kaldırma ile cümle

kaldırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ortadan kaldırmaya çalışmak yerine kontrol etmeye çalışsak daha iyi olmaz mı?Может нам стоит задуматься не об уничтожении, а об управлении?
Ortadan kaldırmaya çalışmak yerine kontrol etmeye çalışsak daha iyi olmaz mı?Не трябва ли да мислим за управление, а не за премахване?
Ortadan kaldırmaya çalışmak yerine kontrol etmeye çalışsak daha iyi olmaz mı?האם אנחנו לא צריכים לחשוב על מניפולציה ולא על אלימינציה?
Ortadan kaldırmaya çalışmak yerine kontrol etmeye çalışsak daha iyi olmaz mı?ربما علينا تعديله بدل القضاء عليه؟
Ortadan kaldırmaya çalışmak yerine kontrol etmeye çalışsak daha iyi olmaz mı?もしどうにかしてこれらの細胞を
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!(74:5) Говорю безумствующим: „не безумствуйте", и нечестивым: „не поднимайте рога,
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!(75:5) Je dis à ceux qui se glorifient: Ne vous glorifiez pas! Et aux méchants: N`élevez pas la tête!
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!A föld és annak minden lakosa elcsügged; én erõsítem meg annak oszlopait. Szela.
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Digo eu aos arrogantes: Não sejais arrogantes; e aos ímpios: Não levanteis a fronte;
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Dije a los jactanciosos: 'No os jactéis.' Y a los impíos: 'No os enorgullezcáis
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Eu zic celor ce se fălesc: ,,Nu vă făliţi!`` Şi celor răi: ,,Nu ridicaţi capul sus!``
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Govorim prevzetnikom: Nikar se ne ponašajte! in krivičnikom: Ne dvigajte rogov!
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Ich sprach zu den Ruhmredigen: Rühmet nicht so! und zu den Gottlosen: Pochet nicht auf Gewalt!
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Jorden er i opløsning, og alle de som bor på den; jeg har satt dens grunnstøtter efter mål. Sela.
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Keď sa rozplýva zem a hrôzou všetci jej obyvatelia, vtedy ja postavím jej stĺpy tak, aby stály. Sélah.
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Kepada orang yang suka membual, Aku berkata supaya jangan lagi membual
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!내가 오만한 자더러 오만히 행치말라 하며 행악자더러 뿔을 들지말라 하였노니
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Om än jorden är i upplösning med alla som bo därpå, så håller dock jag dess pelare stadiga.» Sela.
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Rozplynula se země i všickni obyvatelé její, já utvrdím sloupy její. Sélah.
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Rozstąpiła się ziemia, i wszyscy obywatele jej; ale ja utwierdzę słupy jej. Sela.
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Si scuota la terra con i suoi abitanti, io tengo salde le sue colonne
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Til Dårerne siger jeg: "Vær ej Dårer!" og til de gudløse: "Løft ej Hornet,
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Tôi nói cùng kẻ kiêu ngạo rằng: Chớ ở cách kiêu ngạo; Lại nói với kẻ ác rằng: Chớ ngước sừng lên;
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Tôi nói cùng kẻ kiêu_ngạo rằng : Chớ ở cách kiêu_ngạo ; Lại nói với kẻ ác rằng : Chớ ngước sừng lên ;
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Vaikka maa kaikkine asukkaineen menehtyy pelkoon, pidän minä pystyssä sen patsaat." Sela.
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Ειπα προς τους αφρονας, μη γινεσθε αφρονες και προς τους ασεβεις, μη υψωνετε κερας.
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!Рекох на надменните: Не постъпвайте надменно, И на нечестивите: Не издигайте рог;
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!אמרתי להוללים אל תהלו ולרשעים אל תרימו קרן׃
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!قلت للمفتخرين لا تفتخروا وللاشرار لا ترفعوا قرنا‎.
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!我 對 狂 傲 人 說 、 不 要 行 事 狂 傲 . 對 兇 惡 人 說 、 不 要 舉 角
Övünenlere, ‹Övünmeyin artık!› dedim; Kötülere, ‹Kaldırmayın başınızı!我 對 狂傲 人說 、 不 要 行事 狂傲 . 對兇惡 人說 、 不 要 舉角
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Alors il prend en dégoût le pain, Même les aliments les plus exquis;
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Atunci îi este greaţă de pîne, chiar şi de bucatele cele mai alese.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.de modo que a sua vida abomina o pão, e a sua alma a comida apetecível.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.en hij zijn eetlust verliest en zelfs voor het heerlijkste gerecht zijn neus optrekt.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Hacen que su vida aborrezca el alimento; y su alma, su comida favorita
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Han vemmes ved brød og hans sjel ved lekker mat.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Hennes sinne får leda vid maten, och hennes själ vid den föda hon älskade.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.ja hänen henkensä inhoaa leipää ja hänen sielunsa herkkuruokaa.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.그의 마음은 식물을 싫어하고 그의 혼은 별미를 싫어하며
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Livet i ham væmmes ved Brød og hans Sjæl ved lækker Mad
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Miệng người bèn lấy làm gớm ghiếc vật thực, Và linh hồn người ghét những đồ ăn mĩ vị.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Miệng người bèn lấy_làm gớm_ghiếc vật thực , Và linh_hồn người ghét những đồ_ăn mĩ_vị .
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.quando il suo senso ha nausea del pane, il suo appetito del cibo squisito
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Si sakit kehilangan nafsu makan, makanan yang paling lezat pun memuakkan
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.tako da se mu studi kruh v življenju in duši njegovi najljubša jed.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.takže si jeho život oškliví chlieb a jeho duša pokrm, ináče žiadúci.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Tak že sobě život jeho oškliví pokrm, a duše jeho krmi nejlahodnější.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Tak, że sobie żywot jego chleb obrzydzi, a dusza jego pokarm wdzięczny.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Úgy, hogy az õ ínye undorodik az ételtõl, és lelke az õ kedves ételétõl.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.ωστε η ζωη αυτου αποστρεφεται τον αρτον και η ψυχη αυτου το επιθυμητον φαγητον
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.и жизнь его отвращается от хлеба и душа его от любимой пищи.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Така щото душата му се отвръща от хляб, И сърцето му от вкусното ястие.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.וזהמתו חיתו לחם ונפשו מאכל תאוה׃
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.فتكره حياته خبزا ونفسه الطعام الشهي.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.以 致 他 的 口 厭 棄 食 物 、 心 厭 惡 美 味
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.以致 他 的 口厭棄 食物 、 心厭惡 美味
Öyleyse sadece bu kalemi kaldırmaya karar verdimDonc j'ai décidé de reprendre ce stylo
Öyleyse sadece bu kalemi kaldırmaya karar verdimTak som sa rozhodol vziať pero
O yüzden dedik ki, "Bakın, kadınlar çöpleri kaldırmada, düzgünce kaldırmada iyiler gibi duruyor.Deci, am spus, "Se pare că femeile se descurcă bine să pună deoparte gunoiul, îl distribuie uniform.

İlgili Sayfalar