kaldırım ile cümle

kaldırım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Jeff bir iş bulmadan önce üç ay boyunca kaldırımları arşınlamak zorunda kalmıştı.Jeff had to pound the pavement for three months before he found a job.
Tuhaf bir adam kaldırımda bir ileri ve bir geri yürüyordu.A strange man was walking back and forth on the pavement.
Buzlu kaldırımda kayıp düştüm.I slipped and fell on the icy sidewalk.
Buzlu kaldırımda kaydım ve düştüm.I slipped and fell on the icy sidewalk.
Neden kaldırıma yanaşıp bir süre dinlenmiyorsun?Why don't you pull over and take a rest for a while?
Ben yaya kaldırımı boyunca yürüdüm.I walked along the footpath.
Çiçek saksısı kaldırıma düştü.The flower pot crashed to the sidewalk.
O, arabasını kaldırımın yanına park etti.He parked his car beside the sidewalk.
Kaldırımın karını temizlediler.They cleared the pavement of snow.
Onlar kürekle kaldırımdan karı temizliyorlardı.They were clearing the snow from the sidewalk with a shovel.
Kaldırımda bozuk para buldum.I found a coin on the sidewalk.
Kaldırımda bir şemsiye vardı.There was a sunshade over the sidewalk.
Kaldırım dökülen yapraklarla kaplıydı.The sidewalk was covered with fallen leaves.
Kaldırımda bisiklete binmemelisin.You shouldn't ride a bicycle on the sidewalk.
Bu yol kaldırım döşenmeli.This road needs to be repaved.
Yağmurdan sonra kaldırımlar ıslaktı.The sidewalks were wet after the rain.
Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda, eve geri dönüş yolunu asla bulmayacaksın.You'll never find the way back home, through narrow streets of cobblestone.
Tom kaldırımda bir cüzdan buldu.Tom found a wallet on the sidewalk.
Tom kaldırımda duran bir cüzdan buldu.Tom found a wallet lying on the sidewalk.
Tom evinin önünde kaldırımda vuruldu.Tom was gunned down on the sidewalk in front of his house.
Tom kaldırıma yanaştırıldı.Tom was pulled over.
İnsanlar kaldırımda yürür. Arabalar caddeleri geçer.People walk on the sidewalk. Cars cross the streets.
İsyancılar kaldırım taşlarını fırlattı.The rioters threw cobblestones.
Kaldırımın kenarına oturdu.Tom sat on the curb.
Tom işlek kaldırımdan yavaşça aşağıya doğru yürüdü.Tom walked slowly down the busy sidewalk.
Tom ve Mary yoğun kaldırımdan aşağıya doğru yürüdü.Tom and Mary walked down the busy sidewalk.
Gelecek yıl bu çakıl yola kaldırım taşı döşenecek.Next year, this gravel road will be paved.
Tom'un kaldırımdan aşağı bir bebek arabası ittiğini gördüm.I saw Tom pushing a stroller down the sidewalk.
Tom kaldırımda bir şey gördü.Tom saw something on the sidewalk.
Tom kaldırım boyunca yürüdü.Tom walked along the sidewalk.
Tom kaldırımdan aşağı indi.Tom walked down the sidewalk.
Tom Mary'nin kaldırıma yanaşmasını söyledi.Tom told Mary to pull over.
Bu kaldırım caddenin karşısındakinden daha dar.This sidewalk is a lot narrower than the one across the road.
Tom Mary ile konuşurken kaldırımda durdu.Tom stood on the sidewalk talking to Mary.
Onlar nihayet caddemize kaldırım döşedi.They've finally paved our street.
Kaldırıma kadar çekin.Pull up to the curb.
Tom kaldırımda baygın yatıyordu.Tom was lying unconscious on the sidewalk.
Hafif bir yağmur kaldırımları ıslattı.A light rain made the sidewalks wet.
Tom kaldırımda yürümenin daha emniyetli olduğunu biliyordu ama yolun merkezinde yürüdü.Tom knew it was safer to walk on the sidewalk, but he walked down the center of the road.
Tom kaldırım kenarında bir masaya oturmuştu.Tom was seated at a table by the sidewalk.
Kaldırımda buz var ve orası kaygandır.There's ice on the sidewalk and it's slippery.
Tom arabanın altındaki kaldırımda yağ olup olmadığını görmek için arabanın altına baktı.Tom looked under the car to see if there was any oil on the pavement under the car.
Tom kaldırımdan yukarı doğru yürüyor.Tom is walking up the sidewalk.
Tom kaldırımdan aşağıya yürüyor.Tom is walking down the sidewalk.
Tom kaldırıma baktı.Tom looked down at the sidewalk.
Çocuklar kaldırım üzerine tebeşirle resimler çizdiler.The children drew pictures on the sidewalk with chalk.
O, kız kardeşini kaldırımda bilinçsizce yatarken buldu.She found her sister sprawled unconscious on the sidewalk.
O, kızını baygın halde kaldırımda yatarken gördü.She saw her daughter lying on the sidewalk, unconscious.
Onlar rampaya kaldırım taşı döşedi.They have paved the on-ramp.
1910 yılında şehir yollara kaldırım döşemeye başladı.The city began to pave streets in 1910.
Genişleyen kaldırımlar trafiğin akışını yavaşlatıyor.Curb extensions force traffic to slow down.
Çocuklar tebeşirle kaldırımın üzerini çiziyor.Children are drawing on the pavement with chalk.
Bir saniye kaldırıma yanaşır mısın?Could you pull over for a second?
Tom kaldırımda gördüğü madeni parayı almak için durdu.Tom stooped to pick up a coin he saw on the sidewalk.
Kaldırım iyi korunmuştur.The sidewalk is well maintained.
Kaldırımlar bomboş.The sidewalks are deserted.
Kaldırımlar terk edilmiş.The sidewalks are deserted.
Kaldırım kenarına çok yakın durmayın.Don't stand so close to the curb.
Kaldırım kenarında oturdum.I sat on the curb.
Kaldırımın üzerinde bir yaprak tabakası yatıyor.A layer of leaves lies on the pavement.

İlgili Sayfalar