kaldır ile cümle
kaldır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O, elini havaya kaldırmadı.He did not put up his hand.
O, elini kaldırdı ve gülümsedi.He raised his hand and smiled.
Kutuyu kaldırmak için bütün gücüyle çabaladı.He tried with all his might to lift the box.
Sıcağı kaldıramadı.He couldn't bear the heat.
O, ellerini kaldırdı.He held up his hands.
O okulda üniformayı kaldırdılar.They have done away with uniforms at that school.
Taşı bir manivela vasıtasıyla kaldırdılar.They lifted the rock by means of a lever.
Eski kısıtlamayı kaldırmaya karar verdiler.They decided to abolish the old restriction.
Eski sistemi kaldırdılar.They did away with the old system.
Onu itinayla ambulansa kaldırdılar.They lifted him carefully into the ambulance.
Kaldırımın karını temizlediler.They cleared the pavement of snow.
Onlar kürekle kaldırımdan karı temizliyorlardı.They were clearing the snow from the sidewalk with a shovel.
Şapkalarını kaldırarak birbirlerini selamlıyorlardı.They saluted each other by raising their hats.
O, kutuyu kaldırmaya çalıştı fakat bunu imkansız buldu.She tried to lift the box, but found it impossible.
Otobüsün durması için elini kaldırdı.She raised her hand for the bus to stop.
Kağıtları masadan kaldırdı.She removed the papers from the desk.
Yeni perdeleri bugün havaya kaldırdı.She put up the new curtains today.
O bir soru sormak istediği için elini kaldırdı.As she wanted to ask a question, she raised her hand.
O elini kaldırdı.She raised her hand.
Bulaşıkları masadan kaldırdı.She cleared away the dishes from the table.
O, başını kaldırdı.She held up her head.
Başını kaldırdı ve ona baktı.She lifted up her head and looked at him.
O hasta ve hastaneye kaldırıldı.He's sick and was hospitalized.
Babam dün hastaneye kaldırıldı.Father was sent to the hospital yesterday.
Kaldırımda bozuk para buldum.I found a coin on the sidewalk.
Kaldırımda bir şemsiye vardı.There was a sunshade over the sidewalk.
Kaldırım dökülen yapraklarla kaplıydı.The sidewalk was covered with fallen leaves.
Annem bana bulaşıkları kaldırmamı söyledi.Mother told me to put away the dishes.
Annesi kızına bu oyuncakları ortadan kaldırmasını söyledi.The mother told her daughter to put those toys away.
Paketi kaldırmama yardım et.Help me lift the package.
Biz şiddeti ortadan kaldırmalıyız.We must do away with violence.
Uyuşturucu trafiğini, kök ve dalları ortadan kaldırmalıyız.We must eradicate the drug traffic, root and branch.
Tren, demiryolu kazası yüzünden kaldırıldı.The train was held up because of the railroad accident.
Konuşmadan önce lütfen elini kaldır.Please raise your hand before you speak.
Önce çapakları kaldırın.First, remove the burrs.
Çok fazla ağırlık kaldırırken kolunu incitti.He hurt his arm lifting so much weight.
Elini kaldır.Raise your hand.
Kendini kaldırılmış hissetti.She felt herself being lifted up.
Kaldırımda bisiklete binmemelisin.You shouldn't ride a bicycle on the sidewalk.
Dergileri, broşürleri ve benzeri şeyleri kaldırmanı istiyorum.I want you to put the magazines, pamphlets and whatnot away.
Birçok devrimler, aristokrasiyi kaldırmayı amaçladı.Many revolutions have aimed to abolish the aristocracy.
Bu yol kaldırım döşenmeli.This road needs to be repaved.
Yüce Allah sonradan kaldıramayacağı bir taş yaratabildi mi?Could an almighty god create a stone that he would not be able to subsequently lift?
Bardaklarını kaldırdılar ve onların başarısına içtiler.They raised their glasses and toasted to their success.
Avrupa'da köleliğin kaldırılması, sonunda Amerika'ya ulaştı.The abolition of slavery in Europe eventually reached America.
Onu kafalarının üstüne kaldırdılar.They lifted her above their heads.
Ağırlık kaldırmada bir Olimpiyat şampiyonuydu.He was an Olympic champion in weightlifting.
Tom ağır halterleri kaldırabilir.Tom can lift heavy weights.
Yeni klimayı kaldırmak ve onu çatıya koymak için bir vinç kiraladık.We hired a crane to lift the new air conditioner and place it on the roof.
Bunu kaldırmama yardım eder misin?Can you help me lift this?
Adam bir soru sormak için elini kaldırdı.The man raised his hand to ask a question.
Mary çarşafları değiştirmek için döşekleri kaldırdı.Mary raised the mattress in order to change the sheets.
Bir vinç ağır inşaat malzemelerini kaldırır.A crane raises heavy construction materials.
Eski mobilyayı kaldırdık.We removed the old furniture.
Birçok ülke nükleer silahları ortadan kaldırmak için bir antlaşma imzaladı.Many countries have signed a treaty to eliminate nuclear weapons.
Tom kendini kaldırmak için çok cılız.Tom is too weak to lift himself.
Yağmurdan sonra kaldırımlar ıslaktı.The sidewalks were wet after the rain.
Ağırlıklar kaldırdıktan sonra bileklerim ağrıdı.My wrists were sore after lifting wieghts.
O, bardağı dudaklarına kaldırdı ve onu bir yudumda bitirdi.He raised the glass to his lips and drained it at one gulp.
Babam onu kaldıramaz.My father cannot lift it up.