(Bu özellikler tamamen kullanılan yapraklar ve imalat kalitesi ile bağlantılıdır.)(Beinhaltet alle zur damaligen Zeit bekannten Fossilien und Fundstellen).
Bu durum kaliteyi de olumsuz etkiledi.Das alles wirkte sich natürlich im Gewicht negativ aus.
Sergilerin planlaması mükemmellik ve yüksek standartta kaliteye göre yapılacaklar.Das Unternehmen begründet das damit, dass die Kontakte ausgewählt und qualitativ hochwertig sein sollen.
Madlax'ın animasyon kalitesi genel olarak kabul görmüştür..Die hohe Animationsqualität der Serie bekam allgemeine Anerkennung.
Proje kalitesini denetle.Mit Qualitätscheck.
Ücretsiz ve kaliteli sağlık sistemi kurmak.Sie boten z. B. eine kostenlose medizinische Versorgung an.
1961 – 1963 yılları arasında Amerikan Kalite Topluluğu'na (American Society for Quality) başkanlık etmiştir.Von 1961 bis 1963 war Präsident der American Society of Cinematographers.
Hizmet kalitesi (veya servis kalitesi)ise bir işletme kavramıdır.Quality-Function-Deployment (QFD) bzw. Qualitätsfunktionendarstellung ist eine Methode der Qualitätssicherung.
Çinilerin desen ve teknik kalitesi üst seviyededir.Stoldt: Chinesen lieben Know-how zum günstigen Preis.
Bu Üniversite de çalışmaların yüksek kaliteli olduğunu doğrulayan en önemli belirtilerinden biridir.Es ist eines der wichtigsten Merkmale für eine hohe Studienqualität.
2.0 versiyonunun grafik kalitesinde büyük değişmeler olmuştur.Die Version 3.0 brachte massive Änderungen mit sich.
Buna karşın kaliteli tarım ürünleri tercih edilir.Bevorzugt werden jedoch die grünen Früchte.
9.Ulusal Kalite Kongresi.9. Reichskammergericht.
Benzinin kalitesini belirten en önemli faktör, oktan sayısıdır.Ein Maß für die Frühzündung einer Benzinart ist ihre Oktanzahl.
Kalite: Müşteri beklentileri tam anlamıyla ve eksiksiz karşılanır.Er zeigt, ob die Erwartungen des Kunden erfüllt wurden oder nicht.
Günümüzde suni kürkler, özellikle düşük kalitede olanları için de kullanılmaktadır.Heutzutage werden Gänsefedern nur noch für besondere Aufgaben, z. B. besonders feine Linien, verwendet.
Normal sofra şarapları ile yüksek kalitedeki şaraplar birbirlerinden farklı olarak hazırlanırdı.Die Trinkreife fränkischer Weine ist sehr unterschiedlich.
İyi kalitede siyah üzüm ve karpuz ürünü alınır.Man darf mit schwarzen Schafsfellen und edlem Stoff bezahlen.
Müzik Müzik Ayarlarında Yüksek Kalite akışı seçeneği.Ein möglichst räumliches Musikerlebnis bei Konzertsälen.
Oldukça kaliteli bir hamur kullanılmıştır.Sie hat eine gute Stickstoffausnutzung.
Bununla birlikte hepsi yazılım kalitesini geliştirmeye yardımcı olur.Somit kann jeder helfen, den Wortschatz zu verbessern.
Üst katında kaliteli bir lokanta bulunmaktadır.Auf der Höhe befindet sich ein Restaurant.
Bunlardan ilki kalite çemberlerinden beklentilerdir.Sie zählt damit zu den frühreifenden Sorten.
İş akışı Toplam kalite yönetimi İş süreci tasarımı Süreç yönetimiLeitstand Manufacturing Execution System Prozessleitsystem Werkstattsteuerung
Kalite Hedefleri, kalite ile ilişkili olarak istenen veya amaçlanan şeylerdir.Sie dienten als Kampfaxt oder als zeremonieller Gegenstand.
Kalite Kontrol Departmanı'nı nasıl buluyorsunuz?Comment trouvez-vous le secteur du Contrôle de qualité ?
Bu diskte film 1080i resim kalitesinde gösterilmektedir.Ce disque montre le film en résolution 1080i.
Salam Standard, Müslüman gezginler için otellerin kalite standartlarını ve şeffaflığını arttırmayı amaçlıyor.Salam Standard a pour but d’augmenter les normes de qualité des hôtels pour les voyageurs musulmans.
Kaliteyi artırmak için, yazılan kodlar diğer yazılımcılar tarafından incelenir.Pour vérifier la qualité, le code est passé en revue par d'autres programmeurs.
Kalite öncelik taşır (Jidoka).Il dispose de la Clef Première (une épée).
Bölge şarabı çok kaliteli ve meşhurdur.Le vin de cette commune est très réputé et renommé.
Çiftçiler getirdikleri çekirdeklerin miktarına ve kalitesine göre pay alırlar.Les fermiers sont payés en fonction de la quantité et de la qualité des grains qu'ils fournissent.
Aynı zamanda düşük değerli kalite faktörü devre performansını arttırır.Au même moment, la pénurie de métaux précieux fait grimper leur cours.
Saldırıların eşiğinde, sayı ve kalite avantajı Sovyetlerdeydi.Aux points d'attaque, le nombre et la qualité des avantages soviétiques était impressionnant.
İç kısmın daha yükseklerine mavi boya hakimdir, fakat düşük kalitelidir.Les niveaux supérieurs de l'intérieur sont dominés par la peinture bleue, mais de mauvaise qualité.
Üretilen ürünler kalite ve ekolojik açısından dünya standartlarına uygundur.Certains produits combinent les standards équitable et biologique.
Fakat, bu yeni bölümlerin kalitesi övmektedir.La qualité de ces chapiteaux est remarquable.
Bundan dolayı üretim kalitesi düştü.À tout point de vue la qualité de la production baisse.
Erken dönem Avrupalı ziyaretçiler Japon işçiliğine ve metal imalatının kalitesine hayran kaldılar.Les premiers visiteurs européens sont surpris par la qualité de l'artisanat japonais et de son orfèvrerie.
Sıfır hata, Altı Sigma gibi yöntemleri kullanarak kaliteyi artırmaya çalışır.La méthode Taguchi est appliquée dans le cadre de l'amélioration de la qualité et de la méthode Six Sigma.
Bu esnada yapısal ayrıntının kalitesi ön planda bulunmaktadır.La qualité du détail constructif y est mise en avant.
Neden olarak da silahlarin kötü kalitelerini sundu.Ce qui réduit bien évidemment les blessures de ses propres armes.
Kalite bir ahlak anlayışıdır.Quel souci de perfection morale !
Bu hizmetler geliştirilmeli ve incelenmeli ki istenilen hizmet kalitesine ulaşılabilsin.Je les entretiendrai et les perfectionnerai pour assurer au mieux les services qui me seront demandés.
Yemeğin kalitesi ise doğal olarak şarabın ve etin kalitesine bağlıdır.La qualité du plat dépend essentiellement de celle de la viande et du vin.
EFQM (Avrupa Kalite Yönetimi Vakfı), 1988 yılında 14 üye ile kurulmuştur.L'intention de fonder l'EFQM est signée en octobre 1988 par 14 chefs d'entreprise européens.
Daha düşük maliyetle daha yüksek kalite sağlanır.Un taux élevé est corrélé avec un poids plus faible.
Bu sayede öğrenciler çok kaliteli bir eğitim almaktadır.C'est ainsi qu'elles acquièrent une éducation de bon niveau.
Ancak aşırı etil asetat, şarabın kalitesini düşürmektedir.Un feuillage trop limité nuirait à la qualité du futur vin.
Bu sırada hazırladığı eserler birçok kritik tarafından ikinci kalite olara nitelendirilmiştir.Trente-deux fragments lui sont directement attribués par la critique moderne.
Cücelerin çok kaliteli zırhlar yapmak konusunda şöhreti vardır.Les Fulvii bénéficient d'une réputation d'excellents militaires.
Bu da hizmet kalitesinin değerini belirler.C'est ce qui fait la qualité du personnel.
Düşük kalitedeki AEG’ler.Les individus de rang inférieur.
Bu da köydeki tarım ürünlerinini kalitesini arttırmaktadır.Parallèlement il souhaite aussi améliorer les conditions alimentaires du village.
Bu albümüm ilk iki albümden daha kaliteli olmalı," dedi.Je veux que mon prochain album soit meilleur que le premier et le second ».
Bu da, daha kaliteli çelik üretimine imkân sağlamaktadır.Il va permettre de fabriquer des aciers de très bonne qualité.
Genellikle 46's ile 60's kalitesi arasındadır.Elle se situe ainsi généralement entre trente et soixante ares.
Yedi kalite aracından biridir.Comment faire ? 7 wagons par train.
Kaliteli bir deste bu kart türlerinin dengeli bir karışımından oluşur.La figure de droite est une représentation graphique de ce code.
Bu şarap kalitesini gösterir.C'est une marque de qualité du vin.