kaldım ile cümle

kaldım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Buraya kadar bütün yolu yürümek zorunda kaldım.I had to walk all the way here.
Bu sabah çok erken kalkmak zorunda kaldım.I had to get up very early this morning.
Hastalık nedeniyle çalışmalarımda çok geri kaldım, yetişmek için çok çalışmam gerekiyor.I missed a lot of work through illness, so I've a lot of catching up to do.
Bu yüzden geç kaldım.That's why I'm late.
Onu içeriye sokmamak için, ihtiyati tedbirler almak zorunda kaldım.I would have to take precautionary steps to keep him out.
Trafik yoğun olduğu için geç kaldım.I was late because the traffic was heavy.
Yoğun trafik yüzünden geç kaldım.I was late because of the heavy traffic.
Bir araba kiralamak zorunda kaldım.I had to rent a car.
Tom'un önerisini dikkate almak zorunda kaldım.I had to consider Tom's proposal.
Tom'un önerisini düşünmek zorunda kaldım.I had to consider Tom's proposal.
Ben hızlı bir şey yapmak zorunda kaldım.I had to do something fast.
Ben senin insafına kaldım.I'm at your mercy.
Duyulmak için bağırmak zorunda kaldım.I had to shout in order to be heard.
Yağmurda eve yürümek zorunda kaldım.We had to walk home in the rain.
Umduğumdan daha uzun beklemek zorunda kaldım.I had to wait a lot longer than I expected I'd have to.
Tom'un uyanmasını beklemek zorunda kaldım.I had to wait for Tom wake up.
Toplantıyı iptal etmek zorunda kaldım.I had to cancel the meeting.
İki kez tren değiştirmek zorunda kaldım.I had to change trains twice.
Onlarla ilgilenmek zorunda kaldım.I had to deal with them.
Onunla ilgilenmek zorunda kaldım.I had to deal with him.
Onlara yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to them.
Ona yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to him.
Onlara bir şey göstermek zorunda kaldım.I had to show them something.
Ona bir şey göstermek zorunda kaldım.I had to show him something.
Ona bir şey göstermek zorunda kaldımI had to show her something.
Onları eve göndermek zorunda kaldım.I had to send them home.
Onu eve göndermek zorunda kaldım.I had to send him home.
Onun kazanmasına izin vermek zorunda kaldım.I had to let him win.
Onların gitmesine izin vermek zorunda kaldım.I had to let them go.
Onun gitmesine izin vermek zorunda kaldım.I had to let him go.
Onlara yardım etmek için geride kaldım.I stayed behind to help them.
Ona yardım etmek için geride kaldım.I stayed behind to help him.
Onları okula götürmek zorunda kaldım.I had to get them to school.
Onu okula götürmek zorunda kaldım.I had to get him to school.
Onu kovmak zorunda kaldım.I had to fire him.
Onları tutuklamak zorunda kaldım.I had to arrest them.
Onu tutuklamak zorunda kaldım.I had to arrest her.
Ben ona hayran kaldım.I admired him.
Evde kaldım ve tek başıma TV izledim.I stayed at home and watched TV by myself.
Birkaç dakika geç kaldım.I'm a few minutes late.
Ebeveynlerime yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to my parents.
Sabaha kadar uyanık kaldım.I stayed awake until morning.
Ben sabaha kadar uyanık kaldım.I stayed awake 'till the morning.
Yardım edin! İçeride kilitli kaldım!Help! I've been locked in!
Herkese yalan söylemek zorunda kaldım.I had to lie to everyone.
Uyuyakaldım bu yüzden okula geç kaldım.I overslept so I was late to school.
Uyuyakaldım, bu yüzden okula geç kaldım.I slept in, so I was late to school.
Uyuyakalmışım, bu yüzden okula geç kaldım.I slept in, so I was late to school.
Onlara yetişmeye çalıştım ama sonunda geride kaldım.I tried to keep up with them, but eventually I fell behind.
Bütün sabah yatakta kaldım.I stayed in bed all morning.
Bisikletim bozuldu, bu yüzden yürümek zorunda kaldım.My bicycle broke, so I had to walk.
Bilgisayara ulaşabilmek için paneli kaldırmak zorunda kaldım.I had to remove the panel in order to access the computer.
Ben yalan söylemeye mecbur kaldım.I was forced to lie.
Tanrıya şükür hayatta kaldım.Thank God I survived.
Ben sadece sessiz kaldım.I just stayed quiet.
Sonuna kadar Tom için beklemek zorunda kaldım.I had to wait for Tom till the end.
Tom'a uzun süre hayran kaldım.I have long admired Tom.
Sıkıldım, bu yüzden uyuya kaldım.I was bored, so I fell asleep.
Tüh be. Yine geç kaldım.Phooey. I'm late again.
Tom hastaydı, bu yüzden ona bakmak için evde kaldım.Tom was sick, so I stayed home to take care of him.
İlgili Sayfalar