Ana içeriğe geç
Sözlük

kalk ile cümle

kalk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Kyle da onu öldürmeye kalkar.David accepte de le tuer.
Kırsal ve Bölgesel Kalkınma Bakanlığı (Malezya).Ministère du développement rural et de l’eau / République du Mali.
Ancak sonrasında yalnız kalmanın etkisiyle depresyona girer ve intihara kalkışır.Plus tard, regrettant ce qu'il a fait, il déprime et se suicide.
Kamelyada otururken ayağa kalkmak istedi.Il a pris sa retraite à Camberley.
Persler Kalkedon'a Phocas'ın devrilmesinden önce varmışlardı.Les Perses sont arrivés en Chalcédoine avant que Phocas ne soit renversé.
1605 - Guy Fawkes İngiltere'de Westminster Sarayı'nı havaya uçurmaya kalkıştı.1720, Angleterre : Fitz tente de voler la pierre de Scone dans l'abbaye de Westminster.
13 Ağustos'ta Kalküta'ya geldi.Il arrive à Alger le 13 août.
Kalker madeni bakımından zengin bir mahalledir.Le département est une zone riche en minéraux.
İki eski bakanın dokunulmazlıkları kalktı.Les deux anciens ministres ne furent pas inquiétés.
Böyle bir kalkınma, siyasi gücün geniş ölçüde iktisadi güce tabi kılınması yüzünden demokratik de değildir."C'est très désagréable quand ce genre de force politique arrive au pouvoir ».
Esav yiyipiçtikten sonra kalkıp gitti.Il se relève après avoir éjaculé.
Arkadaşı, Ali'yi öldürmeye kalkınca arkadaşının ölümüne sebep olmuştur.Un canard l'a fait suite à la mort de son camarade.
Kar uzun süre kalkmaz.La neige ne séjourne pas.
Erkenden kalktım ve yola çıktım.Je pus me dégager et m’enfuir.
Bu modelin küçük tekerlekleri bulunuyordu ancak zırhlı kalkanı yoktu.Par exemple, il possédait des chevaux, mais pas de carrosse.
Tüm zamanlama hataları ortadan kalkar.L’ensemble des fautes est traduit en temps.
18 Temmuz - Milli Kalkınma Partisi kuruldu.18 octobre : la fête du petit troupeau.
Nietzschean personel Tyr Anasazi sezon sonunda atağa kalkar.Jean-Luc Vannuchi annonce son départ en fin de saison.
İHA, kalkışını mancınık ile ya da konvansiyonel olarak gerçekleştiriyor.Sa croissance se fait de manière solitaire ou subgrégaire.
Pilot, lövyeyi sola eğdiğinde soldaki yatırgaç kalkar, sağdaki yatırgaç ise iner.Le pilote se plaçait à droite tandis que le mitrailleur était à gauche.
Kalkmak kelimesi ile akrabadır.La parenté avec « Kopf » est probable.
1992 yılında bütün mülkleri Güzelce köyü tarafından satın alınarak ortadan kalkmıştır.En 1992, l'ensemble est racheté et réhabilité par la commune.
Giysi iniş ve kalkış esnasında giyilmedi.Il danse, même en se déshabillant et s'endormant.
Fakat tamamen ortadan kalkması da beklenmemektedir.Néanmoins, il semblerait qu'il ne soit pas totalement abandonné.
Kalkanın her iki yanında da şekerkamışı yer almaktadır.Les jaunes trouvent de leur côté de la canne à sucre.
Thrór buranın da ele geçirildiğini anladığında ve terk etmeye kalkıştığında artık çok geç kalmıştı.Lorsqu'il se décida enfin à se retirer sur Graz, il était déjà trop tard.
Yedi yıllık ekonomik kalkınma planı kabul edilmiştir.Un moratoire de 7 ans fut décidé.
Refleksler ortadan kalkar.Les projecteurs s’évanouirent.
Doğal yapı malzemesi kalker ve silis taşlarıdır.Elles sont faites de pierres naturelles et de verre.
Böylece Avrupa'da 1990 öncesinin askeri, ekonomik ve siyasi kutuplaşması önemli ölçüde ortadan kalkmıştır.Au début du mois d'octobre, la situation politique et militaire en Europe avait énormément changé.
ODTÜ koçluğu sırasında, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nda (UNDP) çalışmıştır.Elle a travaillé pour le Programme des Nations unies pour le développement (PNUD).
1810 yılında ortadan kalkmıştır.Disparu en 1810.
Baal'ı tutsak eden büyü artık kalkmıştır.Le tigre du Bengale élevé par le duo de magiciens est rendu responsable.
22 Şubat 1962 günü Albay Talat Aydemir'in başında bulunduğu cunta yönetime el koymaya kalkıştı.Le 22 février 1962, une tentative de coup d'État est menée par le colonel Talat Aydemir.
Theodora vaftiz adıdır ve Kalkedon Hıristiyanlığna dönmesini gösterir.Elle est baptisée Théodora comme marque de sa conversion au Christianisme.
Kalkanı ve tekerleği yoktu.Elle n'avait donc ni cloche, ni clocher.
KEİ'nin finansal birimi, Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası'dır.Banque du Peuple : Banque d'échanges de produits et de services.
Yukarı doğru kalkan kapı hafifçe ileri gider.À l'arrière, le pare-brise est légèrement arrondi vers le haut.
Albüm içeriğinden dolayı uzun süre yayından kalkmıştır.Elle est extraite de l'album Parce qu'on vient de loin.
Amik Ovası'ndaki Kalkolitik Çağ yerleşmelerinin en büyüğü olarak görülür.Les chapiteaux de l'île de Théra peuvent être considérés comme étant la forme la plus ancienne.
Adalet ve Kalkınma Partisi 7 milletvekili ve Halkların Demokratik Partisi 5 milletvekili çıkarmıştır.Les libéraux du Parti populaire libéral et démocrate obtiennent 5 sièges.
Sosyalist Parti işçilere daha büyük haklar verilmesi ve sınıf farklarının ortadan kalkmasını amaçlamaktadır.Les agents réclament des augmentations de salaire significatives et le droit de choisir leurs chefs.
Son çare olarak Birleşik Devletler'e iltica etmeye kalktı.Nous sentions, en tant que groupe, que la prochaine étape devait être les États-Unis.
Leibniz 1684’e kadar kalkulus üzerine herhangi bir şey yayınlamadı.Ainsi Leibniz rédige une démonstration vers 1683 mais ne la publie pas.
Alster tekne turları tarihî bir mekân olan Jungfernstieg'den kalkmaktadır.Swimming Upstream est tiré d'une histoire vraie.
Onu Buffy'lerin evinde yakarlar ve büyü ortadan kalkar.Elles se rendent à la maison de Heather, et font de la magie.
O,pazar sabahları geç kalkar.Ella se levanta tarde los domingos por la mañana.
Saat altıda kalkar mısın?¿Te levantas a las seis?
Bu sabah her zamankinden daha erken kalktım.Esta mañana me he levantado más temprano que de costumbre.
Yarın erken kalkmak zorundayım.Me tengo que despertar temprano mañana.
Kaçta kalkarsın?¿A qué hora te sueles levantar?
Genellikle saat sekizde kalkarım.Normalmente me levanto a las ocho.
Kalk. Çok geç oldu.Levántate. Es muy tarde.
O erken kalkmadı.No se levantó pronto.
O her zaman altıda kalkar.Ella siempre se levanta a las seis.
O, telefona cevap vermek için kalktı.Ella se levantó para contestar al teléfono.
Erken kalk, yoksa geç kalacaksın.Levántate temprano o llegarás tarde.
O, sabah yedide kalktı.Se levantó a las 7 de la mañana.
Erken kalkmak istemedim.No me quería levantar temprano.
Sabah altıda kalktım.Me levanté a las seis de la mañana.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod