kaldır ile cümle
kaldır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Affedersiniz ama o kutuyu benim için kaldırabilir misin?Excuse me but, would you kindly lift that box for me?
Endişeli ev hanımı telefonun zilini duydu ve hemen ahizeyi kaldırdı.The worried housewife heard the telephone ring and quickly picked up the receiver.
O okul üniformaları kaldıracak.That school is going to do away with uniforms.
Polis kutuyu dikkatlice kaldırdı.The policeman lifted the box carefully.
Tuhaf bir adam kaldırımda bir ileri ve bir geri yürüyordu.A strange man was walking back and forth on the pavement.
Bir sinyal olarak elimi kaldıracağım.I'll raise my hand as a signal.
Sol elinizi kaldırın.Raise your left hand.
Cüzdanını ortadan kaldır.Put away your wallet.
Bir parmağını bile kaldırmazdı.He wouldn't even lift a finger.
Ölüm cezasını kaldırmalıyızWe must abolish the death penalty.
Ölüm cezası kaldırılmalıdır.The death penalty should be abolished.
Ben bu bulaşıkları sofradan kaldıracağım.I'll clear these dishes away.
Adınızı söylediğimde elinizi kaldırın.Raise your hand when I call your name.
Geçen yıl bizim okulumuz üniformaları kaldırdı.Our school did away with uniforms last year.
Beş saatlik gezi yüzünden elimizi kaldıracak halimiz kalmadı.We felt dead from the five-hour trip.
Ulusal bayramlarda bayrakları havaya kaldırmalıyız.We put up the flags on national holidays.
Bu taşı kaldıramam.I cannot lift this stone.
Bu kutuyu kaldıramıyorum.I cannot lift this box.
Bu kutuyu kaldıramam.I cannot lift this box.
Ben tüm kitapları ortadan kaldırdım.I disposed of all the books.
Verginin kaldırılması gerektiği fikrindeyim.I am of the opinion that the tax should be abolished.
Ben kutuyu kaldırmayı imkansız buldum.I found it impossible to lift the box.
Ölüm cezasını kaldıracağım.I will abolish capital punishment.
Birkaç sorum vardı ve elimi kaldırdım.I had some questions and raised my hand.
Bir soru sormak için elimi kaldırdım.I raised my hand to ask a question.
Buzlu kaldırımda kayıp düştüm.I slipped and fell on the icy sidewalk.
Buzlu kaldırımda kaydım ve düştüm.I slipped and fell on the icy sidewalk.
Bu kötü gelenekleri kaldırmalıyız.We should do away with those bad customs.
Eğer herhangi bir sorun varsa sağ elini kaldır.If you have a question, please raise your right hand.
Bir sorun varsa elini kaldır.Raise your hand if you have a question.
Her geçen araba bir toz bulutu kaldırdı.Each passing car threw up a cloud of dust.
Araba toz bulutu kaldırdı.The car raised a cloud of dust.
Neden kaldırıma yanaşıp bir süre dinlenmiyorsun?Why don't you pull over and take a rest for a while?
Cevap vermeden önce elini kaldır.Raise your hand before you answer.
Ellerini kaldır!Put your hands up!
Liderler, ekonomik büyümenin önündeki engelleri ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.Leaders are trying to do away with impediments to economic growth.
O kadar ağır ki onu kaldıramıyorum.It's so heavy that I can't lift it.
Ölüm cezasını kaldırmalıyız.We should abolish the death penalty.
Ben yaya kaldırımı boyunca yürüdüm.I walked along the footpath.
Kız, göz yaşlarıyla hâlâ ıslak yüzünü kaldırdı.The girl lifted her face, still wet with tears.
Çiçek saksısı kaldırıma düştü.The flower pot crashed to the sidewalk.
Hükümet yakında tüketim vergisini kaldıracak mı?Will the government raise the consumption tax soon?
Birçok ülke ölüm cezasını kaldırdı.Many countries have abolished capital punishment.
Üniversite bu tür sınavı kaldırmaya karar verdi.The university decided to do away with this kind of examination.
Devlet başkanı köleliği kaldırdı.The president abolished slavery.
Bir yatırımcı grup firmanın kaldıraçlı satın alımını deniyor.An investors' group is attempting a leveraged buy-out of the firm.
Cevabı biliyorsan, elini kaldır.Raise your hand if you know the answer.
O beni kolayca kaldırdığı için şaşırdım.I was surprised because he lifted me up with ease.
Kapağı kaldırmayı imkansız buldu.He found it impossible to lift the lid.
O bir taksi durdurmak için elini kaldırdı.He raised his hand to stop a taxi.
O Harry'yi kaldırmada başarısız oldu.He failed to wake Harry up.
Topu yakalamak için elini kaldırdı.He put up his hand to catch the ball.
Kaşını kaldırarak onaylamadığını gösterdi.He showed his disapproval by raising an eyebrow.
O, sınıf ayrımlarının ortadan kaldırılmasını savundu.He advocated abolishing class distinctions.
O bir bayrak kaldırdı.He put up a flag.
O, olağanüstü gücüyle arabayı kaldırdı.He lifted the car with his phenomenal strength.
O beni gördüğünde şapkasını kaldırdı.He raised his hat when he saw me.
Bir soru sormak için elini kaldırdı.He raised his hand to ask a question.
O, arabasını kaldırımın yanına park etti.He parked his car beside the sidewalk.
O kolunu kaldırdı.He raised his arm.