kaldım ile cümle

kaldım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Burada bir şekilde mahvolmuş olan Sculpey Şahinim, çünkü kalıptan çıkarmak zorunda kaldım.There's my somewhat ruined Sculpey Falcon, because I had to get it back out of the mold.
Aman tanrım:Uyuyua mı kaldım?Oh my god. Did I fall asleep?
Ve çoktan geç kaldım.And I'm already late.
Geç kaldım pardon, ama gelebildiğim için memnunum' gibisinden şeyler söyledi.She just sit down 'Sorry' and 'I am late I just you know I am glad I got here...'
Battaniyenin altında kaldım.I remained under the blankets.
Neden geriye, tek ben hayatta kaldım? ve düşmanımın evindeyim, insanlar ne diyecek?And I am at the house of my enemy, what would people say?
Neden kaldım?Why did I stay?
Bir yıldan fazla Paris'te kaldım... ...ama Orsay Müzesine hiç gitmedim.I stayed in Paris for over a year and didn't go to Orsay Museum.
Bu yüzden sessiz kaldım.So I wanted to acknowledge it quietly.
Senin peri masallarının arasında kaldım.I'm through with fairy tales.
Ve cesaretine hayran kaldım.And I admire his courage for it.
"Ben de hissetim, çok iyiydi." dediklerinde şaşırıp kaldım.laughed with me and groaned their sympathy and clapped and told me, "Hey, I really felt that too."
Cikista bir kavgayi ayirmak zorunda kaldim.On my way out, I had to break a fight apart.
Bir süre sonra, ben de meteliksiz kaldım.And pretty soon, I was broke too.
Geç kaldım!I'm late!
80'le gitmem gerekiyordu ama ben 120'ye kadar çıktım... ...ve o bölümden kaldım.I was supposed to go 80 but wrote 120, and I failed that part.
Çünkü Game Of Thrones'a takılı kaldım.Tell Ceelo his cat can have my chair.
Ve ilk yılda, erkeklerin yarısını kovmak zorunda kaldım.And in the first year, I had to fire half of the men.
Son derece soluk soluğa kaldım ve saniyeler içerisinde ellerim uyuştu.I was hyperventilating so much, and within seconds my hands were numb.
Ben de önceden hapishanede kaldım.I formerly was in prison.
Ben dondum kaldım.And I froze.
Afganistan boyunca yürüdüğümde, bu gibi insanlar ile kaldım.When I walked across Afghanistan, I stayed with people like this.
Bu yüzden 4-5 yıl sonrasında kafamdan çıkarmaya mecbur kaldım.So after 4-5 years I just had to get it out of my head.
Ve, Bu yüzden Cambridge de bir çok sert eleştiriye mağruz kaldım.And, I get a lot of flak for this at Cambridge.
Ve ben gazetecilere öyle bir test olmadığını açıklamak zorunda kaldım.And I had to explain to the journalists there isn't such a test.
En sonunda bir sekilde hayatta kaldim.So it fits into my head.
Cok küçük bir cap kullanmak zorunda kaldim alanin derinligini alabilmak icin.I had to use a very small aperture to get the depth of field.
Onlari 10 saniyeligine sabit birakmak zorunda kaldim bu kareyi alabilmak icin.I had to have them freeze for 10 seconds to get this shot.
Beni telefonda duydun değil mi?" Annen tiyatronun önünde ve öylece kaldım."You heard me on the phone right? "I'm in front of the theater, and I got stood up."
Kızim ile oturup konuşmak zorunda kaldım ve dedim ki, "İşte durum bu."I had to sit down with my daughter and say, "Here's the situation."
Bütün gün içeride kapalı kaldım.I've been cooped up inside all day.
Ben geç kaldım üzgünüm.I'm sorry I'm late.
Beck bu hikayeyi bana sessizce anlattı, ama ben resmen donup kaldım.And Beck told me that story very quietly, but I was absolutely stunned by it.
Aylarca hastanede kaldım.And I was in the hospital for months.
Birçok kan naklinden sonra, hayatta kaldım ve bu beni özel kıldı.And many blood transfusions later, I lived, and that made me special.
Böylece evime döndüm ve geleneğe geri dönmek zorunda kaldım.We can't do this." So I went back and I had to go back to the tradition.
Ama bunu gördüğümde gerçekten hayran kaldım, çünkü canlı gibi görünüyordu.But when I saw this, I was really fascinated, because it seemed lifelike.
Bir anlamda mecbur kaldım, yani,Because I had to, at a certain point, say,
Üzgünüm, ben bu akşam bir şey için geç kaldım.Uh, sorry, I'm late for this dinner thing.
-Evet, erken ayrılmak zorunda kaldım.- Yes, I had to leave them
Uyan artık! Uyuya kaldım gene.I've overslept
Biliyor musun? Bir şekilde hep yalnız kaldım.You see, I've always been Ionely, in a way
Bu videoda kafanız karışmış olabilir, çünkü a'lar ve b'ler ile soyut kaldım. .Anyway, you might be a little confused because I stayed abstract with the b's and the a's.
Ben de nefesimi tutarken içlerinden çıkmam gereken kelepçeler eklemek zorunda kaldım.So, I had to add handcuffs, while holding my breath, to escape from.
Zira ekonomi o kadar kötüydü ki, ben iş gücünden çıkmak durumunda kaldım.Because the economy was so bad, I jumped out of the labor force.
Tek kaldım benI'm an outcast.
Ses dersime geç kaldım.I'm late for my vocal lessons.
Orada iki yıl kaldım.And I stayed two years.
O zaman Portekiz'de kaldım. Lizbon'u çok sevdim.And I stayed in Portugal, I loved Lisbon.
İşte, orada üç yıl kaldım.So I stayed three years.
Hayatımız bir öcü var zorunda kaldım.But if we were lied to about 911, then who was really behind it?
Gebe kalan kadın Davuta, ‹‹Gebe kaldım›› diye haber gönderdi.The woman conceived; and she sent and told David, and said, "I am with child."
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.I have become a stranger to my brothers, an alien to my mother's children.
Vay bana, Meşekte garip kaldım sanki, Kedar çadırları arasında oturdum.Woe is me, that I live in Meshech, that I dwell among the tents of Kedar!
Fazla kaldım Barıştan nefret edenler arasında.My soul has had her dwelling too long with him who hates peace.
"Bir gün, ya da bir günün birazı kadar kaldım" dedi."A day or less than a day," he replied.
O: "Bir gün veya bir günden az kaldım" dedi."A day or less than a day," he replied.
Oda: "Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım." dedi."A day or less than a day," he replied.
"Bir gün yahut günün bir parçası kadar kaldım," dedi."A day or less than a day," he replied.
"Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gün, ya da bir günün birazı kadar kaldım" dedi.So Allah caused him to die for a hundred years, then raised him up (again).
İlgili Sayfalar