day.
Doktor formda kalmak için biraz spor yapmaya başlamamı tavsiye etti.The doctor advised me to take up some sport to stay in shape.
Artık kalmak istiyor musun?Do you want to stay any longer?
Bir gece daha kalmak istiyorum. Mümkün mü?I'd like to stay one more night. Is that possible?
Kalmaktan başka seçeneğim yoktu.I had no choice but to stay.
İçeride kalmak için çok güneşli.It's too sunny to stay inside.
Ama sonuna kadar kalmak zorunda değilsiniz.But you don't have to stay to the end.
O mevkideki bir kitapçı hayatta kalmak için yeterli para para kazanmaz.A bookstore in that location wouldn't make enough money to survive.
Daha uzun kalmak zaman kaybıdır.It's a waste of time to stay longer.
O kalmak için buradadır.He is here to stay.
Niçin bu sıcakta Londra'da kalmak zorundasın?Why do you have to stay in London in this heat?
Bunda anonim kalmak istiyorum.I want to remain anonymous in this.
Bu konuda anonim kalmak istiyorum.I want to remain anonymous in this.
Bu sabah çok erken kalmak zorunda mıydın?Did you have to get up very early this morning?
Amcam şu anda Hong Kong'da kalmaktadır.My uncle is staying in Hong Kong at present.
Gitmekte ya da kalmakta özgürsün.You are free to go or stay.
Evde kalmak zorunda değilsin.You don't have to stay home.
İki gün yatakta kalmak zorunda kaldım.I have had to stay in bed for two days.
Sadece sessiz kalmak zorundasın.You have only to keep silent.
Sessiz kalmak için akıllı olabilirsin.You might be wise to remain silent.
Gitmek ya da kalmak senin kararın.It's your decision whether you go or stay.
San Fransisko'yu bir dahaki ziyaretimde o otelde kalmak istiyorum.Next time I visit San Francisco, I'd like to stay at that hotel.
Bugün canım evde kalmak yerine dışarı gitmeyi istiyor.I feel like going out rather than staying at home today.
Bugün hava güzel, bu nedenle evde kalmaktansa dışarı çıkmayı tercih ederim.It is very fine today so I would rather go out than stay at home.
Bu gece burada kalmak istiyoruz.We would like to stay here tonight.
Bu gece havaalanına yakın bir otelde kalmak zorundayım.I have to stay at a hotel near the airport tonight.
Sonuna kadar kalmak zorunda değilsiniz.You don't have to stay to the end.
Kalmak isteyenler kalabilirler.Those who want to remain may do so.
Çocuklardan bazıları ayakları üstünde kalmak için çok zayıftı.Some of the children were too weak to stay on their feet.
Burada kalmak için nedenimiz yok.We have no reason for staying here.
Hasta olduğum için evde kalmak zorundaydım.Being sick, I had to stay home.
Üç gündür Kyoto'da kalmaktayım.I have stayed in Kyoto for three days.
Bir yıl boyunca kalmak amacıyla dört yıl önce Japonya'ya geldim.I came to Japan four years ago intending to stay for one year.
Burada daha uzun kalmak istiyorum.I want to stay here longer.
Ben burada kalmak istiyorum.I want to stay here.
Orada iki gün daha kalmak istedim.I wanted to stay there two days longer.
Otobüs bekleyerek burada kalmaktansa yaya gitmeyi tercih ederim.I would rather go on foot than stay here waiting for the bus.
Yalnız kalmak istiyorum.I don't like to be alone.
Ben evde kalmak zorundayım.I have to stay home.
Sağlıklı kalmak istediğim için egzersiz yapıyorum.I exercise because I want to stay healthy.
Geride kalmak yerine terk etmeyi seçtim.I chose to leave instead of staying behind.
Batı tarzı bir otelde kalmak istiyorum.I'd like to stay in a Western-style hotel.
Aslında, yerleşik halk radyoaktif ışınlara maruz kalmaktadır.In fact, the inhabitants have been exposed to radioactive rays.
Ben senin otelinde kalmak istiyorum.I'd like to stay at your hotel.
Burası kalmak için çok sıcak.It is too hot to stay here.
Uyuyakalmak geç kalmak için bir mazeret değildir.Over-sleeping is no excuse for being late.
Formda kalmak için ne yaparsın.What do you do to stay in shape?
Geç kalmak ona yakışmıyor.It is unlike him to be late.
Küçük işletmeler ayakta kalmak için kemerlerini sıkacaklar.Small businesses will have to tighten their belts to survive.
Japonya'da ticari bir otelde kalmak daha az pahalıdır.In Japan it is less expensive to stay in a Business hotel.