kaldılar ile cümle
kaldılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Elektromanyetik güçlere, nükleer güçlere maruz kaldılar.Sie sind elektromagnetischen Kräften ausgesetzt. Sie sind nuklearen Kräften ausgesetzt.
Elektromanyetik güçlere, nükleer güçlere maruz kaldılar.Sono soggette alle forze elettromagnetiche, e alle forze nucleari.
Elektromanyetik güçlere, nükleer güçlere maruz kaldılar.Sunt supuse forțelor electromagnetice și forțelor nucleare.
Elektromanyetik güçlere, nükleer güçlere maruz kaldılar.Ze ondergaan elektromagnetische krachten en nucleaire krachten.
Elektromanyetik güçlere, nükleer güçlere maruz kaldılar.Они подвергаются воздействию электромагнитных и ядерных сил.
Elektromanyetik güçlere, nükleer güçlere maruz kaldılar.הם כפופים לכוחות אלקטרומגנטיים, הם כפופים לכוחות גרעיניים.
Elektromanyetik güçlere, nükleer güçlere maruz kaldılar.تتعرّض للقوى الكهرومغناطيسية، وتتعرّض للقوى الذرية.
Ettiler de. Benimle mutabık kaldılar.He tekivät niin ja olivat samaa mieltä kanssani.
Ettiler de. Benimle mutabık kaldılar.전문가들이 평가를 했고 제 의견에 동의했습니다.
Ettiler de. Benimle mutabık kaldılar.Lo hicieron y estuvieron de acuerdo conmigo.
Ettiler de. Benimle mutabık kaldılar. Sonraki yıllarda hasarı gidermek için 40,000 fil vurduk.Przyznali mi rację, a przez następne kilka lat zastrzelono 40 tys. słoni, aby zatrzymać zniszczenia.
Ettiler de. Benimle mutabık kaldılar. Sonraki yıllarda hasarı gidermek için 40,000 fil vurduk.Và họ đã đồng ý với tôi trong những năm sau đó, chúng tôi đã bắn hạ 40,000 con voi để ngăn thiệt hại.
Ettiler de. Benimle mutabık kaldılar.הם עשו כך והסכימו איתי,
Ettiler de. Benimle mutabık kaldılar.その後数年に渡り
Ettiler de. Benimle mutabık kaldılar.佢哋評估之後都同意我嘅觀點
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.A když uslyšel Saul i všecken Izrael slova Filistinského taková, ulekli se a báli se velmi.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.A usłyszawszy Saul i wszystek Izrael te słowa Filistyóczyka, ulękli się, i strwożyli się bardzo.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Cuando Saúl y todo Israel oyeron estas palabras del filisteo, se amedrentaron y tuvieron mucho temor
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Då Saul och hela Israel hörde dessa filistéens ord, blevo de gripna av förfäran och stor fruktan.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Da Saul og hele Israel hørte disse Filisterens Ord, blev de forfærdede og grebes af Rædsel.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Da Saul og hele Israel hørte disse filisterens ord, blev de forferdet og fryktet storlig.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Da Saul und ganz Israel diese Rede des Philisters hörten, entsetzten sie sich und fürchteten sich sehr.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.In ko Savel in vsi Izraelci slišijo te besede Filistejca, se prestrašijo in se silno bojé.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Keď počul Saul a celý Izrael tie slová Filištína, zľakli sa a báli sa veľmi.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Ketika Saul dan orang-orangnya mendengar tantangan itu, terkejutlah mereka dan menjadi sangat ketakutan
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.사울과 온 이스라엘이 블레셋 사람의 이 말을 듣고 놀라 크게 두려워하니라
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Kun Saul ja koko Israel kuuli nämä filistealaisen puheet, valtasi heidät kauhu, ja he pelkäsivät suuresti.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Ouvindo, então, Saul e todo o Israel estas palavras do filisteu, desalentaram-se, e temeram muito.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Saul e tutto Israele udirono le parole del Filisteo; ne rimasero colpiti ed ebbero grande paura
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Sau-lơ và cả Y-sơ-ra-ên nghe những lời của người Phi-li-tin , thì lấy_làm hoảng_hồn , sợ_hãi lắm .
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Sau-lơ và cả Y-sơ-ra-ên nghe những lời của người Phi-li-tin, thì lấy làm hoảng hồn, sợ hãi lắm.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Toen Saul en zijn mannen dit hoorden, raakten zij ontmoedigd en werden bang.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.Οτε ηκουσεν ο Σαουλ και πας ο Ισραηλ εκεινους τους λογους του Φιλισταιου, εξεστησαν και εφοβηθησαν σφοδρα.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.А Саул и целият Израил, когато чуха тия думи на филистимеца, смаяха се и се уплашиха твърде много.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.И услышали Саул и все Израильтяне эти слова Филистимлянина, и очень испугались и ужаснулись.
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.וישמע שאול וכל ישראל את דברי הפלשתי האלה ויחתו ויראו מאד׃
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.ولما سمع شاول وجميع اسرائيل كلام الفلسطيني هذا ارتاعوا وخافوا جدا
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.掃 羅 和 以 色 列 眾 人 聽 見 非 利 士 人 的 這 些 話 、 就 驚 惶 、 極 其 害 怕
Filistlinin bu sözlerini duyunca, Saul da İsrailliler de çok korkup dehşet içinde kaldılar.掃羅 和 以色列 眾人 聽見 非利士人 的 這些話 、 就 驚惶 、 極 其 害怕
Görünen o ki, o dans kahramanları kayboldular, pop starların ve müzik videolarının gerisinde kaldılar.És úgy tűnik, hogy ezek a tánchősök eltűntek, valahogy a popsztárok és videóklipek hátterébe szorultak.
Görünen o ki, o dans kahramanları kayboldular, pop starların ve müzik videolarının gerisinde kaldılar.그런데 이제 저들과 같은 춤 영웅들은 사라져 버렸습니다. 팝스타들과 뮤직비디오들의 뒤안길로 밀려나 버렸죠.
Görünen o ki, o dans kahramanları kayboldular, pop starların ve müzik videolarının gerisinde kaldılar.І здається, що мої танцювальні герої зникли, свого роду розчинилися на фоні поп-зірок і кліпів.
Görünen o ki, o dans kahramanları kayboldular, pop starların ve müzik videolarının gerisinde kaldılar.Мне казалось, что мои прежние герои танца исчезли, растворились на фоне поп-звезд и музыкальных клипов.
Görünen o ki, o dans kahramanları kayboldular, pop starların ve müzik videolarının gerisinde kaldılar.ונדמה שהסוג הזה של רקדנים-גיבורים נעלם, הם עברו לרקע של קליפים מוזיקליים, מאחורי כוכבי הפופ.
Görünen o ki, o dans kahramanları kayboldular, pop starların ve müzik videolarının gerisinde kaldılar.ويبدو أن مثل ابطال الرقص هؤلاء اختفوا ، نوعا ما كخلفية لنجوم البوب والموسيقى والفيديو
Görünen o ki, o dans kahramanları kayboldular, pop starların ve müzik videolarının gerisinde kaldılar.すっかりポップスターやミュージックビデオの陰に追いやられて しかし私が目にしたものは 教えてくれました
--Hayatımın burdaki kısmında bir boşluk var-- ve İkinci Dünya Savaşı boyunca koloni bir güç olarak kaldılar.(이 연대기에 빈 공간이 보인다) 프랑스는 이차 세계대전이 끝날 때까지 지배하고 있었다.
--Hayatımın burdaki kısmında bir boşluk var-- ve İkinci Dünya Savaşı boyunca koloni bir güç olarak kaldılar.Tady mám na časové přímce mezeru . a byla koloniální velmoc po celou dobu 2. světové války.
--Hayatımın burdaki kısmında bir boşluk var-- ve İkinci Dünya Savaşı boyunca koloni bir güç olarak kaldılar.--tu mám medzeru v mojej časovej osi-- A zostalo kolonizačnou veľmocou celý čas až do druhej svetovej vojny.
--Hayatımın burdaki kısmında bir boşluk var-- ve İkinci Dünya Savaşı boyunca koloni bir güç olarak kaldılar.- w tym miejscu mam lukę na mojej osi czasu - I pozostali potęgą kolonialną przez całą II wojnę światową.
--Hayatımın burdaki kısmında bir boşluk var-- ve İkinci Dünya Savaşı boyunca koloni bir güç olarak kaldılar.植民地力をとどまった まで第二次世界大戦。 第二次世界大戦の間にことを想像することができますので、
Hayatta kalmak için okyanusla mucadele etmek zorunda kaldılarAby přežili, museli se naučit překonat oceán.
Hayatta kalmak için okyanusla mucadele etmek zorunda kaldılarChúng trở thành động vật sống trên cạn. Để sống sót, chúng buộc phải thích nghi với đại dương.
Hayatta kalmak için okyanusla mucadele etmek zorunda kaldılarPentru a supravieţui, au fost obligate să înfrunte oceanul.
Hayatta kalmak için okyanusla mucadele etmek zorunda kaldılarΓια να επιβιώσουν αναγκάστηκαν να μπουν στον ωκεανό.
Hayatta kalmak için okyanusla mucadele etmek zorunda kaldılarЧтобы выжить им пришлось вновь вернуться в океан.
Hayatta kalmak için okyanusla mucadele etmek zorunda kaldılar,על-מנת לשרוד .הן היו חייבות להתמודד עם האוקיאנוס
Hayatta kalmak için okyanusla mucadele etmek zorunda kaldılarللبقاء، هم أجبروا لتحدي المحيط
Hayır. Onu saklamak zorunda kaldılar çünkü onu öldürmek isteyenler vardı, ardından annesini ve eşini de.Tiveram que escondê-lo, porque havia pessoas que o queriam matar, e depois à mãe dele e à mulher dele.
İsayı, halkın önünde söylediği sözlerle tuzağa düşüremediler. Verdiği yanıta şaşarak susup kaldılar.A nemohli ho lapiť za slovo pred ľudom a podiviac sa jeho odpovedi umĺkli.
İlgili Sayfalar