kaldır ile cümle

kaldır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kaldırımın kenarına oturdu.Tom sat on the curb.
Tom malzemeleri yerden kaldırdı.Tom picked the stuff up off the floor.
Sanırım bu planı rafa kaldırmalıyız.I think we should scrap this plan.
Ellerini havaya kaldır!Put your hands up in the air!
Tom saldırganın kafasını vurmak niyetiyle kazayağı kaldırdı.Tom raised the crowbar intending to smash his attacker's head.
Tom gizli altın paraları aramak için döşeme tahtalarını kaldırdı.Tom pried up the floorboards looking for the hidden gold coins.
O ellerini kaldırdı.She raised her hands.
Tom o sandığı kendi başına kaldıramaz.Tom can't lift that crate by himself.
Bu politikanın birkaç yıl önce kaldırıldığını sandım.I thought that policy was abolished a couple of years ago.
Ölüm cezasının kaldırılmasını düşündüm.I thought the death penalty should be abolished.
Tom kutunun tek başına kaldıramayacağı kadar çok ağır olduğunu söyledi.Tom said that the box was too heavy to lift by himself.
Soru sormak istiyorsanız lütfen elinizi kaldırın.If you want to ask a question, please put your hand up.
Öğrencilerden biri soru sormak için elini kaldırdı.One of the students raised his hand to ask a question.
Öğrencilerden biri soru sormak için parmak kaldırdı.One of the students raised his hand to ask a question.
Yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak için bir fırsat istiyorum.I'd like a chance to set the record straight.
Yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak istiyorum.I want to set the record straight.
Bir sandviç istiyorsan, elini kaldır.If you want a sandwich, raise your hand.
Tom kadehini kaldırdı ve "mutlu çifte!" dedi.Tom raised his glass and said, "To the happy couple!"
Tom işlek kaldırımdan yavaşça aşağıya doğru yürüdü.Tom walked slowly down the busy sidewalk.
Tom ve Mary yoğun kaldırımdan aşağıya doğru yürüdü.Tom and Mary walked down the busy sidewalk.
Tom kutuyu dikkatle kaldırdı.Tom carefully lifted the box.
Tom dikkatle kapağı kaldırdı.Tom carefully raised the lid.
Tom bandajı dikkatle kaldırdı.Tom carefully removed the bandage.
Kıçını kaldırıp buraya gel, seni aptal!Get your ass over here, you idiot!
Ben virgülü kaldırmayı öneririm.I'd suggest removing the comma.
Biri kopya bir cümleyi nasıl kaldırabilir?How can one remove a duplicate sentence?
Tüm şüpheleri ortadan kaldırmaya çalıştım.I tried to remove all doubt.
O onu havaya kaldırdı.He lifted her in the air.
Poponu kaldır!Move your ass!
Tom beni kaldırdı.Tom raised me.
Onu yukarı kaldır.Lift it up.
Onu kaldır.Put that away.
Kim seni kaldırdı?Who raised you?
Onu kim kaldırdı?Who removed it?
O, gücünü göstermek için bağajı kaldırdı.He lifted the trunk to show off his strength.
Konuşmak istiyorsan, elini kaldır.If you want to speak, raise your hand.
Bu kaldırılamaz. O sabit.It can't be removed. It's fixed.
Yerdeki o kağıdı kaldırın.Pick up that paper there on the floor.
Onu kaldırmadım.I didn't pick it up.
Tom onu yerden kaldırmadı.Tom didn't pick it up.
Sorunlarını ortadan kaldırabilirim.I can make your problems go away.
Bunu kaldıramam.I can't lift this.
Ambülansla hemen yakındaki hastaneye kaldırıldı.He was rushed by ambulance to the nearby hospital.
Otuz kilogramı aşkın kutuları kaldıramam.I can't lift boxes over thirty kilograms.
Kölelik, Amerika Birleşik Devletleri'nde 1865 yılına kadar kaldırılmadı.Slavery was not abolished in the United States until 1865.
Kölelik, Abd'de 1865 yılına kadar kaldırılmadı.Slavery was not abolished in the U.S. until 1865.
Tom bebeği yerden kaldırdı ve ona gülümsedi.Tom picked the baby up and smiled at her.
Gelecek yıl bu çakıl yola kaldırım taşı döşenecek.Next year, this gravel road will be paved.
Ayağını debriyajdan kaldır.Take your foot off the clutch.
Tom başını kaldırmadı.Tom did not raise his head.
Ellerinizi havaya kaldırın.Lift up your hands in the air.
Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kölelik 1865 yılına kadar kaldırılmadı.Slavery in the United States was not abolished until 1865.
Avrupa Birliği ölüm cezasını kaldırdı.The European Union has abolished the death penalty.
Tom'un kaldırımdan aşağı bir bebek arabası ittiğini gördüm.I saw Tom pushing a stroller down the sidewalk.
Tom silahını kaldırdı ve Mary'ye doğrulttu.Tom raised his gun and pointed it at Mary.
Tom kaldırımda bir şey gördü.Tom saw something on the sidewalk.
Tom kaldırım boyunca yürüdü.Tom walked along the sidewalk.
Tom kaldırımdan aşağı indi.Tom walked down the sidewalk.
Tom Mary'nin kaldırıma yanaşmasını söyledi.Tom told Mary to pull over.
Tom telefonunu ortadan kaldırdı.Tom put his phone away.

İlgili Sayfalar