Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.That big shield that you see outside, that's a heat shield which is going to protect it.
Müşteri geldi. Hadi sen de kalk, toparlan.Hey, a customer came in now, so come on and get up.
Acele et ve ayağa kalk!Hey, hurry and get up!
Zaten kalkmışsın.You already got up.
Yani eğer açsanız kalkın ve yiyin.So if you're hungry, get up and eat.
Ţimdi sizden ayađa kalkmanýzý istiyorumSo now I ask you to stand up and receive your diplomas.
Pekala, eğer katılmak istiyorsanız, ayağa kalkmanız gerekiyor, oldu mu?Okay, now if you want to play, I want you to stand up, okay?
Ötekilere bakalım, kim 20 lerde oturdu, tekrar kalkın.Let's have the other ones, who sat down during the 20, up again. Okay?
20 ya da azı dediklerim, ayağa kalkın.If I told you 20 or less, stand up.
- Beni rahat bırak! Ayağa kalkmak zaten çok zahmetli, kıçımın kenarı!It's hot in this getup, you choad!
Sıra bana geldiğinde, ayağa kalktım veSo when it was my turn, I stood up and said,
Nerede acaba, lütfen kalkar mısınız, 10 basamaklı adam?Where is he, would you stand up, 10-digit guy?
Tamam, lütfen benim için bir saniyeliğine ayağa kalk, ben de nerede olduğunu görebileyim.OK, stand up for me just for a second, so I can see where you are.
Yoğun bir rekabet içindeyiz; motivasyona ihtiyacımız var ve bunun altından kalkıyoruz.We have stiff competition and we need to motivate and it's all being done.
Bay Ezra Gelehun, lütfen ayağa kalkın.Mr. Ezra Gelehun, please stand.
En çok ihmal edilen Milenyum Kalkınma Hedefi.It's the most off-track Millennium Development Goal.
Saat 9'da kalkmanı neden önemseyeyim ki?Why do I care if you get in at nine o'clock?
Bebekler tüm gün yağa kalkmayı denerler ve bu da karın kaslarını çalıştırır.I often say that their coming in and doing, like, sit ups, because they're like, ahh.
Bazı bebekler 6 aylıkken ayağa kalkmak için yardıma ihtiyaç duyabilirler.They're trying to get up, they're trying to get up all day and working on their abs.
Benim yaşımda, ağırlık kaldırmak demek ayağa kalkmak demektir!lifting weights, is standing up!
Ve baca kadar, bir selam vererek kalktı.And giving a nod, up the chimney he rose.
Ben de ayağa kalkacağım. (gülüşmeler) (alkışlar)I'll stand up too, and -- (Laughter) (Applause)
Ama eğer kalktıysa, berbat ve stresli bir dönem beni bekliyor.But if it's gone, it's going to be really miserable and stressful."
Önden kalkıyorum.I'll be getting up first.
Şimdi de kalkmış sana yardım etmemi istiyorsun ve bir de sırtımda taşımamı ?Now you want me to help you study, and give you a piggyback ride too?
İlk ben kalkayım.I'll get up first.
Tabii ben ekonomik kalkınmayı desteklemek derken öyle sihirli bir şey kast etmiyorum.Now, by promoting economic development, I don't mean anything magical.
Ayağa kalkıyor, köşeye kadar yürüyor, titriyor, yere yatıyor ve bariz bir acı içinde.Gets up, walks to the corner, it's quivering, and it lies down and it's in obvious distress.
Ne zaman ayağa kalkar?" diyorum.When does he get up?"
Ortadan kalktıklarında, bunların hepsi engellenir.And when they're missing, it's a barrier.
Eğer gelişimi sağlayabilirsek, tüm bu bahsettiğimiz problemler ortadan kalkacak.All these problems we're talking about -- if we bring development, they will all disappear.
Ayağa kalkıyor. Yürüyor, çok etkileyici.It stands up, it walks -- very impressive.
Bir bakın, eğer sadece tasvir etmek yerine gösterebilirseniz bu problem ortadan kalkıyor.I mean, look: if you can show instead of just describing, that problem goes away.
Onlardan, eğer bir sorun olmazsa, ayağa kalkmalarını rica etmek istemiştim.So I wanted to ask them to, if they don't mind, stand up.
Başka biri kullanmaya kalkışırsa kilitleniyor ve sonra kırılıyor.If someone then tries to reuse it, it locks and breaks afterwards.
Havaya kalkıyorlar çünkü size göstereceğim şeyi biliyorumThey're standing up because I know what I'm going to show you.
Çürümüş bedenleri yemeye kalkışmıştım. Yoldaşlarımın bedenlerini. Birisi bana yardım etti.As I was tempted to eat the rotten flesh of my comrade, he gave me comfort.
Çok uzaklardan kalk borusu duyuldu.The clarion was heard from far away.
Çok uzun zaman önce değildi, amcam 6 yaşındaki kuzenime mısır gevreği vermeye kalkmış.Not too long ago, my uncle said that he offered my six-year-old cousin cereal.
Lütfen kalkın.Please get up.
Ekselansları, kalkın lütfen.Your Highness, please get up.
Kalk çabuk.Get up
Ayağa kalkın lütfen Xiaoyi Kardeş.Please rise, Brother Xiaoyi
- Aya? kalk, pi? Otur.Hey.
O, tabii. Kalk.You see.
Keynes bunu "tasarruf paradoksu" olarak adlandırır -- tasarruf kalkınmayı yavaşlatır.Keynes called this the "paradox of thrift" -- saving slows down recovery.
Sana kalk dedim!I said wake up!
Kalktýðýnda yaðmur yaðýyor muydu?Was it raining when you got up?
Man Ok, ayağa kalk.Man Ok, stand up for a second.
Man Ok, üzgünüm ama kalksam iyi olacak.Man Ok, I'm sorry, but I will get up first.
Bu 1 burdan kalkıp buraya gidecek.So this 1 right here will go here.
Yiyin, ve deneyin, ... ... lütfen kalkın ve gelin.And as you eat it, and as you try it -- please come and stand up.
Bu çok labali düzenleme ve, Gethin, kalk ve dik ol.This is a very informal setting and, Gethin, stand up straight.
Kalk ve düzel.Stand up straight.
Neredeyse beklerdim masadan kalkıp onun kıçını öpmeni.I half expected you to get up from the table and kiss his arse.
Leylak rengi yada kalkan?Mauve or turbot?
Eger bizimle savasmaya kalkarsanız,anlasma karıslıgı çiftliginizi elinizden alırız.If you want to fight us, we might just take your farm as settlement.
Ben de kalktım.So, I got up.
Kalktık odadan çıktık.We stood up, we walked out.
Kalk hadi.It's freezing.