Tom bir kalem çıkardı ve yazmaya başladı.Tom took out a pencil and started to write.
Tom kalemini düşürdü.Tom put down his pen.
Tom'un cebinde üç dolma kalemi var.Tom has three pens in his pocket.
Tom kaç tane kurşun kalem alacağını belirtmedi.Tom didn't specify how many pencils to buy.
Tom tükenmez kalemiyle Mary'yi boğazından şişledi.Tom stabbed Mary in the neck with his ballpoint pen.
Bana bir kalem ödünç verebilir misin?Can you loan me a pen?
Bir kaleme ihtiyacım var.I need a pencil.
Bana bir kurşun kalem ödünç verir misin?Would you lend me a pencil?
Bir kurşun kalem ödünç alabilir miyim?Could I borrow a pencil?
Tom Mary'den kalemini getirmesini istedi.Tom wanted Mary to return his pen.
Tom daha yumuşak uçlu bir kurşun kalem istedi.Tom wanted a pencil with a softer lead.
Bir kalede yaşamak isterdim.I would like to live in a castle.
Bir kalede yaşamak istiyorum.I want to live in a castle.
Sara'nın 31 kalemi var.Sara has 31 pens.
Bu kalemler aynı renkte.These pencils are the same color.
Kral, eski kale de yaşadı.A king lived in an old castle.
O, Outonic şövalyeleri tarafından kuşatılmış Ostyn kalesinin savunmasını başlattı.He led the defense of Ostyn castle, besieged by the Teutonic knights.
Kalemimi kullanmana izin vermeyeceğim.I will not allow you to use my pen.
Dolma kalemimi aramalıyım.I need to search for my pen.
Dolma kalemimi aramak zorundayım.I have to look for my pen.
Edebiyattaki her kusursuz adam, her zaman bir kadının kalemi tarafından yaratıldı.Every perfect man in literature has always been created by the pen of a woman.
Lütfen adını yazmak için bir kurşun kalem kullan.Please use a pencil to write down your name.
Tom kurşun kalemi açtı.Tom sharpened a pencil.
Bunlar onun kalemleri.These are his pens.
Bu kale 1610'da yapıldı.This castle was built in 1610.
Bu neredeyse bir kale içine nükleer reaktör inşa etmek kadar saçma.It's almost as absurd as building a nuclear reactor inside a castle.
O benim kurşun kalemim.That's my pencil.
Kırmızı kalemim nerede?Where is my red pen?
Bin iki yüz elli altı tane asker Alamut kalesini yıktı.One thousand two hundred and fifty-six soldiers destroyed the fortress of Alamut.
Hiç kalemi yoktu.He didn't have a single pen.
Ben senden on tane daha fazla kaleme sahibim.I have ten pens more than you do.
Kurşun kalemle yazılmış, bu yüzden onu silebilirsin.It's written in pencil, so you can erase it.
Bu tükenmez kalem ne kadar?How much is this biro?
Bir kurşun kalemim yok.I don't have a pencil.
Hiç kurşun kalemim yok.I don't have any pencils.
Onun tek bir dolma kalemi yoktu.He didn't have a single pen.
Kırmızı bir kalemin var mı?Do you have a red pencil?
Dün kaybettiğim kalem yeniydi.The pen I lost yesterday was a new one.
Nagoya, kalesi ile ünlü bir şehir.Nagoya is a city famous for its castle.
Nagoya kalesi ile ünlü bir şehirdir.Nagoya is a city that's famous for its castle.
Bir kalemin yok mu?Don't you have a pen?
Kale nehrin diğer tarafında.The castle is on the other side of the river.
Büyük Herod, Masada kalesini inşa etti ve tapınağı yeniden inşa etti.Herod the Great built the Masada fortress and rebuilt the Temple.
Kalemim çalındı.My pen has been stolen.
Mavi bir tükenmez kalem, kırmızı ve siyah bir tükenmez kalem istiyorum.I want a blue pen, a red one and a black one.
Biz kumdan bir kale yaptık.We made a sand castle.
Kalem kutusu masanın üzerinde.The pencil case is on the table.
Kalem kutusu masanın üstünde.The pencil case is on the table.
Kalem çantası masanın üzerinde.The pencil case is on the table.
Kalem çantası masanın üstünde.The pencil case is on the table.
Bir kalem alabilir miyim?May I take a pen?
"Bunlar kimin kalemleri?" "Onlar Tom'un""Whose pens are these?" "They are Tom's."
"Kimin kalemler bunlar?" "Onlar Walt Disney'in.""Whose pencils are these?" "They are Walt Disney's."
Kalemle yaz.Write with a pen.
Kalemle çiz.Draw with a pencil.
Bir kalemle çiz.Draw with a pencil.
Bir kalemle çizin.Draw with a pencil.
Bu benim kırmızı kalemim.This is my red pencil.
Bu senin kırmızı kalemin mi?Is this your red pencil?
Kalemin ne renk?What colour is your pencil?