kaldım ile cümle

kaldım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Amerikalı bir aile ile birlikte kaldım.I stayed with an American family.
Amcamla birlikte kaldım.I stayed with my uncle.
Üç gün teyzemin evinde kaldım.I stayed at my aunt's house for three days.
Bu saat için en az 1,000 dolar ödemek zorunda kaldım.I had to pay no less than 1,000 dollars for this watch.
Ben tamamen nefes nefese kaldım.I am completely out of breath.
Orada üç gün kaldım.I stayed there for three days.
Çocuklara bakmak zorunda kaldım.I had to look after the children.
Onu kendim için yargılamak zorunda kaldım.I had to judge it for myself.
Geri almak için çok miktarda para ödemek zorunda kaldım.I had to pay a large sum of money to get it back.
Evde kaldım çünkü fena üşütmüştüm.I stayed home because I had a bad cold.
Fena üşüttüğüm için evde kaldım.I stayed home because I had a bad cold.
Ben otelde kaldım ama diğerleri alışverişe gitti.I stayed at the hotel, but the others went shopping.
Ben otel rezervasyonlarımı iptal ettim ve arkadaşlarla kaldım.I canceled my hotel reservations and stayed with friends.
Ben gitmek zorunda kaldım.I was forced to go.
İlaç almak zorunda kaldım.I was forced to take medicine.
Plandan vazgeçmek zorunda kaldım.I was forced to abandon the plan.
Oraya tek başıma gitmek zorunda kaldım.I had to go there alone.
Ben işi yalnız başıma yapmak zorunda kaldım.I was compelled to do the work alone.
Bütün gün evde kaldım.I stayed home all day.
Sinemaya gitme yerine bütün gün boyunca evde kaldım.I stayed home all day long instead of going to the movies.
Dışarı çıkmak yerine evde kaldım.I stayed at home instead of going out.
Okula on dakika geç kaldım.I was ten minutes late for school.
Ben öğrenciyken geç saatlere kadar uyanık kaldım.I stayed up much later when I was a student.
Acilen bir konuşma yapmak zorunda kaldım.I had to make a speech at short notice.
Kararıma sadık kaldım.I adhered to my decision.
Gitmedim fakat evde kaldım.I didn't go, but stayed at home.
Bu sabah okula geç kaldım.I was late for school this morning.
Son otobüs için geç kaldım.I was late for the last bus.
Dün oraya gitmek zorunda kaldım.I had to go there yesterday.
Ben düne kadar işi bitirmek zorunda kaldım.I had to finish the work by yesterday.
Dün dışarı çıkmak zorunda kaldım.I was obliged to go out yesterday.
Dün işten atılan diğer üç işçiyi tazmin etmek zorunda kaldım.I had to make up for three other employees, who were laid off yesterday.
Dün okula geç kaldım.I was late for school yesterday.
Dün fazla mesai yapmak zorunda kaldım.I had to work overtime yesterday.
Ben dün gece evde kaldım.I stayed at home last night.
İşe gitme yerine bütün gün evde kaldım.I stayed home all day instead of going to work.
İşi hızlandırmak zorunda kaldım.I had to hurry the work.
Ben bir kazadan dolayı okula geç kaldım.I was late for school on account of an accident.
Kazadan dolayı geç kaldım.I was late on account of an accident.
Son tren için geç kaldım.I was late for the last train.
İş için biriyle görüşmek zorunda kaldım.I had to see someone on business.
Roman okuyarak bütün gün evde kaldım.I stayed home all day long reading novels.
Ben tanıtım için onunla rekabet etmek zorunda kaldım.I had to compete with him for promotion.
Geçen hafta amcamla birlikte kaldım.I stayed with my uncle last week.
Geçen hafta dayımla birlikte kaldım.I stayed with my uncle last week.
Ben geç kaldım, değil mi?I'm late, aren't I?
Tren gecikmesinin bir sonucu olarak geç kaldım.I was late as a result of the train delay.
Tren için geç kaldım.I was late for the train.
Ben, hasta olduğum için evde kaldım.I stayed at home because I was sick.
Hasta olduğum için daveti geri çevirmek zorunda kaldım.I had to decline the invitation because I was ill.
Hastalık nedeniyle ödevimde erkek kardeşime yardım ettirmek zorunda kaldım.I had to have my brother help me with my homework due to illness.
Eve yürümek zorunda kaldım.I had to walk home.
Ben bir deneme üzerinde çalışmak zorunda kaldım.I had to work on an essay.
Yer yokluğu yüzünden bu sorunu atlamak zorunda kaldım.I had to leave out this problem for lack of space.
O kadar az zamanım vardı ki öğle yemeğini aceleyle yemek zorunda kaldım.I had so little time that I had to eat lunch in a hurry.
Zamanımız bitti ve röportajı kısa kesmek zorunda kaldım.We ran out of time and had to cut short the interview.
Bir sonraki otobüsü yirmi dakika beklemek zorunda kaldım.I had to wait twenty minutes for the next bus.
Arabam bozuldu, bu yüzden bir otobüse binmek zorunda kaldım.My car broke down, so I had to take a bus.
Arabam bozulduğu için geç kaldım.I was late because my car broke down.
Arabamın motor sorunu olduğu için ofisime otobüsle gitmek zorunda kaldım.I had to go to my office by bus because my car had engine trouble.
İlgili Sayfalar