kaldım ile cümle

kaldım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ben sadece kaçmak zorunda kaldım.I just had to get away.
Evde kaldım.I stayed at home.
Boston'da Tom'un evinde kaldım.I stayed at Tom's house in Boston.
Bir arkadaşımla birlikte kaldım.I stayed with a friend of mine.
Etek uygun değildi, bu yüzden değiştirmek zorunda kaldım.The skirt didn't fit so I had to alter it.
Lisede Fransızca öğrenmek zorunda kaldım.I had to study French in high school.
Fırtınadan dolayı Boston'da burada mahsur kaldım.I'm stuck here in Boston because of the storm.
Üzgünüm, randevumuzu iptal etmek zorunda kaldım.I'm sorry I had to cancel our date.
Ben aslında bir toplantıya geç kaldım.I'm actually late for a meeting.
Bir randevu için geç kaldım.I'm late for an appointment.
Üzgünüm, onu yapmak zorunda kaldım.I'm sorry I had to do that.
Boston'da burada sıkışıp kaldım.I'm stuck here in Boston.
Gene geç kaldım, değil mi?I'm late again, aren't I?
Pratik için geç kaldım.I'm late for practice.
Boston'a gitmek zorunda kaldım.I had to go to Boston.
Üzgünüm ben geç kaldım.I'm sorry I was late.
Akşam yemeğine geç kaldım.I'm late for dinner.
Ben çakılı kaldım.I'm stuck in a rut.
Ben öğle yemeği için geç kaldım.I'm late for lunch.
Derse geç kaldım.I'm late for class.
Ben biraz geç kaldım.I'm a bit late.
Ben çok geç kaldım.I was too late.
Arabam bozulduğu için oraya yürümek zorunda kaldım.I had to walk there because my car broke down.
Evde kaldım bu yüzden dinlenebildim.I stayed home so I could rest.
Geç kaldım, değil mi?I was late, right?
Sen hapishanedeydin bu yüzden çocuklarımızı kendim büyütmek zorunda kaldım.You were in prison, so I had to raise our children by myself.
Hastaydım. Bütün gün boyunca evde kaldım.I was sick; I stayed at home all day long.
Mektebe geç kaldım.I was late for school.
Dün hava çok soğuktu, o yüzden evde kaldım.It was very cold yesterday, so I stayed at home.
Onu çıkartmak zorunda kaldım.I had to get it removed.
Dövmemi çıkartmak zorunda kaldım.I had to get my tattoo removed.
Gitmek üzereydim fakat Tom geldi bu yüzden kaldım.I was about to leave, but Tom came, so I stayed.
Ne yazık ki geç kaldımUnfortunately, I'm late.
Ağzımdaki baklayı çıkartmak zorunda kaldım.I had to get that off my chest.
Eteğimdeki taşları dökmek zorunda kaldım.I had to get that off my chest.
Tren o kadar doluydu ki tüm gezi boyunca ayakta kalmak zorunda kaldım.The train was so packed that I had to stand up during the whole trip.
Tren o kadar kalabalıktı ki yolculuk boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.The train was so crowded that I had to stand up the whole trip.
Maalesef okul ücretini göze alamadığım için üniversiteyi bırakmak zorunda kaldım.Unfortunately, I had to drop out of college because I couldn't afford the tuition.
Üç aydan fazla Boston'da kaldım.I stayed in Boston over three months.
Üç gün Boston'da kaldım.I stayed in Boston for three days.
Boston'dayken ucuz bir otelde kaldım.I stayed at an inexpensive hotel when I was in Boston.
Üzgünüm, geç kaldım.Sorry, I am late.
Ne kadar geç kaldım?How late am I?
Ben Tom'a yardım etmek için arkada kaldım.I stayed behind to help Tom.
Nakit olarak ödemek zorunda kaldım.I had to pay in cash.
Hava yüzünden evde kaldım.I stayed home because of the weather.
Odama çıkmak zorunda kaldım ama anahtarımı unutmuştum.I have to go up to our room and I forgot my key.
Tur grubumun gerisinde kaldım.I fell behind on my tour group.
Bu gömleği yine ütülemek zorunda kaldım! Son kez!I had to iron his shirts again! It's the last time!
Ben onu telefonda teselli etmek zorunda kaldım.I had to console her on the telephone.
Boston'u terk etmek zorunda kaldım.I had to leave Boston.
Tom'u yatağın dışına sürüklemek zorunda kaldım.I had to drag Tom out of bed.
Dün uyuyamadım ve bütün gece uyanık kaldım.Yesterday I couldn't sleep and stayed up all night.
Ayrılmak zorunda kaldım.I had to leave.
Arkadaşlarımın gelmesi için yalvarmak zorunda kaldım.I had to beg my friends to come.
Partime gelmeleri için arkadaşlarıma yalvarmak zorunda kaldım.I had to beg my friends to come to my party.
Yapabildiğim her şeyi yaptım ama vazgeçmek zorunda kaldım.I did everything I could, but I had to give up.
Geç kaldım mı?Am I late?
Bütün gün kilitli kaldım.I remained locked in all day.
Çıplak kaldım.I felt naked.
İlgili Sayfalar