kaldır ile cümle

kaldır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Onlar bu düzenlemelerin çoğunu kaldırmayı planlıyorlar.They plan to do away with most of these regulations.
Bush diğer ülkeleri ortadan kaldırmak için askeri birlikleri göndermedi.Bush didn't send troops to annihilate other countries.
Bu kaldırım caddenin karşısındakinden daha dar.This sidewalk is a lot narrower than the one across the road.
Tom Mary'yi kaldırdı ve sandalyesine koydu.Tom picked Mary up and put her in her highchair.
Tom Mary ile konuşurken kaldırımda durdu.Tom stood on the sidewalk talking to Mary.
Tom bir soru sormak için elini kaldırdı.Tom raised his hand to ask a question.
Tom takvimi duvardan kaldırdı.Tom took the calendar off the wall.
Tom kitaplardan kafasını kaldırmıyor.Tom has been hitting the books.
Belki Tom hastaneye kaldırıldı.Maybe Tom was hospitalized.
Tom üç parmağını kaldırdı.Tom held up three fingers.
Sepet çok ağır ama kaldırabilirim.The basket is so heavy, but I can lift it.
Bu sorunu nasıl ortadan kaldırırız?How do we make this problem go away?
Şaka kaldırabilecek durumda değilim.I'm not in the mood for jokes.
O bir ay boyunca sadece meyve yedikten sonra hastaneye kaldırıldı.He was hospitalized after eating only fruit for one month.
Adınızı okursam elinizi kaldırın.Raise your hand if I read your name.
Sadece herhangi bir şüpheyi ortadan kaldırmak için, artık ailemle birlikte yaşıyorum.Just to remove any doubt, I no longer live with my parents.
Tom onu kaldırmak için yeterince güçlü değil.Tom isn't strong enough to lift that.
Arabayı kriko ile kaldırmak zorunda kalacaksın.You'll have to jack up the car.
Kollarıyla onu kaldırdı ve yatağına taşıdı.He lifted her in his arms and carried her to her bed.
Gemilerin geçebilmesi için köprünün kaldırılması gerekir.The bridge should be lifted so that the ships can pass.
Kaşlarını kaldırdı.He raised his eyebrows.
Bütün kusurları ortadan kaldırdılar.They have eliminated all imperfections.
Sağ kolumu kaldıramam.I can't raise my right arm.
Onlar nihayet caddemize kaldırım döşedi.They've finally paved our street.
Tom kaşlarını kaldırdı.Tom raised his eyebrows.
Ben birini yukarı kaldırdım.I lifted one up.
Kutuyu yukarıya kaldırdı.She lifted the box up.
Şaka kaldıramaz mısın?Can't you take a joke?
Kaldırıma kadar çekin.Pull up to the curb.
Bir taksiyi durdurmayı deneyerek kolunu kaldırdı.He raised his arm intending to stop a taxi.
Tom ağırlık kaldırıyor.Tom is lifting weights.
Tom'un hastaneye kaldırıldığını duydum.I heard that Tom was hospitalized.
Bir sorunuz varsa lütfen elinizi kaldırın.If you have a question, please raise your hand.
Tom bir tost için şarap bardağını kaldırdı.Tom held up his wine glass for a toast.
Tom ne kadar şarap kaldığını görmek için şişeyi kaldırdı.Tom held up the bottle to see how much wine was left.
Tom diz çöktü ve döşeme tahtasını kaldırdı.Tom knelt down and lifted up the floorboard.
Tom gömleğini yukarı kaldırdı ve karnını açtı.Tom lifted up his shirt and exposed his belly.
Tom kılıcını çıkardı ve onu kaldırdı.Tom pulled out his sword and raised it.
Tom şapkasını kaldırdı.Tom raised his hat.
Tom tüfeğini kaldırdı ve onu Mary'ye doğrulttu.Tom raised his rifle and pointed it at Mary.
Tom silahını kılıfından çıkardı ve onu kaldırdı.Tom unholstered his gun and raised it.
Tom kaldırımda baygın yatıyordu.Tom was lying unconscious on the sidewalk.
Mary uğradığında Tom şapkasını kaldırdı.When Mary came by, Tom raised his hat.
Bu büyümenin derhal kaldırılması gerekiyor.This growth ought to be removed immediately.
Asker bayrağı kaldırdı.The soldier raised the flag.
Bir bilet isterseniz elinizi kaldırın.If you want a ticket, please raise your hand.
Hafif bir yağmur kaldırımları ıslattı.A light rain made the sidewalks wet.
Tom sağ elini havaya kaldırdı.Tom held up his right hand.
Tom sağ elini kaldırdı.Tom raised his right hand.
Tom silahını kaldırdı.Tom raised his gun.
Tom kadehini kaldırdı.Tom raised his glass.
Tom kaldırımda yürümenin daha emniyetli olduğunu biliyordu ama yolun merkezinde yürüdü.Tom knew it was safer to walk on the sidewalk, but he walked down the center of the road.
Tom'un ismini listeden kaldır.Strike Tom's name off the list.
Tom bir kayayı kaldırdı ve onun altına baktı.Tom lifted up a rock and looked under it.
Tom bir kayayı kaldırdı ve altına baktı.Tom lifted up a rock and looked under it.
Tom kaldırım kenarında bir masaya oturmuştu.Tom was seated at a table by the sidewalk.
Tom kapağı kaldırdı ve tencerenin içine baktı.Tom lifted the lid and looked into the pot.
Tom öğretmenin dikkatini çekmek için elini kaldırdı.Tom raised his hand to get the teacher's attention.
Amerika'nın görevi komünizmi dünyadan kaldırmaktır.America's task was to eliminate communism from the world.
Kameranı ortadan kaldır.Put your camera away.

İlgili Sayfalar