Durum gittikçe kötüleşir ve Di Xin kendi oğullarını bile öldürmeye kalkar.一直苦於阿説示預言其子將會殺害自己的事情。
Ellen ayağa kalkar ve ormana doğru kaçar.亨利感到十分羞愧,逃到了旁边的森林里。
Nihayet İncil'deki bir öyküden ilham alarak oğlunu kurban etmeye kalkar.因為其子被預言為毀滅世界的惡魔,所以將嬰兒時的愛送至現代。
Rüyasını gerçekleştirmeye kalkar.讓夢想能夠實現。
Tam o sırada Thor kalkar ve ona saldırır.最後,湯米否決並朝她發動攻擊。
Süreli kanunlar ise kendiliğinden kalkar (Bütçe Kanunu gibi).這些定律是「絕對定律」(exact law)。
Heyecanlandığı zaman, ensesindeki kısa tacı kalkar.當怒氣到達頂點時,腦內的回路會短路。
Çok sinirlenen anlatıcı bir balta ile kediyi öldürmeye kalkar.嘴坏,很容易怄人生气的猫。
Belirtiler, yaşlıların üçte ikisinde ortadan kalkarken, %3 ila %10 arasında devam eder.虽然约三分之二的老年人症状会消失,但仍有3-10%的老年患者症状会持续下去。
Fakat bu fobi, genellikle çocuklar banyonun kötü bir şey olmadığını anladıklarında ortadan kalkar.그러나 두려움은 어린이들에게 일반적으로 나타나는 일이므로 그들은 목욕이 두려워 할 일이 아니라는 것을 배워야 한다.
Yaz dönemleri ise bu faaliyetler ortadan kalkar.하지만 그 이전의 여름 동안, 사유리가 갑자기 사라진다.
5 Ocak 1642 günü Avam Kamarasına bizzat gelerek kendisine muhalif beş vekili tutuklamaya kalkar.1952년 1월 16일에 신설되었으며 5개 지방 자치체를 관할한다.
Eğer bir kullanıcı virüs bulaşmış programı başlatmaya kalkarsa, ilk olarak virüsün kodu çalıştırılır.사용자가 감염된 프로그램을 실행하려고 하면 바이러스 코드가 동시에 실행될 수 있다.
Eğer elektrik akımı çok azsa, vorteksler yerleşik hal alır ve direnç ortadan kalkar.만약 전류가 충분히 작다면, vortex는 정지해있고 비저항은 사라진다.
Nihayet İncil'deki bir öyküden ilham alarak oğlunu kurban etmeye kalkar.시호를 원(元)이라 하였고, 작위는 아들 유고가 이었다.
Eğer sebebi viral bir ajansa, durum çoğunlukla bir hafta içinde ortadan kalkar.אם הגורם הוא נגיפי המחלה תתפתח בדרך כלל בתוך שבוע אחד.
Julian, Penelope ve David'in ölümünü öğrenince kendini yakarak canına kıymaya kalkar ama kurtulur.אדליין נבהלת ולמרות הפצרותיו של וויליאם, מחליטה לברוח.
Ellen ayağa kalkar ve ormana doğru kaçar.אליס בורחת ונמלטת אל היער.
Cornelia önce bayılır; sonra intihar etmeye kalkar.מרסינה מבטיחה לעצמה שתתאבד לפני כן.
İyleşir, ayağa kalkar ve işlerine devam eder.לפתע היא מתעוררת, נעמדת על רגליה ומתחילה לרוץ.
Ben her zaman erken kalkarım.אני תמיד קם מוקדם.
Ben her zaman erken kalkarım.אני תמיד משכים קום.
Eğer sebebi viral bir ajansa, durum çoğunlukla bir hafta içinde ortadan kalkar.Ако се дължи на вирусен агент, състоянието обикновено се подобрява в рамките на една седмица.
Ve Harry'i öldürmeye kalkar.Всички мислят, че той иска да убие Хари.
Belirtiler, yaşlıların üçte ikisinde ortadan kalkarken, %3 ila %10 arasında devam eder.Макар и симптомите да отзвучават при около две трети от възрастните хора, при 3 до 10% продължават.
Michael yeniden kalkar.Хенри се повдига.
Refleksler ortadan kalkar.Хватателният рефлекс постепенно изчезва.
Tekrar ayağa kalkar ve odanın boyutunu ölçmeyi tekrar dener.Тогава той счупва крак и отбора отново поема към дъното на класирането.
Buffy ise, "Defol... git!" der ve ayağa kalkar.През това време Али крещи над него „Стани и се бий“.
Çoğu kez "Devlet yok edilmez", "ortadan kalkar" olarak ifade edilir.Държавата при социализма в крайна сметка би трябвало да стане излишна и „да изчезне сама“.
Tom altıda kalkar.Том става в шест часа.
Betty'ye dönüşen Diane Selwyn (Naomi Watts) yatağından kalkar.Diane Selwyn (glumi ju Naomi Watts) budi se u svom krevetu.
Harry'den evet cevabını alınca kalkar ve Harry'nin ölmüş olduğunu ilan eder.Harry joj šapne da je, a ona ga proglasi mrtvim.
Eğer sebebi viral bir ajansa, durum çoğunlukla bir hafta içinde ortadan kalkar.Ako je uzrok zaraze virus, stanje se obično povlači unutar jednog tjedna.
Onlar yürürken Joe Chill adlı hırsız onları soymaya kalkar.Ispred kazališta ih opljačka Joe Chill koji ubije njegove roditelje.
Tüm zamanlama hataları ortadan kalkar.Svakakve se računalne pogreške pojavljuju.
İyleşir, ayağa kalkar ve işlerine devam eder.Npr. сходить (otići i vratiti se pješice, npr.
Unvan Orta Çağda İskandinavya'da ortadan kalkarken, İngiltere'de kullanılmaya devam edildi.Unatoč neuspjehu do sredine 1970-ih je ostala u Danskoj, te bila uspješna u Skandinaviji.
Süreli kanunlar ise kendiliğinden kalkar (Bütçe Kanunu gibi).Sekcia by mala mať pritom sama zákonodárne právo (legislatives Recht).
Eğer sebebi viral bir ajansa, durum çoğunlukla bir hafta içinde ortadan kalkar.Če gre za virusni izvor, bolezen običajno izzveni v enem tednu.
Kalkar ve kükrer, tekrar okyanusun derinliklerine gider.Žalosten in osamljen odide nazaj na dno jezera.
Durum gittikçe kötüleşir ve Di Xin kendi oğullarını bile öldürmeye kalkar.Slaba vest ga toliko izmuči, da se začne sam obtoževati svojih grehov.
Bihigi sarsıarda erde turabıt = Biz sabahleyin erken kalkarız.Zjutraj se s sončno vprego povzpne iz morja, zvečer se pa vanj vrača.
Birkaç saat içinde ayağa kalkarak annelerini izlemeye başlarlar.Beveik iš karto po gimdymo jaunikliai stojasi ant kojų, o jau po dviejų valandų gali sekti paskui motiną.
Onlar kalkar kalkmaz gemi patlar.Ją pakėlus, upe gali praplaukti laivai.
Rüyasını gerçekleştirmeye kalkar.See oli tema unistuse täitumine.
Tanrısal (İlahi) irade kuramı hukuku Tanrı'ya dayandırır ve ancak onun istemesi dahilinde ortadan kalkar.Tema nõul sind ju surmati ja ainult jumalate tahtel ja tänu minule jäid sa ellu.
Bayram sabahı erkekler erkenden kalkar, erkek çocuklarıyla beraber namaza giderler.Urbepüha hommikul käivad poisid pajuurbadega tüdrukuid äratamas, et siis selle tasuks pühade ajal mune saada.
5'te kalkar, 5:30'da evden çıkar, 6'da da masama otururdum.5時半に自宅を出発、6時には机に 誰かが来るまでの3時間を
5'te kalkar, 5:30'da evden çıkar, 6'da da masama otururdum.Ставах в 7ч. сутринта, излизах от дома си в 7,30 и сядах на бюрото си в 8.
9 kez düşer, 10 kez kalkarsınız.9 lần ngã thì 10 lần đứng dậy.
9 kez düşer, 10 kez kalkarsınız.Caes 9 veces, te levantas 10.
9 kez düşer, 10 kez kalkarsınız.De cazi de nouă ori, te ridici de 10.
9 kez düşer, 10 kez kalkarsınız.Devětkrát spadnete, desetkrát se postavíte.
9 kez düşer, 10 kez kalkarsınız.Elesel kilenc alkalommal, felkelsz tízszer.
9 kez düşer, 10 kez kalkarsınız.Jatuh 9 kali, bangun 10 kali.
9 kez düşer, 10 kez kalkarsınız.아홉 번 넘어지면 열번 일어나야지요
9 kez düşer, 10 kez kalkarsınız.Met vallen en opstaan...
9 kez düşer, 10 kez kalkarsınız.Neun mal Fallen, zehn Mal aufstehen.
9 kez düşer, 10 kez kalkarsınız.On tombe neuf fois, on se relève dix.