kaldılar ile cümle

kaldılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şimdi bu iğreti binalardan bazıları oldukları gibi kaldılar insan hayatının daha iyi bir dönemi için.هذه المباني ذات الهياكل المؤقت في بعض الاحيان تبقى صامدة
Şimdi bu iğreti binalardan bazıları oldukları gibi kaldılar insan hayatının daha iyi bir dönemi için.時には 人の一生に近い間 建っていたこともある
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Até agora, estas pessoas têm-se confrontado com uma escolha bastante desagradável.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Bis jetzt mussten diese Menschen sich zwischen zwei Übeln entscheiden.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Cho đến giờ đây, những người này phải đối mặt với sự lựa chọn khá khó khăn.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Deze mensen stonden altijd voor een onplezierige keuze.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Do sedaj so bili ti ljudje soočeni s precej neprijetno izbiro.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Do tej pory tacy ludzie mieli nieciekawy wybór.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Doteraz títo ľudia čelili nepríjemnému rozhodovaniu.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Fino ad ora, questa gente ha dovuto affrontare una scelta spiacevole.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Fram tills nu, har dessa personer ställts inför ett jobbigt val.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Hasta ahora estas personas se han visto ante una elección desagradable.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Hingga kini, mereka menghadapi pilihan yang tak menyenangkan.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Jusqu'à présent, ces gens ont été confrontés à un choix plutôt déplaisant.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.지금까지 이런 사람들에게는 선택다운 선택의 기회가 없었어요.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Mostanáig ezek az emberek egy meglehetősen kellemetlen választással szembesültek.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Op til nu har disse folk haft et ubehageligt valg.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Pînă acum, aceştia au avut de confruntat o alegere neplăcută.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Zatím stál takový člověk před nemilým rozhodnutím:
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.Μέχρι τώρα, αυτοί οι άνθρωποι έχουν αντιμετωπίσει μια δυσάρεστη επιλογή.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.До този момент тези хора са били изправени пред доста неприятен избор.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.עד עתה, האנשים הללו עמוד אל מול בחירה לא נעימה בכלל.
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.حتى الان , هؤلاء الناس واجهوا خيارا غير سعيد
Şimdiye kadar bu insanlar hiç de hoş olmayan bir seçim yapmak zorunda kaldılar.迫られていました 教義を受け入れて
Tahminimce harabeye hayran kaldılar, ama çok şaşırtıcı bulduğum şeyIls ont été surpris par la destruction, et ils n'arrivaient pas à croire en
Tahminimce harabeye hayran kaldılar, ama çok şaşırtıcı bulduğum şey저는 사람들이 파괴현장에 놀란다고 생각했지만 불신의 감정 또한 있다고 생각합니다.
Tahminimce harabeye hayran kaldılar, ama çok şaşırtıcı bulduğum şeyZniszczeniem oraz, w pewnym sensie, niedowierzaniem
Tahminimce harabeye hayran kaldılar, ama çok şaşırtıcı bulduğum şeyאני חושב שהם נדהמו מההרס, אבל אני חושב שהייתה תחושה של אי-אמון
Tahminimce harabeye hayran kaldılar, ama çok şaşırtıcı bulduğum şeyأعتقد بأنهم اندهشوا من الدمار ولكن أظن بأن هناك إحساس بعدم التصديق
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı.그들이 머물던 3일 내내 비가 오는데도
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı.Au stat acolo trei zile şi a plouat în fiecare zi.
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı.Byli tam trzy dni i trzy dni padało.
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı.Eles estiveram lá três dias e choveu os dias todos.
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı.Estuvieron allí por tres días, y llovió cada día.
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı.G: Restarono tre giorni, nei quali piovve sempre.
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı.Họ ở đó 3 ngày, và trời hôm nào cũng mưa.
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı.Ils étaient là trois jours et il a plu chaque jour.
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı.Mereka di sana selama tiga hari, di mana setiap hari hujan.
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı. Sürekli yürüdüler.Die drie dagen regende het onophoudelijk.
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı. Sürekli yürüdüler.気付いたよ 彼らは下を覗いて 探してたんだよ
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı.Бяха там три дни, и валеше всеки ден.
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı.Они были там три дня, и каждый день лил дождь.
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı.הם היו שם שלושה ימים וירד גשם כל יום
Üç gün kaldılar, üç gün de yağmur yağdı.كانوا هناك لثلاثة أيام، وكانت تمطر كل يوم
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Asa ca a trebuit sa inchida cepul cu totul.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Eles tiveram de fechar a torneira totalmente.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Ils ont dû fermer le robinet complètement.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.이런 변화들은 메시지를 검열하려는 이들에게만 영향을 주는 것이 아니죠.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Mereka harus benar-benar menutup kerannya.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Morali so povzročiti popoln twitterski mrk.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Museli pořádně upevnit zátku.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Musieli całkowicie zakręcić kurek.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Sie mussten den Hahn komplett zudrehen.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Teljesen el kellett zárniuk a csapot.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Tenían que cerrar completamente la llave de agua.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Ze moesten de hoofdkraan helemaal dichtdraaien.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Έπρεπε να κλείσουν εντελώς την τάπα.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Им пришлось полностью перекрыть кран.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.Наложило се е да спрат изцяло кранчето.
Vanayı tümden kapatmak zorunda kaldılar.אז הם היו צריכים לסגור את הברז לחלוטין.
İlgili Sayfalar