kaldılar ile cümle
kaldılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.الآن هذه التغييرات ، ليس فقط تؤثر على الناس الذين يراقبون الرسائل
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.この状況の変化は メッセージを検閲したい人だけでなく
Ve 1600'lerden beri orada kaldılar, hep oldukları şekilde.그리고 거기서 그들은 1600년대 이후로 근본적으로 늘 그래왔던 동일한 방식대로 남아있습니다.
Ve 1600'lerden beri orada kaldılar, hep oldukları şekilde.Im Wesentlichen auf dieselbe Art, wie sie immer gelebt haben.
Ve 1600'lerden beri orada kaldılar, hep oldukları şekilde.levandes på i princip samma sätt som de alltid har levat.
Ve 1600'lerden beri orada kaldılar, hep oldukları şekilde.W gruncie rzeczy niezmienni.
Ve 1600'lerden beri orada kaldılar, hep oldukları şekilde.Y allí han estado desde el siglo XVII, prácticamente sin grandes cambios.
Ve 1600'lerden beri orada kaldılar, hep oldukları şekilde.ושם הם נשארו מאז המאה ה17, בערך כפי שחיו מאז ומעולם.
Ve 1600'lerden beri orada kaldılar, hep oldukları şekilde.وهم على هذا النحو منذ عام القرن الخامس عشر بنفس الشاكلة بصورة اساسية منذ ذلك الوقت
Ve 1600'lerden beri orada kaldılar, hep oldukları şekilde.彼らの生活様式はほとんど変っていません 2つめの秘密は
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.Daardoor werden ze onder grote druk gezet om het gebied te verlaten.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.Et à cause de cela ils se trouvaient sous une énorme pression de partir, de libérer ce lieu.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.그러자 그들은 그 지역에서 벗어나야하는 압박에 시달렸죠
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.Per questo ci furono forti pressioni perché lasciassero libera la zona.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.Si datorita acestui fapt, s-au facut presiuni intense asupra lor sa plece, sa elibereze zona.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.Und auf sie wurde großer Druck ausgeübt, das Gebiet freizugeben.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.Và chính vì điều đó, chúng bị buộc phải rút quân, để lập lại hòa bình cho khu vực.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.И из-за того, что на них оказывалось сильное давление, они вынуждены были уйти и освободить территорию.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.И че те бяха под натиск да напуснат, да освободят областта.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.ולכן הם היו נתונים תחת לחץ גדול לעזוב, לשחרר את האיזור.
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.ولهذا السبب كان عليهم ضغط كبير للرحيل, وتحرير المنطقه .
Ve bu büyük baskı yüzünden askerler gitmek ve bölgeyi özgür bırakmak zorunda kaldılar.他に方法がなかったのです
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.Aceste naţiuni au în faţă o problemă reală.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.A tieto krajiny majú skutočný problém.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.A tyto národy čelí skutečnému problému.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar. Biz dünya olarak bir problemle karşı karşıyayız.Diese Länder stehen vor einem wirklichen Problem und wir als der Rest der Welt stehen vor einem Problem.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.Ces nations sont confrontées à un véritable problème.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.Dan negara ini dihadapkan pada masalah nyata.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.E estas nações enfrentam um problema real.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.En deze naties zien zich gesteld voor een echt probleem.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.E queste nazioni affrontano un problema reale.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.Ezek a népek tehát valós problémával állnak szemben.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.이 나라들은 심각한 문제에 처해있죠.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.Te narody muszą zmierzyć się z prawdziwym problemem.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.Và các quốc gia này phải đối mặt với một vấn đề thực sự.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.Y estas naciones enfrentan un problema real.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.Και αυτά τα νησιά αντιμετωπίζουν ένα σοβαρό πρόβλημα.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.И тези нации са изправени пред сериозен и реален проблем.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.Эти страны сталкиваются с реальной проблемой.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.והמדינות האלה ניצבות בפני בעיה אמיתית.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.و تلك الدول تواجهها مشكلة حقيقية.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.世界として私たちも問題に直面しています
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar. 2 GW elektrik Manş Tüneli'nden geliyor.Và thông thường, họ đã mua điện hạt nhân từ Pháp 2 GW chuyển qua Chunnel
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar. 2 GW elektrik Manş Tüneli'nden geliyor.И, как всегда, пришлось покупать у Франции ядерную энергию: два гигаватта проходит через пролив Ла-Манш.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.A jako obvykle, museli nakoupit nukleární energii z Francie.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.Comme d'habitude, ils ont acheté de l'électricité nucléaire en France.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.Dan seperti biasa, mereka harus membeli energi nuklir dari Perancis.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.E, come al solito, hanno dovuto comprare energia nucleare dalla Francia.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.En zoals gewoonlijk moesten ze kernstroom kopen in Frankrijk.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.És szokás szerint Franciaországból kellett nukleáris energiát vásárolniuk.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.I jak zwykle musieli kupić energię jądrową z Francji.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.실제로, 프랑스에서 핵에너지를 사와야 했습니다.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.Och som vanligt blev de tvungna att köpa kärnkraft från Frankrike.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.Şi ca de obicei, au trebuit să cumpere energie nucleară din Franţa.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.Som sædvanlig var de nødt til at købe atomenergi fra Frankrig.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.Und wie üblich, mussten sie Atomenergie von Frankreich kaufen.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.Y como es normal, tenían que comprar energía nuclear de Francia.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.И както обикновено, трябваше да купуват ядрена енергия от Франция.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.וכרגיל, הם נאלצו לקנות כוח גרעיני מצרפת.
Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.وكالعادة، توجب عليهم شراء طاقة نووية من فرنسا.
İlgili Sayfalar