kaldırım ile cümle
kaldırım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom'un evinin karşı kaldırımında oturuyorum.I live across the street from Tom.
Tom bana kaldırımda bulduğu parayı gösterdi.Tom showed me the money he found on the sidewalk.
Kaldırım kaygandır.The sidewalk is slippery.
Konser salonunun önündeki kaldırımda seni bekliyor olacağım.I'll be waiting for you on the sidewalk in front of the concert hall.
Kaldırıma yapışmış birçok eski sakız var.There is a lot of old chewing gum stuck to the sidewalk.
Bisikletinizi kaldırımda sürmemelisiniz.You must not ride your bike on the sidewalk.
Bisikletinizi kaldırımda kullanmamalısınız.You must not ride your bike on the sidewalk.
Kaldırım taşına çarpmamaya çalışın.Try not to hit the curb.
Tom bisikletini kaldırımda sürüyor.Tom rides his bicycle on the sidewalk.
Arnavut kaldırımlı bir sokakta oturuyorlar.They live on a cobblestone street.
Stefan kaldırımda oturuyordu.Stefan was sitting on the sidewalk.
Hâlâ görülebilen en son traverten kaldırımı, Augustus'un yönetimi zamanındandır.Its final travertine paving, still visible, dates from the reign of Augustus.
Bu görünüm bir çöl kaldırımına benzer.It looks almost like a desert.
Genellikle bir kaldırım kafesinde yemek ve dinlenmek için masa ve sandalyeler vardır.Typically in a sidewalk cafe there are tables and chairs for dining and relaxing.
Aracın önü veya arkası kaldırıma dönük olabilir.The front of the engine may point towards the front, side or rear of the car.
Yaklaşık 100 metre ilerleyen taksi, kaldırıma çarparak durdu.After proceeding approximately a hundred meters, the vehicle came to a halt.
Çöl kaldırımı kurak bölgelerde çok yaygın olan bir şekildir.Smuggling also is a widespread activity in border areas.
Böylece grup, kaldırım üzerinde oturma eylemi kararı aldı.For example: He painted her sitting on the step.
Tüm sokakları kaldırımlıdır.All the routes are difficult.
Örnek olarak Rio'daki bu kaldırımları kullanacağım.I'll use these sidewalks in Rio as an example.
İnsanlar kaldırımda fırladı: geçti sesleri, tepeden aşağı içgüdü tarafından geçti.People sprang off the pavement: It passed in shouts, it passed by instinct down the hill.
Artık renkler var, sokak lambaları, deliksiz kaldırımlar, ağaçlar.There are colors, streetlights, new pavement with no potholes, trees.
Kaldırımda uyumayı bırakın.Stop sleeping on the streets.
"Neden kaldırım yenmek?" Sevgili doktor, bunun için bir zaman gözlem, konuşmak için değil."Why did you beat the pavement?" "My dear doctor, this is a time for observation, not for talk.
İlk bakışta ama taş kaldırım üzerinde dehşetli bir kıvılcım.At first it was but a lurid spark upon the stone pavement.
Ben benim sopa ile kaldırım üzerine yenerek şaşırttı.I surprised you by beating upon the pavement with my stick.
Kaldırımlar yok.There are no sidewalks.
Kaldırımlar çakıltan, yağmur yağdığında sel alır.The sidewalks are gravel.
Ve tabi bu ayaklar sadece kusursuz kaldırım ve yollarda yürümek üzere tasarlanmış uzuvlar.And of course, these feet are so designed that they can walk only on such perfect pavement or roads.
Kaldırımdaki bir çatlakta durakladığımda sadece yürümeye devam etti.When i stopped at a crack in the sidewalk, she just kept walking.
Kaldırım kenarı dediğimiz bir arsa şeridi üzerindeydi.It was on a strip of land that we call a parkway.
Duvarlar maviydi, pencereler maviydi, ön taraftaki kaldırım maviydi.The walls were blue, the windows were blue, the sidewalk out front was painted blue.
Asla trafiğe yakalanmıyorlar, gerekirsse kaldırımdan dahi gidebiliyorlar.They never get stuck in traffic. They could even go on a sidewalk.
Bizleri kaldırımlara itiyorlar. BİZLER SOKAKLARI ELE GEÇİRİYORUZ!They push us to the sidewalk WE TAKE THE STREETS!
Ve de ne zaman kaldırımın kenarına ya da köşesine yaklaşsam paniğe kapılıyordum.Every time I approached the corner or the curb, I would panic.
O tebeşir ile kaldırımda karalama yapıyordu.He was scribbling with chalk on the pavement.
Bu rotada bazı kaldırımları ve yaya yollarını es geçebileceğimi söyledi.It did tell me that this route maybe missing sidewalks or pedestrian paths, though.
Su oluklarında veya kaldırım kenarına çok yakın sürmek bisikletli için pek çok tehlike yaratır.BlKING IN THE GUTTER AREA OR VERY CLOSE TO THE CURB POSES MANY DANGERS FOR A BlKE RlDER.
Kaldırım kenarına yanaşan bir otobüs sizi kolaylıkla çarpıp düşürebilir.A BUS MOVlNG TOWARD THE CURB COULD EASlLY KNOCK YOU OVER.
Kaldırım kenarına çakılana kadar otobüs şoförünün ne yapacağını anlamamanız mümkün.YOU MlGHT NOT REALlZE THE BUS OPERATOR'S INTENTlON UNTlL YOU GET CUT OFF AT THE CURB.
Otobüsün kaldırım kenarından ne zaman ayrılıp trafiğe döneceğini asla kestiremezsiniz.YOU NEVER KNOW WHEN THE BUS WlLL LEAVE THE CURB AND START PULLlNG OUT INTO TRAFFlC,
Çocuk bisikletlilere karşı kaldırımları da kontrol edin.AND, CHECK THE SlDEWALK AREA FOR KlDS ON BlKES.
Otobüs yaklaşırken, tamamen durana kadar kaldırımda bekleyin.AS THE BUS APPROACHES, STAY ON THE CURB UNTlL IT COMES TO A COMPETE STOP.
Ön tekerlek kaldırıma bakacak şekilde, öncelikle otobüse yakın olan aparata yükleyinLOAD THE RACK NEAREST THE BUS FlRST, WlTH THE FRONT WHEEL FAClNG THE CURB.
Kaldırım ve asfaltlar yenileniyor.Pavement and asphalt are being replaced.
Tiran'da kaldırımda uyuyan evsiz çocuklar.Homeless children sleep on the sidewalk in Tirana.
Sırp kaykaycılar "özgürlüğü" kaldırımda bulduSerbian skaters find "freedom" on the pavement
Parkta kaldırımları eskiten pek kız olmasa da birkaç tanesi oğlanları neşelendirmeye yetiyor.Although there weren't any girls at the park grinding the curb, a few cheered the boys on.
Tiran belediyesi, tüm tezgah ve bar sahiplerine 1 Ekim'e kadar kaldırımları boşaltma talimatı verdi.Tirana is ordering all owners of vending carts and bars to clear the sidewalks by October 1st.
Bir jandarma eri, başına kaldırım taşı isabet etmesi sonucu ağır yaralandı.One gendarme was severely injured after being hit in the head by a chunk of curbstone.
Birincisi çoğu tüketicinin erişebildiği kaldırım kenarı geri dönüşüm kaplarıdır.The first is curbside recycling to which most consumers have access.
Sütun, taştan yapılmış üç katlı bir kaldırım üzerinde durmaktadır.The column stands on a three-tiered pavement, which was built of stone.
Şamahı, Şeki ve Kuba'dan tüccarlar mallarını kaldırımlarda satarak kirliliğe neden oldu.Merchants from Shamakhi, Sheki and Guba sold their wares on the sidewalks, causing pollution.
Onların yerine kaldırımlar, 2000'lerde biraz yükseltildi.In their place, the pavements were elevated slightly in the 2000s.
Hollywood Şöhret Kaldırımı'nda bir yıldız aldı.She received a star on the Hollywood Walk of Fame.
Bliss kaldırıma çarptı, başını ve göğsünü ezdi.Bliss hit the pavement, crushing his head and chest.
Yerleşim bölgelerindeki kaldırımlarda çatlaklar oluştu.The cracks appeared on sidewalks in residential areas.
Sokaklar da dar ve genellikle kaldırımsızdır. Bu da onları pitoresk ama tehlikeli yapıyor.The streets are also narrow and generally lack sidewalks, making them picturesque but dangerous.
Bondar, Kanada'nın Şöhret Kaldırımı'nda yıldız alan ilk astronot oldu.Bondar was the first astronaut to receive a star on Canada's Walk of Fame.
Kaldırım cehennem gibiydi" dedi.Hierauf begann die Tonfigur zu glühen, als sei sie dem Feuer ausgesetzt.