kaldılar ile cümle

kaldılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu problemler bugüne kadar çözümsüz kaldılar ve şimdi Landau problemleri olarak biliniyorlar.They remain unsolved to this day and are now known as Landau's problems.
35 yıl sonra ölümüne kadar evli kaldılar.They remained married until his death 35 years later.
Hedeflerine ulaşmadan Roma'ya dönmek zorunda kaldılar.They had to return to Rome without achieving their goal.
2008'de ise Thomas H. Lee'nin evinde kaldılar.[1]Clinton gave a Saturday radio chat from the Amagansett fire station.
Çevrelerindeki Müslüman devletlerin artan baskısı altında kaldılar.They came under increasing pressure from the Muslim states surrounding them.
12 yıl evli kaldılar ama çocukları olmadı.They were married for 12 years, but had no children.
Sırp yetkililer, yerleşim bölgesini ele geçirme konusunda kararlı kaldılar.The Serb authorities remained intent on capturing the enclave.
İlk önce Kanarya Adaları'nda durdular ve Venezuela'ya devam etmeden önce kısa bir süre kaldılar.They first stopped in the Canary Islands, staying for a short time before continuing to Venezuela.
Tüketiciler seti tamamlamak için çok sayıda menü almak zorunda kaldılar.Consumers had to buy numerous meals in order to complete the set.
Sonuç olarak, Ermeni olmayanlar evlerini terk etmek zorunda kaldılar.As a result, non-Armenians had to leave their homes.
Büveyhiler bir asırdan fazla bir süre Bağdat'ta kaldılar.The Buwayhids held on Baghdad for over a century.
Safevi yönetiminde İranlı Zeydiler de Onikici mezhebine geçmek zorunda kaldılar.This resulted in the Safavid conversion of Iran to Shīʿa Islam.
Otuz yıl sonra Irbid'e taşındılar ve orada kaldılar. [2]Three decades later they relocated to Irbid and remained there.[2]
Yerel işbirlikçi yetkililer, Tuna Svabyalıları'nı seçmeyi yasa dışı hale getirmek zorunda kaldılar.The local collaborationist authorities were forced to make it illegal to draft Danube Swabians.
Ferdinand'la tekrardan yakınlaşmak isteyen soylular bir seçimle karşı karşıya kaldılar.Nobles who wished for a rapprochement with Ferdinand faced a choice.
Durrell 1995'te ölene kadar evli kaldılar.[1]They remained married until his death.[14]
Kiakami ve Yokkaichi fabrikaları kirlilik nedeniyle üretimi durdurmak zorunda kaldılar.The Kiakami and Yokkaichi factories in Japan stopped producing due to the contamination.[17]
Maruniler 451'deki Kalkedon Konsili'nin inançlarına sıkı sıkıya bağlı kaldılar.The Maronites held fast to the beliefs of the Council of Chalcedon in 451.
Böylece Saymari ve askerleri doğu yakasına geçmekte serbest kaldılar ve bunu yapmaya başladılar.Saymari and his soldiers were therefore free to cross to the eastern side and began to do so.
1991'de Frances'in ölümüne kadar evli kaldılar.[3]They were married until Frances' death in 1991.[42]
Bizanslılar bozguna uğratıldı ve Konstantinopolis'e çekilmek zorunda kaldılar.The Byzantines were routed and forced to retreat to Constantinople.
Tevvabin , Suriye'ye doğru yürüyüşlerinde El-Karkisiya'da kısa bir süre kaldılar.On their march towards Syria, the Penitents made a short stay at al-Qarqisiya.
Bu kez Japonlar, Korelileri açık suya kadar takip etmek istemediler ve karada kaldılar.This time the Japanese were unwilling to follow the Koreans into open water and stayed onshore.
Daha sonra tüm kapetanioi'ler Dervedji Paşa'ya (Δερβετζή πασά) boyun eğmek zorunda kaldılar.Later, all kapetanioi were forced to submit to Dervedji pasha (Δερβετζή πασά).
İtalyan Faşist müdavimleri, Yunan seferinde Almanya'nın müttefiki olarak kaldılar.Italian Fascist loyalists remained allied to Germany in the Greek campaign.
İkincisine göre Kolombiya'dan gelen birlikler eski generale karşı kayıtsız kaldılar.The troops from Colombia, according to the latter, received the old general with indifference.
2009'daki ölümüne kadar yakın arkadaş kaldılar [3]They remained close friends until his death in 2009.[8]
Mendoza'nın sömürgecileri 1541 yılında bölgeyi terk etmek zorunda kaldılar.Mendozas Siedler mussten 1541 den Ort aufgeben.
Deutschland ve kardeş gemileri yavaş ilerliyordu, kısa sürede arkada kaldılar.Die Deutschland und ihre Schwesterschiffe waren deutlich langsamer und fielen zurück.
İtalyan kuvvetleri Libya içlerine kadar çekilmek zorunda kaldılar.Dabei drangen italienische Truppen in Libyen ein.
Yine de İyonyalılar ayaklanma durumunda kaldılar.Die Ivatans blieben jedoch in ihren Idjangs.
Bütün Messenger kullanıcıları Skype'a geçmek zorunda kaldılar.Außerdem sollten alle Kontakte des Messengers automatisch an Skype übertragen werden.
Köylüler dağılmak zorunda kaldılar.Bauernhöfe mussten verlassen werden.
Kabul etmeyenler ise açlığa ve katliamlara maruz kaldılar.Wer das nicht tat, habe Leben und Vermögen aufs Spiel gesetzt.
Yaklaşık üç yüz yıl boyunca komşuları onlara vergi ödemek zorunda kaldılar.Es war mehr als 200 Jahre lang möglich, seine Steuern mit Hanf zu zahlen.
Bayırın tepesine çıktıklarında ise hayretler içinde kaldılar.Würde sich ihr Vorkommen in mittleren Höhen (im Hügelland) tatsächlich überlappen, wären sie dort syntop.
1921 yılına kadar orada kaldılar.Dort blieb er bis 1921.
Zamanları yetmediği için yirmi bin rubleyi istemeden arkalarında bırakmak zorunda kaldılar.Wegen der 20.000 Dollar können sie jedoch ihr Geheimnis nicht auflösen.
U-21 takımıyla grup birincisi olarak finallere kaldılar ve üçüncü oldular.Dort wurde das Schwedische Team 13. und damit Letzter.
Hay'in grup üyeleri sonra kendi öncülük pozisyonlarından istifa etmeye zorunda kaldılar.Die Gruppe um Hay musste daraufhin die Führungspositionen der Organisation aufgeben.
Orada da Küba Ordusu ile karşı karşıya kaldılar.Er strebte eine Karriere beim kubanischen Militär an.
Araba hala çalışmaktadır ve onlar hayatta kaldılar.Das Auto existiert noch und ist fahrbereit.
Giles "Nerede kaldılar, saat 3'ü geçti" der.Cox kam gegen 3:00 Uhr zurück.
Bowie ölene kadar evli kaldılar.Browne war bis zu seinem Tod verheiratet.
1605) sonrası dönemde tekrar cizye ödemek zorunda kaldılar.1651 wurde Pauw noch einmal Ratspensionär.
Ancak Tesalya süvarisi yüzünde hedeflerine ulaşamadan geri dönmek zorunda kaldılar.Danach konnte Teameigner Drayson keine Zielankunft mehr verbuchen.
Araplar böylece tekrar Azerbaycan'a gerilemek zorunda kaldılar.Danach wurde er wieder dem aserbaidschanischen Staat eingegliedert.
Istarinin bazısı karanlık yola saptı, bazıları ise aydınlıkta kaldılar.Einige ließen das Imamat bei ihm enden. die stehenbleibende Ismāʿīlīya.
1776 yılına kadar Büyük Britanya'ya bağlı kaldılar.In Frankreich existierten viele Corps bis 1776 fort.
İspanyol ve Portekiz engizisyonlarına maruz kaldılar.Er war ein Kenner der indianischen und spanischen Quellen.
Kendi illerini ihmal etmek durumunda kaldılar.Auch seine Grabstätte geriet in Vergessenheit.
Livia ve Octavian, evliliklerinden çocukları olmamasına rağmen 51 yıl gibi uzun bir süre evli kaldılar.Mit Octavian war sie 51 Jahre verheiratet, ohne ein Kind von ihm zu bekommen.
Gast ve Overbeck, Nietzsche'nin hayatının sonuna dek sadık dostları olarak kaldılar.Köselitz und Overbeck waren Nietzsches beständigste Vertraute.
Diğer altı Yahudi ise nisan başına kadar hapiste kaldılar.Les six autres Juifs restent en prison jusqu'à début avril.
1970'ler boyunca ezeli rakipleri Real Madrid ve Joventut Badalona'nın gölgesinde kaldılar.Le Barça vivra néanmoins les années 1970 dans l'ombre de ses rivaux : le Real Madrid et la Joventut Badalona.
Hayatta kalan Kızıl Ordu askerleri 26 Mayıs'ta kabaca 15 kilometrekarelik bir alana sıkışmak zorunda kaldılar.Le 26 mai, les soldats de l'Armée rouge survivants furent refoulés dans une zone surpeuplée d'environ 15 km2.
Bayırın tepesine çıktıklarında ise hayretler içinde kaldılar.En passant au-dessus des pylônes, ils parviennent à atteindre les baraquements.
Daha sonra aylarca America’s Most Wanted ve Team Canada ile feudda kaldılar.Ray et Devon continuaient leur feud avec America's Most Wanted et Team Canada pendant les moins suivants.
Istarinin bazısı karanlık yola saptı, bazıları ise aydınlıkta kaldılar.Un de ses embranchements part, quant à lui, vers le chemin de l'Ombre.
Erken dönem Avrupalı ziyaretçiler Japon işçiliğine ve metal imalatının kalitesine hayran kaldılar.Les premiers visiteurs européens sont surpris par la qualité de l'artisanat japonais et de son orfèvrerie.
İlgili Sayfalar