kaldılar ile cümle

kaldılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.I byli tu za dlouhý čas s učedlníky.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.I mieszkali tam czas niemały z uczniami.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.In prebila sta tu ne malo časa z učenci.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Ja he viipyivät pitkän aikaa opetuslasten tykönä.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.제자들과 함께 오래 있으니라
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Men de opholdt sig en ikke liden Tid sammen med Disciplene.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Og så blev de en ikke så kort tid hos disiplene.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Ott aztán nem kevés idõt töltöttek a tanítványokkal.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Paulus en Barnabas bleven nog een hele tijd bij de christenen in Antiochië.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Sedan vistades de där hos lärjungarna en ganska lång tid.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Şi au rămas destul de multă vreme acolo cu ucenicii.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Sie hatten aber ihr Wesen allda eine nicht kleine Zeit bei den Jüngern.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Y se quedaron allí por mucho tiempo con los discípulos
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Και διετριβον εκει ουκ ολιγον καιρον μετα των μαθητων.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.И пребывали там немалое время с учениками.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Пробували ж там час немалий з учениками.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.וישבו שם עם התלמידים ימים לא מעטים׃
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.‎واقاما هناك زمانا ليس بقليل مع التلاميذ
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.二 人 就 在 那 裡 同 門 徒 住 了 多 日
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.二 人 就 在 那 裡同 門徒 住 了 多 日
O şeylerin hiçbiri dönmüyordu. Ve her zamanki gibi, Fransa'dan nükleer güç almak zorunda kaldılar.Κανένα από αυτά δεν συνέβαινε και ως συνήθως, αναγκάστηκαν ν' αγοράσουν πυρηνική ενέργεια από τη Γαλλία.
Palmiye öncülü bitkiler kaya gibi sert kaldılar.소철이라고 불려진 식물들은 단단한 바위로 남아있습니다.
Palmiye öncülü bitkiler kaya gibi sert kaldılar.Las plantas llamadas cícadas continúan tan duras como rocas.
Palmiye öncülü bitkiler kaya gibi sert kaldılar.Le piante chiamate cicadofite rimangono dure come rocce.
Palmiye öncülü bitkiler kaya gibi sert kaldılar.Les cycadophytes sont des plantes qui restent dures comme la pierre.
Palmiye öncülü bitkiler kaya gibi sert kaldılar.Palmfarne sind auch heute noch hart wie Fels.
Palmiye öncülü bitkiler kaya gibi sert kaldılar.Plantele numite cycads rămân ca piatra.
Palmiye öncülü bitkiler kaya gibi sert kaldılar.Planten met de naam cycaden blijven hard als rotsen.
Palmiye öncülü bitkiler kaya gibi sert kaldılar.Rośliny zwane sagowcami są nie do zdarcia.
Palmiye öncülü bitkiler kaya gibi sert kaldılar.Tumbuhan yang bernama cycads tetap sekeras batu.
Palmiye öncülü bitkiler kaya gibi sert kaldılar.Растенията, наречени цикади, остават твърди като камък.
Palmiye öncülü bitkiler kaya gibi sert kaldılar.Там где сохранились саговники.
Palmiye öncülü bitkiler kaya gibi sert kaldılar.הצמחים הקרויים ציקסים נותרו קשים כאבן.
Palmiye öncülü bitkiler kaya gibi sert kaldılar.النباتات التى تُدعى السيكاسيات لا تزال صلبة كالصخر.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.A Pavel a Barnabáš zdržovali sa v Antiochii učiac a zvestujúc, aj s mnohými inými, slovo Pánovo.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Ja Paavali ja Barnabas viipyivät Antiokiassa opettaen ja julistaen useiden muidenkin kanssa Herran sanaa.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.바울과 바나바는 안디옥에서 유하여 다수한 다른 사람들과 함께 주의 말씀을 가르치며 전파하니라
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Mas Paulo e Barnabé demoraram-se em Antioquia, ensinando e pregando com muitos outros a palavra do Senhor.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Men Paulus og Barnabas opholdt sig i Antiokia, hvor de tillige med mange andre lærte og forkyndte Herrens Ord.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Nhưng Phao-lô và Ba-na-ba ở lại tại thành An-ti-ốt, giảng Tin Lành và dạy đạo Chúa với nhiều người khác.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Nhưng_Phao - lô và Ba-na-ba ở lại tại thành An-ti-ốt , giảng Tin_Lành và dạy đạo Chúa với nhiều người khác .
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Pál és Barnabás is Antiókhiában idõzének, tanítva és prédikálva másokkal is többekkel az Úrnak ígéjét.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Pavel şi Barnaba au rămas în Antiohia, şi învăţau pe norod şi propovăduiau, cu mulţi alţii, Cuvîntul Domnului.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Także Paweł i Barnabasz zamieszkali w Antyjochyi, nauczając i opowiadając z wieloma innymi słowo Pańskie.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Tolikéž Pavel i Barnabáš pobyli v Antiochii, učíce a zvěstujíce slovo Páně, i s mnohými jinými.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.И Варнава беше на мнение да вземат със себе си Йоана, наречен Марко;
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Павел же и Варнава жили в Антиохии, уча и благовествуя, вместе с другими многими, слово Господне.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.Павел же та Варнава пробували в Антиохиї, навчаючи та благовіствуючи слово Господнє з многими иншими.
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.ופולוס ובר נבא ישבו באנטיוכיא וילמדו ויבשרו את דבר יהוה המה וגם רבים אחרים עמם׃
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.‎اما بولس وبرنابا فاقاما في انطاكية يعلمان ويبشران مع آخرين كثيرين ايضا بكلمة الرب
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.但 保 羅 和 巴 拿 巴 、 仍 住 在 安 提 阿 、 和 許 多 別 人 一 同 教 訓 人 、 傳 主 的 道
Pavlusla Barnaba ise Antakyada kaldılar, birçoklarıyla birlikte öğretip Rabbin sözünü müjdelediler.但 保羅 和 巴拿巴 、 仍 住在 安提阿 、 和 許多別人 一同 教 訓人 、 傳主 的 道
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.A gdy był u wschodu, przydało się, że go prawie żołnierze nieśli dla gwałtu onego ludu.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.A když přišel k stupňům, nahodilo se, že nesen byl od žoldnéřů pro násilé lidu.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.A keď prišiel na schody, prihodilo sa, že ho museli vojaci niesť pre násilie zástupu,
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Cînd a ajuns pe trepte, Pavel a trebuit să fie dus de ostaşi, din pricina îmbulzelii norodului întărîtat;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Da han nu kom til trappene, blev det slik at han måtte bæres av krigsfolket, så voldsom var hopen;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.E sucedeu que, chegando �s escadas, foi ele carregado pelos soldados por causa da violência da turba.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.In ko pride do stopnic, se prigodi, da ga morajo vojaki nesti zavoljo sile druhali;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Ja kun Paavali tuli portaille, täytyi sotamiesten kantaa häntä kansan väkivallan tähden;
İlgili Sayfalar