kaldım ile cümle

kaldım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
"Bir gün yahut günün bir parçası kadar kaldım," dedi. "Hayır, sen yüz yıl kaldın.Look at your food and drink; they have not rotted.
Bundan dolayı yalan söylemek zorunda kaldım.So, I had to lie.
Onlar oy pusulalarını toplayıp seçim bitene kadar orada kaldım.I stayed until the poll closed to stop them from taking the ballots.
Ayrıca bazı terimlerin sözlük çevirilerini de sorgulamak zorunda kaldım.""I also had to question the dictionary translations of certain terms."
Olanları öğrendikten sonra bile sessiz kaldım.Even after I learned what had happened I kept silent.
Ama o zamanlar çok başarısız oldum ve okulu bırakmak zorunda kaldım.But I was pretty screwed up at the time, and had to leave.
Her zamankinden biraz daha fazla adım atmak zorunda kaldım.I had to step up quite a bit more than I ever had.
Konuya Fransız kaldım.Ich verstehe nur Bahnhof.
Bu saat için en az 1,000 dolar ödemek zorunda kaldım.Ich musste für diese Uhr nicht weniger als 1000 Dollar bezahlen.
Planlarımdan vazgeçmek zorunda kaldım.Ich musste mein Vorhaben aufgeben.
Karşılamanızdan çok memnun kaldım.Ich freue mich, euch alle zu begrüßen!
Geç kaldım diye mi surat yapıyorsun?Ziehst du so ein Gesicht, weil ich zu spät gekommen bin?
Yine yolda kaldım arıza ile ve ADAC'yi bekliyorum.Ich hatte unterwegs schon wieder eine Panne und warte auf den ADAC.
Günlerce etkisinde kaldım.Ich bin seit Tagen wach.
Fakat senaryo yalnız kaldı ve ben bununla tamamen uzakta kaldım''.Mein Schatz ist ausgeblieben, Ich bin so ganz allein.
Yaklaşık 2 senedir futboldan uzak kaldım.Es folgten zwei Jahre außerhalb des Fußballgeschäfts.
Hayatımı tekrar gözden geçirmek zorunda kaldım.Rückblick auf mein Leben.
Hatta o kadar ki seriyi üç kitaptan dört kitaba çıkarmak zorunda kaldım.Außerdem führte sie für jeden Tag vier Kenngruppen aus jeweils drei verschiedenen Buchstaben auf.
Şimdi iki dilin arasında sıkışıp kaldım.Beide Vereine blieben in ihren jeweiligen Ligen.
Televizyonum bozuldu. O yüzden tamire götürmek zorunda kaldım.Ma télévision tomba dans en panne, donc je dus l'emmener réparer.
Acelemden dolayı taksi tutmak zorunda kaldım.Comme j'ai été pressé, j'ai dû prendre un taxi.
Konuya Fransız kaldım.C'est du chinois.
Sofrada yer kalmadığı için ayakta yemek zorunda kaldım.Parce qu'il n'y avait plus de place à table, j'ai dû manger debout.
Tüm yaz evimde kaldım.Je suis resté chez moi tout l'été.
Bu yüzden kendi kişiliğimi de katmak zorunda kaldım.'' dedi.Cela a aidé à définir ma personnalité. "
Yaklaşık 2 senedir futboldan uzak kaldım.Là, ils jouent au foot pendant environ deux heures.
Radyo dinlerken uyuya kaldım.Me dormí escuchando la radio.
Okula on dakika geç kaldım.Llegué diez minutos tarde a la escuela.
Ben, hasta olduğum için evde kaldım.Me quedé en casa porque estaba enferma.
Ben istasyona kadar koşmak zorunda kaldım.Tuve que correr a la estación.
Uyuya mı kaldım?¿Me quedé dormido?
Dün okula geç kaldım.Ayer llegué tarde a la escuela.
Evde bir hafta kaldım.Me quedé en casa por una semana.
Gitmedim fakat evde kaldım.No fui sino que me quedé en casa.
O kadar soğuktu ki bütün gün evde kaldım.Hacía tanto frío que me quedé en casa todo el día.
Oturur oturmaz,uyuya kaldım.En cuanto tomé asiento, caí dormido.
Çocuklara bakmak zorunda kaldım.Tuve que cuidar de los niños.
Yağmur yağdığı için evde kaldım.Me quedé en casa porque estaba lloviendo.
Uyuyakaldım ve okula geç kaldım.Me quedé dormido y llegué tarde al colegio.
Onun önerisini kabul etmek zorunda kaldım.Tuve que aceptar su propuesta.
İki gün yatakta kalmak zorunda kaldım.Tuve que quedarme dos días en la cama.
Gitmek zorunda kaldım.Tuve que ir.
Dün hava o kadar soğuktu ki evde kaldım.Ayer hacía tanto frío que me quedé en casa.
Durdurmak zorunda kaldım.Tuve que parar.
Onu yapmak zorunda kaldım.Tuve que hacerlo.
Fiziğe Fransız kaldım.Para mí la física es chino.
Lisede Fransızca öğrenmek zorunda kaldım.Tuve que estudiar francés en el instituto.
Sana bakmak zorunda kaldım.Tuve que cuidar de ti.
Atımı vurmak zorunda kaldım.Tuve que disparar a mi caballo.
Olduğum yerde kaldım.Me quedé donde estaba.
Senin yüzünden geç kaldım.Por tu culpa he llegado tarde.
Hayatımı tekrar gözden geçirmek zorunda kaldım.Reencuentro con mi vida.
Şimdi iki dilin arasında sıkışıp kaldım.Actualmente, ambas lenguas están extinguidas.
Fakat senaryo yalnız kaldı ve ben bununla tamamen uzakta kaldım''.La lesión se ha ido, (pero) ella se ha quedado conmigo."
Aslında geç bile kaldım.Pero de hecho, ya era tarde.
Ben finalden memnun kaldım.Yo estaba muy contenta con el resultado .
Bu yüzden kendi kişiliğimi de katmak zorunda kaldım.'' dedi.No importa si tuviera que asesinar a mi propia madre".
Konuya Fransız kaldım.Questo per me è arabo.
Ben, randevuya geç kaldım.Ho fatto tardi all'appuntamento.
Onun yardımını istemedim fakat kabul etmek zorunda kaldım.Non volevo il suo aiuto ma ho dovuto accettare.
İlgili Sayfalar