kaldıran ile cümle
kaldıran kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Kadınların ayrı vergi vermesini ortadan kaldıran bir mücadeleyi de yönetti.Ela também supervisionou o sucesso da abolição de taxas de imposto diferenciadas para mulheres.
Avrupa'da İngiltere ve Fransa, köleliği kaldıran ilk ülkelerdir.A França e o Egito foram os primeiros países a exercer esta copresidência.
1865 - Tennessee, köleliği yürürlükten kaldıran yeni bir anayasayı kabul etti.1865 - Tennessee neemt een nieuwe grondwet aan waarin slavernij is afgeschaft.
15 Şubat 1804'te köleliği kaldıran son kuzey eyaleti New Jersey oldu.New Jersey schafte op 15 februari 1804, als laatste van de noordelijke staten, de slavernij af.
Kaldıran: Eğilme, Çömelme (Crouching).Op snijding staande gebroken kepers (visgraat).
Şampiyon ise kupayı ilk kez kaldıran Çekoslovakya oldu.Mistrzostwo po raz pierwszy wywalczyła reprezentacja Czechosłowacji.
Bu şekilde Nikaragua’da köleliği kaldıran 1824 tarihli Bağımsızlık Bildirgesini iptal ettiğini ilan eder.Na dowód tego odwołał nikaraguański edykt emancypacyjny z 1824 r., który zakazywał niewolnictwa.
2007 yılında New Jersey, ölüm cezasının çağdaş sisteminde idamı kaldıran ilk eyalet olmuştur.Do 2011 Łotwa była jedynym krajem UE, który utrzymywał karę śmierci w swoich przepisach karnych.
Eğer aynı ağırlıklara sahiplerse kazanan, ağırlığı ilk kaldıran sporcu olur.Skoro oba plany były takie same, zwyciężyć powinien prawdopodobnie ten, kto uderzył pierwszy.
Avrupa'da İngiltere ve Fransa, köleliği kaldıran ilk ülkelerdir.Spanien och Frankrike var de första europeiska staterna som gjorde anspråk på området.
"Resimde bir İsveç peynirinin önünde el kaldıran insanlar vardı" diyor.Strax dessförinnan kom förnödenheter i form av ”svenskt bröd”.
Kaldıran: Tek ayak üzerinde.Resande på ett ben: .
1777 - Vermont, ABD'nin köleliği kaldıran ilk bölgesi oldu.1777 — Вермонт став 1-м штатом, який скасував рабство.
Kaldıran: Tek ayak üzerinde.大外刈)-відхват під одну ногу.
Von Sydow'un Başbakan olarak kalıcı mirası, İsveç'te ölüm cezasını kaldıran tasarıyı sunmak içindir.Фон Сюдов є найвідомішим за введення закону, який скасували смертну кару в Швеції.
Massachusetts köleliği kaldıran ilk eyaletlerden biriydi.Massachusetts byl první britskou kolonií, která uzákonila otroctví.
Kaldıran: Tek ayak üzerinde.Poskok na jedné noze.
İngiliz ekibi bu kupayı kaldıran üçüncü Londra kulübü olmayı başardı.Pokud by uspěl byl by třetím obvodem v rámci Velkého Londýna s tímto postavením.
İngiliz ekibi bu kupayı kaldıran üçüncü Londra kulübü olmayı başardı.Revista lui Buber a fost cea de-a treia revistă germană care a purtat acest titlu.
12 Eylül 1980 darbesi ile getirilen siyasi yasakları kaldıran anayasa referandumu olarak bilinir.Țara este condusă conform Constituției Politice a Republicii Chile, aprobată la 11 septembrie 1980.
Sıkı Kalvinist olan babası ayrıca yerleşmiş kurallara baş kaldıran bir protestan rahibiydi.Cel dispărut era chiar călugărul care stătuse de vorbă cu mine.
Şampiyon ise kupayı ilk kez kaldıran Çekoslovakya oldu.A kupát a Csehszlovák labdarúgó-válogatott nyerte el, története során első alkalommal.
1777 - Vermont, ABD'nin köleliği kaldıran ilk bölgesi oldu.1777 – Vermont kielsi ensimmäisenä Yhdysvaltain osavaltiona orjuuden.
1865 - Tennessee, köleliği yürürlükten kaldıran yeni bir anayasayı kabul etti.I begyndelsen af 1865 godkendte Tennessee en tilføjelse til sin forfatning, som forbød slaveri.
Kaldıran: Tek ayak üzerinde.Der skal sættes af på én fod.
İngiliz ekibi bu kupayı kaldıran üçüncü Londra kulübü olmayı başardı.Han var med på det britiske hold City of London Police som vandt konkurrencen.
Gözle görülen eşyanın tasavvufî mânalarını kaldıran İbn-i Meymûn idi ve her Bâtınî ona itaatle yükümlüydü.De ble regnet blant eldaene (altså de alvene som valgte å fare til Aman) og hadde Finwë som sin herre.
Avrupa'da İngiltere ve Fransa, köleliği kaldıran ilk ülkelerdir.Spania og Frankrike var de første europeiske stater som gjorde krav på området.
Kaldıran: Tek ayak üzerinde.Sementara memegang selebaran berkaki satu.
1777 - Vermont, ABD'nin köleliği kaldıran ilk bölgesi oldu.1777 – Vermont trở thành lãnh thổ Hoa Kỳ đầu tiên bãi bỏ chế độ nô lệ.
Kadınların ayrı vergi vermesini ortadan kaldıran bir mücadeleyi de yönetti.Bà cũng giám sát quá trình bãi bỏ các mức thuế riêng đối với phụ nữ.
Massachusetts köleliği kaldıran ilk eyaletlerden biriydi.マサチューセッツは奴隷制を廃止する最初の州になった。
1777 - Vermont, ABD'nin köleliği kaldıran ilk bölgesi oldu.1777年 - バーモント州がアメリカ合衆国で初めて奴隷制を廃止。
1777 - Vermont, ABD'nin köleliği kaldıran ilk bölgesi oldu.1777年:佛蒙特州成為美國第一個廢除奴隸制度的州。
Gözle görülen eşyanın tasavvufî mânalarını kaldıran İbn-i Meymûn idi ve her Bâtınî ona itaatle yükümlüydü.貴格利曾任長老和主教,但都是在不情不願的情況下接受的。
Kaldıran: Tek ayak üzerinde.(請長官大發慈悲) 指揮官:On your feet up!
1777 - Vermont, ABD'nin köleliği kaldıran ilk bölgesi oldu.1777년, 버몬트는 오늘날의 미국 땅 가운데 최초로 노예제를 폐지한 나라가 되었다.
Yahya İsa'yı görür ve şöyle der: "İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!"세례자 요한은 예수를 가리키며 “이 세상의 죄를 없애시는 하느님의 어린 양이 저기 오십니다” 라고 했다.
Kaldıran: Eğilme, Çömelme (Crouching).호는 함허(涵虛), 득통(得通), 무준(無準)이다.
15 Şubat 1804'te köleliği kaldıran son kuzey eyaleti New Jersey oldu.ב-15 בפברואר 1804 הייתה ניו ג'רזי האחרונה ממדינות הצפון שהחליטה על ביטול העבדות.
Von Sydow'un Başbakan olarak kalıcı mirası, İsveç'te ölüm cezasını kaldıran tasarıyı sunmak içindir.הצעד האחרון של פון סידוב היה הגשת הצעת חוק לביטול עונש מוות בשוודיה.
Yahya İsa'yı görür ve şöyle der: "İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu!"כשיוחנן רואה את ישו הוא אומר: "הנה שה האלוהים!".
Kaldıran: Tek ayak üzerinde.הניתור נעשה על רגל אחת בלבד.
Kaldıran: Tek ayak üzerinde.Скача на един крак.
1777 - Vermont, ABD'nin köleliği kaldıran ilk bölgesi oldu.1777 – Vermonti Vabariigis keelustati esimesena Ameerikas orjapidamine.
Ama bugün bu engelleri ortadan kaldıran çok ve çok daha fazla teknoloji, yazılım ve süreçler var.Aber es gibt heute immer mehr Technologien, Software und Prozesse, die diese Hürden einreißen.
Ama bugün bu engelleri ortadan kaldıran çok ve çok daha fazla teknoloji, yazılım ve süreçler var.Dar sunt din ce în ce mai multe tehnologii, programe și metode ce elimină acele obstacole.
Ama bugün bu engelleri ortadan kaldıran çok ve çok daha fazla teknoloji, yazılım ve süreçler var.De egyre több manapság az olyan technológia -- szoftverek és eljárások --, amelyek áttörik ezeket a határokat.
Ama bugün bu engelleri ortadan kaldıran çok ve çok daha fazla teknoloji, yazılım ve süreçler var.하지만 오늘날 이러한 장벽을 무너트리는 많은 기술이나 소프트웨어, 그리고 공정들이 존재합니다
Ama bugün bu engelleri ortadan kaldıran çok ve çok daha fazla teknoloji, yazılım ve süreçler var.Maar meer en meer technologieën, software en processen zijn nu die belemmeringen aan het wegnemen.
Ama bugün bu engelleri ortadan kaldıran çok ve çok daha fazla teknoloji, yazılım ve süreçler var.Ma ci sono sempre più tecnologie, software e processi che stanno abbattendo quelle barriere.
Ama bugün bu engelleri ortadan kaldıran çok ve çok daha fazla teknoloji, yazılım ve süreçler var.Nhưng có nhiều, rất nhiều công nghệ, phần mềm và kỹ thuật ngày nay có thể phá vỡ các rào cản trên.
Ama bugün bu engelleri ortadan kaldıran çok ve çok daha fazla teknoloji, yazılım ve süreçler var.Obecnie jest coraz więcej technologii, oprogramowania i procesów, które pokonują te bariery.
Ama bugün bu engelleri ortadan kaldıran çok ve çok daha fazla teknoloji, yazılım ve süreçler var.Pero cada vez hay más y más tecnologías, programas y procesos que derriban esas barreras.
Ama bugün bu engelleri ortadan kaldıran çok ve çok daha fazla teknoloji, yazılım ve süreçler var.Но се появяват все повече и повече технологии, софтуер и методи днес, които премахват тези пречки.
Ama bugün bu engelleri ortadan kaldıran çok ve çok daha fazla teknoloji, yazılım ve süreçler var.אך יש יותר ויותר טכנולוגיות, תוכנות ותהליכים היום שמסירים את המחסומים האלו.
Ama bugün bu engelleri ortadan kaldıran çok ve çok daha fazla teknoloji, yazılım ve süreçler var.ولكن هناك المزيد من التقنيات والبرمجيات والعمليات اليوم التي تكسر تلك الحواجز اليوم
Ama bugün bu engelleri ortadan kaldıran çok ve çok daha fazla teknoloji, yazılım ve süreçler var.そして作業手順の改善により こういった障壁もなくなりつつあります 私たちは
Ama sarkaç , mıknatısları havaya kaldıran bu görünmez kuvvetleri göstermemi sağlıyor.Aber mit diesem Pendel kann ich diese unsichtbaren Kräfte aufweisen, die die Magneten stützen.
Ama sarkaç , mıknatısları havaya kaldıran bu görünmez kuvvetleri göstermemi sağlıyor.Dar pendulul îmi permite să evidențiez aceste forțe invizibile care fac magneții să plutească.
İlgili Sayfalar