Michael yeniden kalkar.Kyo se levantou uma vez mais.
Fakat deve, yükleri indirmeye başlamadan kalkar ve yola devam eder...Além do mais, prometem deixar a terra incólume quando partirem...
Bir ara Buffy, uykusundan uyanır ve yataktan kalkar.Depois da meia noite, Bonham adormeceu e foi levado para a cama.
Onu Buffy'lerin evinde yakarlar ve büyü ortadan kalkar.O monstro incendia a cafeteria usando um feitiço e mata Burly.
Annem erken kalkar.Mamãe se levanta cedo.
Kyle da onu öldürmeye kalkar.Kyle moet hem vermoorden.
Ocak ve Şubat aylarında yağan kar Mart ayı ortalarında (yüksek yerler hariç) kalkar.De afgebeelde hemellichamen stellen de Maan (boven) en Mars (midden achtergrond) voor.
Ve Harry'i öldürmeye kalkar.Ze willen Frank vermoorden.
Londra'da bulunan King's Cross istasyonunun 9¾ numaralı peronundan kalkar.Deze trein vertrekt vanaf Perron 9¾ op King's Cross Station in Londen.
Aişe, "Yalnızca Allah'a şükretmek için ayağa kalkarım; (Muhammed'e hitaben) sana değil," dedi.Met Gods hulp, en die heb ik God zij dank, komen ze van mij niets te weten."
Rüyasını gerçekleştirmeye kalkar.Zijn droom zou uitkomen.
Harry'den evet cevabını alınca kalkar ve Harry'nin ölmüş olduğunu ilan eder.Deze legt alle vragen van Harry uit en weet hem te vertellen dat Harry niet dood is.
Trenler, yoğun saatlerde iki ile beş dakikada bir kalkar.Doorgaande treinen leggen de afstand af in 2 uur en 15 minuten.
Normalde saat 6.00 da kalkarım.Ik sta gewoonlijk op om 6 uur.
Ben genellikle altıda kalkarım.Ik sta gewoonlijk op om 6 uur.
Ben genellikle saat 6:00 da kalkarım.Ik sta gewoonlijk op om 6 uur.
Genellikle saat sekizde kalkarım.Ik sta meestal om acht uur op.
Ben saat altıda kalkarım.Ik ben om zes uur opgestaan.
Trenimiz sekiz buçukta kalkar.Onze trein vertrekt om half negen.
Babam erken kalkar.Mijn vader staat vroeg op.
İtle yatan bitle kalkar.Een vuile adem besmet 't reine glas.
Nihayet İncil'deki bir öyküden ilham alarak oğlunu kurban etmeye kalkar.Korzystając z tego zwycięstwo doprowadził do uznania jego synów za następców.
Çoğu kez "Devlet yok edilmez", "ortadan kalkar" olarak ifade edilir.Na ogół tłumaczy się to jako: Zniszczcie tę hańbę!
Rüyasını gerçekleştirmeye kalkar.Jego marzenie się spełnia.
Eğer sebebi viral bir ajansa, durum çoğunlukla bir hafta içinde ortadan kalkar.W przypadku wirusa choroba ustępuje samoistnie w ciągu tygodnia.
Daha yavaş bir müzik çalmaya başlayınca Barbara ve Ray dansa kalkarlar.Gdy powoli się obniżała, Jack i Rose patrzyli na siebie.
Kyle da onu öldürmeye kalkar.Z tego powodu Kull zabija go.
Birkaç saat içinde ayağa kalkarak annelerini izlemeye başlarlar.Po kilkunastu dniach ruszają za matką i rozpoczynają samodzielne żerowanie.
Onlar kalkar kalkmaz gemi patlar.Gdy mieli odpływać, nie mogli odcumować okrętu.
Çok kısa bir süre sonra Lavigne masadan kalkar.Gmina już niedługo zniknie z map.
Harry'den evet cevabını alınca kalkar ve Harry'nin ölmüş olduğunu ilan eder.Zaczyna podejrzewać, że Kay go uwodzi, aby on wyrzekł się zemsty na Harrym.
Tanrısal (İlahi) irade kuramı hukuku Tanrı'ya dayandırır ve ancak onun istemesi dahilinde ortadan kalkar.Owo „dno” (niem. Grund) duszy pochodzi bezpośrednio od Boga i do niego tęskni.
Genellikle saat altıda kalkarım.Zazwyczaj wstaję o szóstej.
Belirtiler, yaşlıların üçte ikisinde ortadan kalkarken, %3 ila %10 arasında devam eder.Medan symtomen försvinner hos ca två tredjedelar hos äldre, kvarstår de hos mellan 3 och 10 %.
Eğer sebebi viral bir ajansa, durum çoğunlukla bir hafta içinde ortadan kalkar.Om orsaken är ett virus, försvinner sjukdomen som regel inom en vecka.
İyleşir, ayağa kalkar ve işlerine devam eder.Folk börjar till och med resa sig och gå.
Faraday, Alpert'ı vurmaya kalkar.Dafgård kan syfta på...
Birkaç saat içinde ayağa kalkarak annelerini izlemeye başlarlar.Nyfödda ungar kan efter några timmar följa sin moder på egna ben.
Belirtiler, yaşlıların üçte ikisinde ortadan kalkarken, %3 ila %10 arasında devam eder.Незважаючи на те, що напади зникають у двох третин літніх людей, у 3-10 % вони залишаються.
Harry'den evet cevabını alınca kalkar ve Harry'nin ölmüş olduğunu ilan eder.Проте, коли він вирішив, що Гаррі вже мертвий, то зняв захист.
Eğer sebebi viral bir ajansa, durum çoğunlukla bir hafta içinde ortadan kalkar.При процедурі, виконаній належним чином, розріз загоюється вже через кілька тижнів.
Uçak sabah saat 8:00'de kalkar.Літак відлітає о восьмій годині ранку.
Her zaman altıda kalkarım.Я завжди встаю о шостій.
Genellikle saat sekizde kalkarım.Зазвичай я встаю о восьмій годині.
Çok erken kalkarım.Я дуже рано прокидаюся.
Çok erken kalkarım.Я прокидаюся дуже рано.
Tom 6.30'da kalkar.Том встає о пів на сьому.
Kyle da onu öldürmeye kalkar.A také chce Kirka zabít.
Eğer sebebi viral bir ajansa, durum çoğunlukla bir hafta içinde ortadan kalkar.Je-li onemocnění způsobeno virem, obvykle odezní do jednoho týdne.
Stuart ayağa kalkar, Murdoc ondan etkilenir.Spaste se, Murdoch se blíží .
Billy o arada ayağa kalkar ve konuşmaya başlar.Robot v jednu chvíi vstane a začne hovořit.
İyleşir, ayağa kalkar ve işlerine devam eder.Rychle vstane a tančí dál.
Harry'den evet cevabını alınca kalkar ve Harry'nin ölmüş olduğunu ilan eder.Proto zalže, že je Harry mrtvý.
Rüyasını gerçekleştirmeye kalkar.Splnění svého snu se nedočkal.
Belirtiler, yaşlıların üçte ikisinde ortadan kalkarken, %3 ila %10 arasında devam eder.U zhruba dvou třetin starších pacientů se příznaky zlepší, u 3 až 10 % však přetrvávají.
Böylece dövizle ödeme yapma zorunluluğu ortadan kalkar.Mimo to mělo odpadnout placení dovolené.
Michael yeniden kalkar.Curând Anne și-a revenit.
Rüyasını gerçekleştirmeye kalkar.Cred în realizarea viselor mele.
Aişe, "Yalnızca Allah'a şükretmek için ayağa kalkarım; (Muhammed'e hitaben) sana değil," dedi.(19: 58) Spune: „Vedeți că este de la Dumnezeu, iar voi nu credeți!
Birkaç saat içinde ayağa kalkarak annelerini izlemeye başlarlar.Oricum în primele două săptămâni stau mai mult așezate și păzite de mama lor.