Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Il ne fait aucun doute que les frais, fort, l'air pur de la lande a eu beaucoup d' faire avec elle.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.황무지에서 신선하고 강력한, 깨끗한 공기가 좋은 거래를했다고 의심의 여지가 없습니다 그걸로 뭘.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Não há dúvida de que o ar fresco, puro forte da charneca tinha muito a fazer com ele.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Nem kétséges, hogy a friss, erős, tiszta levegőt a láp volt sokat köze hozzá.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Není pochyb o tom, že čerstvý, silný, čistý vzduch od Moor měl hodně dělat.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Nie ma wątpliwości, że świeże, mocne, czyste powietrze z moor miał wiele do z nim zrobić.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Niet pochýb o tom, že čerstvý, silný, čistý vzduch od Moor mal veľa robiť.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Nobenega dvoma ni, da je svež, močan, čist zrak iz barje je bilo veliko, da storiti z njim.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.No hay duda de que el aire fresco, fuerte y pura desde el páramo había una gran cantidad de hacer con él.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Non vi è alcun dubbio che il fresco, forte, l'aria pura dalla brughiera aveva molto da che fare con esso.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Nu există nici o îndoială că proaspăt, aer puternic, curat din mlaştină a avut o afacere mare face cu el.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Tidak ada keraguan bahwa, segar kuat, udara murni dari tegalan itu memiliki banyak untuk lakukan dengan itu.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Δεν υπάρχει αμφιβολία ότι το νωπό, ισχυρό, καθαρό αέρα από το Moor είχε πολλά να σχέση με αυτό.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Існує ніяких сумнівів, що свіжий, сильний, чисте повітря з болота було багато з ним робити.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Няма никакво съмнение, че пресни, силен, чист въздух от тресавище имаше голяма сделка за правят с нея.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.Существует никаких сомнений, что свежий, сильный, чистый воздух из болота было многое с ним делать.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.אין ספק כי טרי, אוויר חזק, טהור מן הערבה היה הרבה מה לעשות עם זה.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.ليس هناك شك في أن وقوية العذبة والهواء النقي من المستنقع لديها الكثير ل علاقة معها.
Kalkan taze, güçlü, temiz hava çok şey olduğuna dair hiçbir şüphe yok. onunla.それを行う。 それは彼女の食欲を与え、そして風が彼女を攪拌していたと戦っていたように
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Benne voltak a kongói nők, akik most kezdenek talpraállni.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Bol konžskými ženami, ktoré sa teraz začínajú búriť.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Byly to ženy z Konga, které teď povstávají.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.C"était les femmes congolaises qui se lèvent maintenant.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Det var de kongolesiska kvinnorna som nu reser sig.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Eram as mulheres congolesas que agora se revoltam.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Eran las mujeres congolesas que están levantándose ahora.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Erano le donne Congolesi che si stavano sollevando.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Erau femeile congoleze care acum se ridică.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Es waren die kongoleischen Frauen, die sich jetzt erheben.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Het waren de Congolese vrouwen die nu in opstand komen.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Itu adalah wanita Kongo yang kini bangkit.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.그것은 이제 일어서고 있는 콩고 여자들이었습니다.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Nó chính là những người phụ nữ Congo đang tăng lên từng ngày.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.To kobiety z Kongo, które teraz powstają.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Ήταν οι γυναίκες του Κονγκό που τώρα εξεγείρονται.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Именно женщины Конго сейчас восстали.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Това бяха жените на Конго, които сега се надигат.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.Це були жінки з Конго, які саме зараз повстали.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.היו אלה הנשים הקונגולזיות אשר עתה עולות.
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.وكانت المرأة الكونغولية التي تنهض الآن
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.コンゴの女性たちでした 母がこの世を去る
Kongolu kadınlardı şimdi ayağa kalkan.系依家勇敢企起身嘅 剛果女人。
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.A aby bezbožným zbraňováno bylo světla jejich, a rámě vyvýšené zlámáno bylo?
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.a brezbožnim se jemlje njih luč, in povzdignjena rama bo strta.
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.A tak nech je odňaté od bezbožných ich svetlo, a vysoké rameno nech sa poláme!
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.då berövas de ogudaktiga sitt ljus, och den arm som lyftes för högt brytes sönder.
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.De gudløses Lys toges fra dem, den løftede Arm blev knust.
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.E dos ímpios é retirada a sua luz, e o braço altivo se quebranta.
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.Entonces la luz es quitada a los impíos, y es quebrantado el brazo enaltecido
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.E' sottratta ai malvagi la loro luce ed è spezzato il braccio che si alza a colpire
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.Hogy a gonoszoktól elvétessék világosságuk, és a fölemelt kar összetöressék?
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.I aby była zawściągniona od niepobożnych światłość ich, a ramię wysokie było pokruszone.
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.jumalattomilta riistetään heidän valonsa, ja kohonnut käsivarsi murskataan.
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.악인에게는 그 빛이 금한바 되고 그들의 높이 든 팔이 꺾이느니라
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.og de ugudelige unddras sitt lys*, og den løftede arm knuses. / {* d.e. mørket; JBS 24, 17.}
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.Pentruca cei răi să fie lipsiţi de luminalor, şi braţul care se ridică să fie zdrobit?
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.Pour que les méchants soient privés de leur lumière, Et que le bras qui se lève soit brisé?
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.Sự sáng đã cất khỏi kẻ ác , Cánh_tay chúng_nó giơ lên , đã bị gãy rồi .
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.Sự sáng đã cất khỏi kẻ ác, Cánh tay chúng nó giơ lên, đã bị gãy rồi.
Kötülerin ışıkları alınır, Kalkan kolları kırılır.Terang siang terlalu cerah bagi orang tak bertuhan, dan menahan mereka melakukan kekerasan