kaldır ile cümle
kaldır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ellerinizi kutsal yere doğru kaldırıp RABbe övgüler sunun!Lift up your hands in the sanctuary. Praise Yahweh!
Kaldıramam böylesi bir bilgiyi, Başa çıkamam, erişemem.This knowledge is beyond me. It's lofty. I can't attain it.
Onların ağzı yalan saçar, Sağ ellerini kaldırır, yalan yere ant içerler.whose mouths speak deceit, Whose right hand is a right hand of falsehood.
Ayıbın ortaya çıksın diye Eteklerini yüzüne dek kaldıracağım.Therefore will I also uncover your skirts on your face, and your shame shall appear.
Evet, dönüp dönüp bütün gün bana elini kaldırıyor.Surely against me he turns his hand again and again all the day.
Derken bir el dokundu, titredim; beni dizlerimle ellerimin üzerine kaldırdı.Behold, a hand touched me, which set me on my knees and on the palms of my hands.
İki gün sonra bizi diriltecek, Üçüncü gün ayağa kaldıracak, Huzurunda yaşayalım diye.After two days he will revive us. On the third day he will raise us up, and we will live before him.
Sonra Yunusu kaldırıp denize attılar, kuduran deniz sakinleşti.So they took up Jonah, and threw him into the sea; and the sea ceased its raging.
Sonra gözlerimi kaldırıp baktım, dört boynuz vardı.I lifted up my eyes, and saw, and behold, four horns.
Sonra gözlerimi kaldırıp baktım, elinde ölçü ipi tutan bir adam vardı.I lifted up my eyes, and saw, and behold, a man with a measuring line in his hand.
Gözlerimi yine kaldırıp bakınca, uçan bir tomar gördüm.Then again I lifted up my eyes, and saw, and behold, a flying scroll.
‹‹Bu nedenle ürünün sahibi Rab'be yalvarın, ürününü kaldıracak işçiler göndersin.››Pray therefore that the Lord of the harvest will send out laborers into his harvest."
Başlarını kaldırınca İsadan başka kimseyi göremediler.Lifting up their eyes, they saw no one, except Jesus alone.
O da hastaya yaklaştı, elinden tutup kaldırdı. Kadının ateşi düştü, onlara hizmet etmeye başladı.He came and took her by the hand, and raised her up. The fever left her, and she served them.
Adam başını kaldırıp, ‹‹İnsanlar görüyorum›› dedi, ‹‹Ağaçlara benziyorlar, ama yürüyorlar.››He looked up, and said, "I see men; for I see them like trees walking."
Ama İsa elinden tutup kaldırınca, çocuk ayağa kalktı.But Jesus took him by the hand, and raised him up; and he arose.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.for it was very big. Looking up, they saw that the stone was rolled back.
İsa başını kaldırdı ve bağış toplanan yerde bağışlarını bırakan zenginleri gördü.He looked up, and saw the rich people who were putting their gifts into the treasury.
İsa onları kentin dışına, Beytanyanın yakınlarına kadar götürdü. Ellerini kaldırarak onları kutsadı.He led them out as far as Bethany, and he lifted up his hands, and blessed them.
Musa çölde yılanı nasıl yukarı kaldırdıysa, İnsanoğlunun da öylece yukarı kaldırılması gerekir.As Moses lifted up the serpent in the wilderness, even so must the Son of Man be lifted up,
Ben yerden yukarı kaldırıldığım zaman bütün insanları kendime çekeceğim.››And I, if I am lifted up from the earth, will draw all people to myself."
Petrus ise onu ayağa kaldırarak, ‹‹Kalk, ben de insanım›› dedi.But Peter raised him up, saying, "Stand up! I myself am also a man."
Onların günahlarını kaldıracağım zaman Kendileriyle yapacağım antlaşma budur.››This is my covenant to them, when I will take away their sins."
Ortadan kaldırılacak son düşman ölümdür.The last enemy that will be abolished is death.
Oysa ne zaman biri Rabbe dönerse, o peçe kaldırılır.But whenever one turns to the Lord, the veil is taken away.
Çünkü boğalarla tekelerin kanı günahları ortadan kaldıramaz.For it is impossible that the blood of bulls and goats should take away sins.
Mesihin, günahları kaldırmak için ortaya çıktığını ve kendisinde günah olmadığını bilirsiniz.You know that he was revealed to take away our sins, and in him is no sin.
Denizle karanın üzerinde durduğunu gördüğüm melek, sağ elini göğe kaldırdı.The angel whom I saw standing on the sea and on the land lifted up his right hand to the sky,
Ama senin önünden kaldırdığım Sauldan esirgediğim sevgiyi hiçbir zaman esirgemeyeceğim.But my mercy shall not depart away from him, as I took it from Saul, whom I put away before thee.
Utanmadan başını kaldırır, Sağlam ve korkusuz olabilirsin.For then shalt thou lift up thy face without spot; yea, thou shalt be stedfast, and shalt not fear:
Gözlerimi dağlara kaldırıyorum, Nereden yardım gelecek?I will lift up mine eyes unto the hills, from whence cometh my help.
Başkâhinlerle din bilginleri İsayı ortadan kaldırmak için bir yol arıyor, ama halktan korkuyorlardı.And the chief priests and scribes sought how they might kill him; for they feared the people.
Ki suçlular istemese de hakkı gerçekleştirsin, batılı da ortadan kaldırsın.So that Truth may be affirmed and falsehood negated, even though the sinners be averse.
Sonra, sizden o sıkıntıyı kaldırdığı zaman içinizden bir grup, hemen Rablerine ortak koşarlar.Yet when He has delivered you from affliction, some of you ascribe companions to your Lord
Ana babasına iyilik ediciydi, baş kaldıran bir zorba değildi.And kind to his parents, neither arrogant nor disobedient.
(Beni) anneme iyilik eder (kıldı), beni baş kaldıran bir zorba yapmadı.And be dutiful to my mother. He has not made me haughty or rebellious.
Dediler: "Vah bize, bizi yattığımız yerden kim kaldırdı?Saying: "Ah woe, who has roused us from our sleep?"
Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sözlerinden dönmeğe başladılar.Yet no sooner did We take away the affliction from them than they broke their pledge.
Rabbimiz, bizden azabı kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz derler."O Lord, take away this torment from us," (they will pray); "we have come to believe."
Biz sizden azabı birazcık kaldırırız ama siz yine (inkarınıza) dönersiniz.If We remove the torment a little, you revert back (to misdeeds).
Savurup kaldıranlara,I CALL TO witness those who scatter (dust) by dispersing,
Ve siz baş kaldırıyorsunuz?Indulging in pleasantries?
Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman,And the earth and mountains heaved and crushed to powder with one levelling blow,
Artık kim Allah'a ve Elçisine baş kaldırırsa, ona içinde sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır.For those who disobey God and His Apostle is the fire of Hell, where they will abide for ever;
Sonra dilediği zaman onu diriltip kaldırdı.Then He will raise him up again when He please.
Hiçbir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz.God does not burden a soul beyond capacity.
Her nefsin bütün kazandıkları üzerinde gözetici olana mı (baş kaldırılır?)Who is it who stands (watch) over every soul for what it does?
Allah, dilediğini ortadan kaldırır ve bırakır. Kitabın anası O'nun Katındadır.God abrogates or confirms whatsoever He will, for He has with Him the Book of Books.
Sonra sizden zararı kaldırdığında, sizden bir grup (hemen) Rablerine şirk koşar;Yet when He has delivered you from affliction, some of you ascribe companions to your Lord
"Niye bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın?"From coming after me? Did you not disobey my command?" (And Moses pulled him by the hair).
Onların önlerinde, diriltilip kaldırılacakları güne kadar bir engel (berzah) vardır.Behind them lies the intervening barrier (stretching) to the day of their resurrection.
Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.They are full of self-conceit and behave with intense arrogance.
Demişlerdir ki: "Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı?Saying: "Ah woe, who has roused us from our sleep?"
Onun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı.He would have stayed in its belly till the day the dead are raised.
"(Bütün herşey) Bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; biz yeniden diriltilip-kaldırılacak değiliz.""There is no dying for us but once; and we shall not be raised again.
Ve şuursuzca baş kaldırıyorsunuz.Indulging in pleasantries?
Özür (suçu, eksikliği ortadan kaldırmak) veya uyarmak için.To end all argument or to warn.
O'na: "Şimdi mi inandın? Daha önce baş kaldırmış ve bozgunculuk etmiştin" dendi."Yes, now" (was the answer), "though before this you were disobedient and rebellious.
Oysa inkarcılar hakkı batılla ortadan kaldırmak için çekişirler.But those who disbelieve contend with false arguments to nullify the truth.
Musa: "İnşallah sabrettiğimi göreceksin, sana hiçbir işte baş kaldırmayacağım" dedi."How can you bear that which is beyond your comprehension?"