Sağdaki nesne ise 5 yıl icinde kullanimdan kalkacak.Sedangkan objek di sebelah kanan kadaluarsa setelah lima tahun.
Sağdaki nesne ise 5 yıl icinde kullanimdan kalkacak.Terwijl het object aan de rechterkant na vijf jaar achterhaald is.
Sağdaki nesne ise 5 yıl icinde kullanimdan kalkacak.Trong khi đó vật bên phải thì lỗi thời chỉ sau 5 năm.
Sağdaki nesne ise 5 yıl icinde kullanimdan kalkacak.Tymczasem myszka jest przestarzała już po 5 latach.
Sağdaki nesne ise 5 yıl icinde kullanimdan kalkacak.Wohingegen der Gegenstand rechts schon nach fünf Jahren überholt ist.
Sağdaki nesne ise 5 yıl icinde kullanimdan kalkacak.Zatímco předmět napravo je zastaralý po pěti letech.
Sağdaki nesne ise 5 yıl icinde kullanimdan kalkacak.Αντιθέτως, το αντικείμενο στα δεξιά είναι απαρχαιωμένο μετά από πέντε χρόνια.
Sağdaki nesne ise 5 yıl icinde kullanimdan kalkacak.В то время как предмет справа морально устаревает за пять лет.
Sağdaki nesne ise 5 yıl icinde kullanimdan kalkacak.Докато предметът отдясно е остарял след пет години.
Sağdaki nesne ise 5 yıl icinde kullanimdan kalkacak.בעוד שהחפץ מימין הוא מיושן אחרי חמש שנים.
Sağdaki nesne ise 5 yıl icinde kullanimdan kalkacak.سواء هذه الأداة على اليمين قد إنتهى إستخدامها بعد خمسة سنوات .
Sağdaki nesne ise 5 yıl icinde kullanimdan kalkacak.相違がもう一つあります
Sanırım büyülenmiş gibi kalkacaksın hı?Ich denke ich werde einfach magisch rüber kommen, hä?
Sanırım büyülenmiş gibi kalkacaksın hı?Ik denk dat ik gewoon op een miraculeuze manier zal kunnen staan...?
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.Dragostea nu va pieri niciodată. Proorociile se vor sfîrşi; limbile vor înceta; cunoştinţa va avea sfîrşit.
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.El amor nunca deja de ser. Pero las profecías se acabarán, cesarán las lenguas, y se acabará el conocimiento
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.사랑은 언제까지든지 떨어지지 아니하나 예언도 폐하고 방언도 그치고 지식도 폐하리라
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.La carità non avrà mai fine. Le profezie scompariranno; il dono delle lingue cesserà e la scienza svanirà
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.La charité ne périt jamais. Les prophéties prendront fin, les langues cesseront, la connaissance disparaîtra.
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.Láska nikdy neprestáva. Ale buď proroctvá, budú zmarené; buď jazyky, umĺknu; buď veda, bude zmarená.
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.Láska nikdy nevypadá, ačkoli proroctví přestanou, i jazykové utichnou, i učení v nic přijde.
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.Ljubezen nikoli ne mine; če pa so darovi proroštva, ponehajo, ali jeziki, umolknejo, ali spoznanje, preide.
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.Rakkaus ei koskaan häviä; mutta profetoiminen, se katoaa, ja kielillä puhuminen lakkaa, ja tieto katoaa.
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.Любовь никогда не перестает, хотя и пророчества прекратятся, и языки умолкнут, и знание упразднится.
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.האהבה לא תבל לעולם אך הנבואות הנה תבטלנה והלשנות תכלינה והדעת תבטל׃
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.المحبة لا تسقط ابدا. واما النبوات فستبطل والألسنة فستنتهي والعلم فسيبطل.
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.愛 是 永 不 止 息 . 先 知 講 道 之 能 、 終 必 歸 於 無 有 . 說 方 言 之 能 、 終 必 停 止 、 知 識 也 終 必 歸 於 無 有
Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.愛是 永不 止息 . 先知 講道 之 能 、 終必歸於無 有 . 說方言 之 能 、 終必 停止 、 知識 也 終必歸於 無有
Su vermeseydik banyo suyunu içmeye kalkacaktı.Daca nu ii dadeam apa, Ar fi napustit sa bea apa pentru baie.
Su vermeseydik banyo suyunu içmeye kalkacaktı.Gdyby nie dostał wody <br />wypiłby wodę z wanienki.
Su vermeseydik banyo suyunu içmeye kalkacaktı.Kalau kita tak memberinya minum, pasti dia akan minum air di bak mandi.
Su vermeseydik banyo suyunu içmeye kalkacaktı.Αν δεν της είχαμε δώσει νερό, θα χιμούσε να πιεί το νερό του μπάνιου της.
Su vermeseydik banyo suyunu içmeye kalkacaktı.Если бы не дали ей воду, она бы в ванной наглоталась
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:A Howard sa okamžite vydal na cesty, a navštevoval konferencie po celej krajine, vystúpil a povedal,
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:A Howard se ihned vydal na cestu, a jezdil na konference po celé zemi, stoupal si a říkal,
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:En Howard ging meteen op pad, en hij ging naar congressen in heel het land, en ging staan en zei:
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:Howard imediatamente fez-se à estrada, e foi a conferências por todo o país, onde se levantava e dizia:
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:Howard lähti välittömästi liikkeelle ja kiersi konferensseissa ympäri maata, nousi ylös ja sanoi:
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:Howard odwiedził konferencje w całym kraju. Howard odwiedził konferencje w całym kraju. Mówił:
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:Howard reste omedelbart iväg på konferenser runt hela landet. Han stod upp och sa
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:In Howard se je nemudoma odpravil na cesto, šel je na konference po vsej državi, vstaljal je in govoril,
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:하워드는 즉시 사무실을 박차고 나왔습니다. 그리고 나라 곳곳의 컨퍼런스마다 달려가서 이렇게 외치고 싶었습니다.
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:Şi Howard a pornit imediat la drum, şi a mers la conferinţe prin toată ţara, s-a ridicat şi a spus:
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:Und Howard machte sich sofort auf, und er reiste zu Konferenzen im ganzen Land, er stand auf und würde sagen:
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:Và Howard ngay lập tức lên đường, ông đến các hội thảo trên khắp cả nước, để phát biểu rằng,
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:Y Howard en seguida se fue de gira e iba a conferencias alrededor del país y se ponía de pie y decía:
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:Και ο Χάουαρντ αμέσως βγήκε στο δρόμο, και πήγαινε σε συνέδρια σε όλη τη χώρα, και σηκωνόταν και έλεγε,
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:Говард одразу ж вирушив у подорож і на безлічі конференцій по всій країні вставав і промовляв:
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:И Говард незамедлительно отправился в дорогу, он участвовал в конференциях по всей стране, выходил и говорил:
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:Хауард незабавно поел на път, участвал в конференции из цялата страна, изправял се и казвал:
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:והווארד יצא מייד לדרך. הוא הלך לכנסים בכל רחבי המדינה, עמד על הבמה ואמר,
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:وإنطلق هاورد إلى الشارع على الفور وتحدث في مؤتمرات كثيرة في جميع انحاء الولايات المتحدة, كان يقف ويقول,
Ve Howard hemen yola düştü, tüm ülkede konferanslar verecek, ayağa kalkacak ve şöyle diyecekti:全国のカンファレンスに出かけ そして講演で語りました 「完璧なペプシを探していたのが間違いだった
Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.Az ég és a föld elmúlnak, de az én beszédeim semmiképen el nem múlnak.
Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.››Az ég és a föld elmúlnak, de az én beszédeim semmiképen el nem múlnak.
Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.››Az ég és a föld elmúlnak, de az én beszédeim soha el nem múlnak.
Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.Cerul şi pămîntul vor trece, dar cuvintele Mele nu vor trece.
Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.››Cerul şi pămîntul vor trece, dar cuvintele Mele nu vor trece.
Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.››De hemel en de aarde zullen verdwijnen, maar mijn woorden zullen blijven.
Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.El cielo y la tierra pasarán, pero mis palabras no pasarán