kaldılar ile cümle
kaldılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.바울이 층대에 이를 때에 무리의 포행을 인하여 군사들에게 들려가니
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Lorsque Paul fut sur les degrés, il dut être porté par les soldats, à cause de la violence de la foule;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Lúc Phao-lô bước lên thềm, quân lính phải khiêng người đi, bởi cớ đoàn dân hung bạo lắm.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Lúc_Phao - lô bước lên thềm , quân_lính phải khiêng người đi , bởi cớ đoàn dân hung_bạo lắm .
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Mikor pedig a lépcsõkhöz jutott, lõn, hogy úgy vivék õt a vitézek a néptömeg erõszaktétele miatt;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Och när han kom fram till trappan, trängde folket så våldsamt på, att han måste bäras av krigsmännen,
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Quando fu alla gradinata, dovette essere portato a spalla dai soldati a causa della violenza della folla
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Und als er an die Stufen kam, mußten ihn die Kriegsknechte tragen vor Gewalt des Volks;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Οτε δε εφθασεν εις τας βαθμιδας, συνεβη να βασταζηται υπο των στρατιωτων δια την βιαν του οχλου
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.защото всичките люде вървяха подире и викаха: Махни го от света!
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Когда же он был на лестнице, то воинам пришлось нести его по причине стеснения от народа,
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Як же дійшов до сходів, то прилучилось, що мало не несли його воїни задля натовпу народу.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.ויהי כבואו עד המעלות וישאהו אנשי הצבא מפני חמת העם׃
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.ولما صار على الدرج اتفق ان العسكر حمله بسبب عنف الجمع.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.到 了 臺 階 上 、 眾 人 擠 得 兇 猛 、 兵 丁 只 得 將 保 羅 抬 起 來
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.到了 臺階 上 、 眾人擠 得 兇猛 、 兵丁 只 得 將 保羅 抬起 來
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Ale Peter len stále klepal, a keď konečne otvorili, videli ho a užasli.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Ale Petr předce tloukl. A otevřevše dveře, uzřeli jej, i ulekli se.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Ale Piotr nie przestał kołatać; a gdy otworzyli, ujrzeli go i zdumieli się.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.A Peter čaka in trka. Ko pa odpro, ga ugledajo in ostrme.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.베드로가 문 두드리기를 그치지 아니하니 저희가 문을 열어 베드로를 보고 놀라는지라
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Mas Pedro continuava a bater, e, quando abriram, viram-no e pasmaram.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Men Peter blev ved å banke på, de lukket da op og så ham, og de blev forferdet.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Men Peter blev ved at banke på, og da de lukkede op, så de ham og bleve forbavsede.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Men Petrus fortfor att klappa; och när de öppnade, sågo de med häpnad att det var han.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Mientras tanto, Pedro persistía en tocar; y cuando abrieron, le vieron y se asombraron
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Mutta Pietari kolkutti yhä; ja kun he avasivat, näkivät he hänet ja hämmästyivät.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Nhưng Phi -e-rơ cứ gõ cửa hoài. Khi mở cửa, thấy Phi -e-rơ, hết thảy đều kinh hãi.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Nhưng_Phi - e-rơ cứ gõ_cửa hoài . Khi mở_cửa , thấy Phi - e-rơ , hết_thảy đều kinh_hãi .
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Péter pedig szüntelen zörget vala: mikor azért felnyitották, megláták õt és elálmélkodának.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Petru însă bătea mereu. Au deschis, şi au rămas încremeniţi cînd l-au văzut.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Petrus klopfte weiter an. Da sie aber auftaten, sahen sie ihn und entsetzten sich.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Questi intanto continuava a bussare e quando aprirono la porta e lo videro, rimasero stupefatti
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Ο δε Πετρος επεμενε κρουων. Και ανοιξαντες ειδον αυτον και εξεπλαγησαν.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Между тем Петр продолжал стучать. Когда же отворили,то увидели его и изумились.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.Петр же не перестав стукати; відчинивши ж, увиділи його, та й здивувались.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.ופטרוס הרבה לדפק ויפתחו ויראהו וישתוממו׃
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.واما بطرس فلبث يقرع. فلما فتحوا ورأوه اندهشوا.
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.彼 得 不 住 的 敲 門 . 他 們 開 了 門 、 看 見 他 、 就 甚 驚 奇
Petrus ise kapıyı çalmaya devam etti. Kapıyı açıp onu görünce şaşıp kaldılar.彼得不 住 的 敲門 . 他 們開 了門 、 看見 他 、 就 甚 驚奇
Savaş ağırlaştığı zaman bizimle kaldılar.Cuando la guerra empeoró, se quedaron con nosotros.
Savaş ağırlaştığı zaman bizimle kaldılar.Da kampene blev voldsomme, boede de hos os.
Savaş ağırlaştığı zaman bizimle kaldılar.He asuivat luonamme, kun taistelut kiihtyivät.
Savaş ağırlaştığı zaman bizimle kaldılar.Kiedy wybuchły najbardziej zacięte walki, zostali przy nas.
Savaş ağırlaştığı zaman bizimle kaldılar.När striderna blev intensiva så stannade de med oss.
Savaş ağırlaştığı zaman bizimle kaldılar.Quando il combattimento si è fatto intenso, sono rimasti con noi.
Savaş ağırlaştığı zaman bizimle kaldılar.Quando os combates se tornaram violentos, eles ficaram connosco.
Savaş ağırlaştığı zaman bizimle kaldılar.Όταν εντάθηκε η μάχη, έμειναν μαζί μας.
Savaş ağırlaştığı zaman bizimle kaldılar.Когда бои ужесточились, они остались с нами...
Şifreli bir iletişim bulurlarsa o kanalda kaldılar ve bu kanalda şifreli iletişim var şeklinde not aldılar.암호화된 대화를 찾았을때, 그 주파수를 기록해 놓았습니다. 그것은 결찰관 같은 사람들이
Şifreli bir iletişim bulurlarsa o kanalda kaldılar ve bu kanalda şifreli iletişim var şeklinde not aldılar.אם הם מצאו תקשורת מוצפנת, הם נשארו על הערוץ הזה וציינו שזה ערוץ שהאנשים האלה מתקשרים בו,
Şifreli bir iletişim bulurlarsa o kanalda kaldılar ve bu kanalda şifreli iletişim var şeklinde not aldılar.إذا وجدوا اتصال مشفر، ظلوا على تلك القناة ودونوا ذلك، أنها قناة يستعملها هؤلاء الاشخاص للتواصل فيما بينهم،
Şifreli bir iletişim bulurlarsa o kanalda kaldılar ve bu kanalda şifreli iletişim var şeklinde not aldılar.そのチャンネルにとどまり 警察機関が通信する チャンネルだと記録しました
Şimdi bu iğreti binalardan bazıları oldukları gibi kaldılar insan hayatının daha iyi bir dönemi için.Ces structures provisoires sont, pour certaines, demeurées là plusieurs années.
Şimdi bu iğreti binalardan bazıları oldukları gibi kaldılar insan hayatının daha iyi bir dönemi için.이러한 임시적인 구조들은 어떤 경우에는 보다 나은 인간의 삶을 위하여
Şimdi bu iğreti binalardan bazıları oldukları gibi kaldılar insan hayatının daha iyi bir dönemi için.Tyto prozatímní stavby v některých případech zůstaly stát dobrou polovinu lidského života.
Şimdi bu iğreti binalardan bazıları oldukları gibi kaldılar insan hayatının daha iyi bir dönemi için.Αυτές οι προσωρινές κατασκευές σε μερικές περιτπώσεις παραμένουν όρθιες για μεγάλο μέρος μιας ανθρώπινης ζωής.
Şimdi bu iğreti binalardan bazıları oldukları gibi kaldılar insan hayatının daha iyi bir dönemi için.Тези временни структури, в някои случаи, са останали невредими през по-голямата част от един човешки живот.
Şimdi bu iğreti binalardan bazıları oldukları gibi kaldılar insan hayatının daha iyi bir dönemi için.Теперь эти временные здания, в некотором роде, остались как символ лучшей части человеческой жизни.
Şimdi bu iğreti binalardan bazıları oldukları gibi kaldılar insan hayatının daha iyi bir dönemi için.המבניים הארעיים האלו, במקרים מסויימים, נותרו עומדים
İlgili Sayfalar