kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Marika neden Japonlara bu kadar hayran kalmış?Why was Marika so fascinated with Japan?
Hasta adam sadece bir deri bir kemik kalmıştı.The sick person was only skin and bones.
Trafikte sıkıştığım için geç kalmıştım.I was late because I got stuck in traffic.
Almanya'da bir günleri daha kalmıştı.They had one more day left in Germany.
Tom, Mary'nin günlüğünü buldu ama sadece son üç sayfası kalmıştı.Tom found Mary's diary, but only the last three pages remained.
Biraz geç kalmıştı.She was a bit late.
Geçmiş geçmişte kalmıştır. Onun hakkında yapabileceğin hiçbir şey yok.The past is the past. There's nothing you can do about it.
Bu size kalmış değil.It's not up to you.
Bu tamamen size kalmış.It's totally up to you.
Şimdi onlara kalmış bir şey.It's up to them now.
Bu bize kalmış.It's up to us.
Bu sana ve bana kalmış.It's up to you and me.
Bu şimdi size kalmış.It's up to you now.
Bu sana kalmış, Tom.It's up to you, Tom.
O Tom'a kalmış.That's up to Tom.
O size kalmış.That's up to you.
Onunla ne yapacağınız size kalmış.What you do with it is up to you.
Onlarla ne yapacağınız size kalmış.What you do with them is up to you.
Bugün uyuya kalmışım.I overslept today.
Her zamanki gibi Tom geç kalmıştı.As usual, Tom was late.
Belki Tom'un kalmış biraz şekeri vardır.Maybe Tom has some candy left.
Bu tamamen Tom'a kalmış.That's entirely up to Tom.
Tam Mary'nin tahmin ettiği gibi Tom geç kalmıştı.Tom was late, just like Mary predicted.
Biz neredeyse çok geç kalmıştık.We were almost too late.
İlgilenmem gereken yarım kalmış işler var.I have some loose ends to tie up.
Tom'un arabası bir hizmet için geç kalmış.Tom's car's overdue for a service.
Bunu yapmak bize kalmış.It's up to us to do it.
Tom bir şeyi yarım kalmış bırakmayı sevmiyor.Tom doesn't like to leave anything unfinished.
O saat geri kalmış.That clock is slow.
Telefonun ahizesi açık kalmıştı.The phone was off the hook.
Bu tamamen sana kalmış.That's entirely up to you.
Jim evimde kalmıştı.Jim had stayed at my house.
Tamam, biz nerede kalmıştık?OK, where were we?
Bu Tom'a kalmış, bana değil.That's up to Tom, not me.
Sana geç kalmış mutlu bir doğum günü diliyorum.Wishing you a belated Happy Birthday.
O, her zamanki gibi geç kalmıştı.He was late, as always.
Biz Tom'un partisine varıncaya kadar kalmış yiyecek olacağını sanmıyorum.I don't think there's going to be any food left by the time we get to Tom's party.
Tom bazı yarım kalmış işleri bağlayacak.Tom is going to want to tie up some loose ends.
Acele ederseniz, satın almanız için hâlâ bazı seçim ögeleri kalmış olabilir.If you hurry, there still might be some choice items left for you to buy.
Tren otuz dakika geç kalmıştı.The train was thirty minutes late.
Tom muhtemelen Boston'da kalmış olabilir.Tom might possibly have stayed in Boston.
Çok fazla kalmış elma yok.There aren't very many apples left.
Şimdi bana kalmış.Now it's up to me.
Gerçekten çok geç kalmıştım.I was really late.
Bu tünelin çökmeyeceğinden emin olmak mühendislere kalmış.It's up to the engineers to make sure that this tunnel doesn't collapse.
O onlara kalmış.That's up to them.
O ona kalmış.That's up to him.
O onlara kalmış, bana değil.That's up to them, not me.
O tamamen onlara kalmış.That's entirely up to them.
Tom her zamanki gibi okula geç kalmıştı.Tom was late for school as usual.
Tom'un bunu yapmadığından emin olmak bize kalmış.It's up to us to make sure Tom doesn't do that.
Şimdi Tom'a kalmış.It's up to Tom now.
Mary'nin yapması gereken şeyi yaptığından emin olmak Tom'a kalmış.It's up to Tom to make sure Mary does what she's supposed to do.
Boş zamanınızı nasıl geçireceğiniz size kalmış.It's up to you how you spend your free time.
Tom ağzı açık kalmış görünüyordu.Tom seemed stunned.
O, iş görüşmesine geç kalmıştı.He was late for the job interview.
İşe geç kalmıştım.I was late for work.
Tom evliliğinde mutsuz kalmıştır.Tom remained miserable in his marriage.
Tom fiziksel ve duygusal istismara maruz kalmıştı.Tom was subject to physical and emotional abuse.
Dünyamız üzerinde çok az yer uygarlık tarafından rahatsız edilmeden kalmıştır.Very few places on our earth remain undisturbed by civilization.