kaldık ile cümle

kaldık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
-ve basıp gittiler biz de kala kaldık...-and they drove off and we felt like...
Evet, biz bu gezegende başarılı olup hayatta kaldık,Well, we did pull through on this planet.
Biz onları geri dönüşümlü plastic ile değiştirmek zorunda kaldık.We had to replace them with recyclable plastic.
Biz hayatta kaldık, ama demokrasi öldü.Well, we survived, but democracy did not.
Şimdi sadece üç astronot kaldık. Biz astronot değiliz.We're only three astronauts left now.
Bir dile maruz kaldıklarına göre sonuçta eni sonu onlara yabancı hale gelecek.So now, they're being exposed to a language that will ultimately become foreign to them.
Ve su da dogru ki, bu makaleleri bir kac kez kaldirmak zorunda kaldik.And it is true that we did have to lock the articles on a couple of occasions.
Matthew bebek dört gün hastahanede kaldıktan sonra, sonunda taburcu edildi.Baby Matthew spent four days in the hospital and was eventually discharged.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.When people basically had to go somewhere else to work and carry out the work.
Basitçe Bushehr nükleer güç tesisi ve Natanz yakıt zenginleştirme tesisi arasında kaldık.It basically boils down to the Bushehr nuclear power plant and to the Natanz fuel enrichment plant.
Evet, nerede kaldık?Okay, here we go.
Bunlari yetiskinler icin yapmak zorunda kaldik.We had to do these for adults.
Hepimiz bu havaalanı sırasında takıldık kaldık.We're all trapped in these lines!
Sokaktaki ışıklar içeriyi aydınlatıyordu ve güvenlik görevlisi tutmak zorunda kaldık.Lights glaring in off the street, and we had to hire a security guard and all these things.
Nerede yetersiz kaldıklarını göstermek, haliyle, kolay olurdu.Sure, it would have been easy to point out where they fell short.
Bu yarışmayı kazandığımızda Çin'de projemizi açıklamak için bir gösterim yapmak zorunda kaldık.So when we actually won the competition we had to do an exhibition in China explaining the project.
Annesi avlanmaya gittiği zaman... ...orada kaldık ve onu filme aldık.When her mother would go off hunting, we would stay and film.
Birkaç hafta sonra, bütün bunlara maruz kaldık:It was a few weeks later, we started receiving all these
Ama zaman içinde vazgeçmek zorunda kaldık.But at the time we had to throw in the towel.
Ve bir çeşit sos yaratmak zorunda kaldık.And we had to create kind of a sauce.
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.John Doolikahn.
Orada 20 dakika kaldık ve mutlu bir şekilde ayrıldık.So we had been there for 20 minutes; we were happy to exit the store.
Böylece cilayı mekanik olarak çok dikkatli bir biçimde kazımak zorunda kaldık.So very carefully we had to mechanically scrape off all the wax.
Avrupa monarşisini yenmek zorunda kaldık.We had to beat the European monarchy.
Güçlü Japonları onların tüm teknolojileriyle yenmek zorunda kaldık.We had to beat the powerful Japanese with all of their technology.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.We had to beat the most powerful man in the world defending his own city.
Sadece gece için orada kalmayı planlamıştık ama 10 gün orada kaldık.It was supposed to be an overnight stay. We were stuck there for 10 days.
38 kimyasalla kaldık.We were left with 38 chemicals.
Neden hala Afganistan'da sıkışıp kaldık?Why are we still stuck in Afghanistan?
Hastanın karşı karşıya kaldıklarını nasıl değiştirirdi?And how would that change the experience for the patient?
Herhangi bir kira ödemeden altı yıl orada kaldık.We stayed there for six years without paying any rent.
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.And we had to start all over again.
- Çok geç kaldık.- We're too late.
Ben de Sidney ve iki felsefeci ile kaldık.And Sidney and I were left there with the two philosophers.
O Jacob'ın kaldıkları, Jacob'un kaldıkları!He's staying at Jacob's, he's staying at Jacob's!
Içinde sadece iki hafta kaldıktan sonra Amerika'ya.America from Within after a stay of only two weeks.
Üç savaş uçağına karşı tek başımızaydık, ve sağ kaldık.We were alone against three enemy planes, and we survived.
Burada tıkıldık kaldık ve ıvır zıvır şeylerden bahsediyorsunuz -We're stuck in this shithole talking about petty matters...
"Neden bu sıkıcı hukukçulara takılıp kaldık ve neden sadece kağıt belgeler var?"Why do we have to stick with the stodgy lawyers and just have a paper document?
Sandy Kasırgası geldi, yani biz de Cuma akşamına kadar elektriksiz kaldık.Hurricane Sandy came in, which basically meant we were out of power until Friday evening.
Çok sönük kaldık sahnede.We went too far. (Laughter)
-Hepsini öldürmek zorunda kaldık ve öldüler de.I mean, we had to kill them all, and now they're all dead. Awww, free shit!) (Ohhh, yeah!)
Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.We are late to watch "Afghan Star."
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.We stumbled on it, looking for some missing heat.
En son burada kaldık.So we're almost there.
Çok azımız kaldık.There is not enough of us left.
Bir helikopter görene kadar orada kaldık - Miraflores'e geceyarısı geldi.We stayed there until we saw a helicopter - it arrived in Miraflores at midnight.
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,Laban said to him, "Surely you are my bone and my flesh." He lived with him for a month.
Böylece Beytpeor'un karşısındaki vadide kaldık.››So we stayed in the valley over against Beth Peor.
RABbin Sandığı Filist ülkesinde yedi ay kaldıktan sonra,The ark of Yahweh was in the country of the Philistines seven months.
Sonunda Yeruşalime vardık. Orada üç gün kaldık.We came to Jerusalem, and stayed there three days.
Yeruşalime gittim. Orada üç gün kaldıktan sonra,So I came to Jerusalem, and was there three days.
Öksüz kaldık, babasız, Annelerimiz dul kadınlara döndü.We are orphans and fatherless; Our mothers are as widows.
Suyumuzu parayla içtik, Odunumuzu parayla almak zorunda kaldık.We have drunken our water for money; Our wood is sold to us.
Sirakuza Kentine uğrayıp üç gün kaldık.Touching at Syracuse, we stayed there three days.
"Bir gün, ya da günün bir parçası (kadar kaldık)." dediler.They said: "A day or less than a day."
De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir.You say: "God only knows how long they stayed.
(Herhalde) Bir gün, yahut günün bir kısmı kadar kaldık; sayanlara sor, dediler.They will say: "A day or less than a day. Ask the enumerators of numbers."
İlk yaratmadan aciz mi kaldık ki (yeniden yaratamayalım)?Were We exhausted by the act of the first creation?
Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık."They said: "A day or less than a day."
İlgili Sayfalar