kaldık ile cümle

kaldık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.Thời mà con người bắt đầu có một nơi làm việc để đến và tiến hành công việc.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.Όταν οι άνθρωποι βασικά έπρεπε να μετακινηθούν για να δουλέψουν και να φέρουν εις πέρας τη δουλειά.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.Когато хората е трябвало да отидат някъде другаде, за да работят и да извършват работата.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.כאשר אנשים נאלצו ללכת למקום אחר כדי לעבוד וכדי לבצע את משימותיהם.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.عندما توجّب على الناس في الأساس الذهاب لمكان آخر للعمل وتحمّل مشاق العمل.
İnsanlar aslında işlerini yapmak için bir yerlere işe gitmek zorunda kaldıklarında.その仕事を遂行しなければいけませんでした 近代官僚制の下、合理的な取り組み方が生まれ
Israrla her şeyi uzmanlara yani başkalarına bırakma fikrine saplanıp kaldık.또한 우리는 전문가의 관념만이 답을 내릴 수 있다는 생각에 스스로 방관자가 됩니다.
Israrla her şeyi uzmanlara yani başkalarına bırakma fikrine saplanıp kaldık.Мы также упорно отходим на задний план, уступая экспертам, как единственным, кто может найти ответ.
Israrla her şeyi uzmanlara yani başkalarına bırakma fikrine saplanıp kaldık.שוב ושוב מזיזים אותנו הצידה לנוכח דעה של איזה מומחה שהוא לכאורה היחיד שיכול להמציא תשובות,
Israrla her şeyi uzmanlara yani başkalarına bırakma fikrine saplanıp kaldık.ونحن أيضا قائمين في تهميشه من فكرة الخبير بوصفها واحدة فقط قادرة على الخروج مع الإجابات.
Israrla her şeyi uzmanlara yani başkalarına bırakma fikrine saplanıp kaldık.そうでないという 圧倒的な証拠にも関わらず 専門家だけが 答えを見つけ出せるものとして 議論の中心から外され続けています
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.A my jsme museli se vším začít znova.
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.Et nous avons du tout recommencer.
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.I musieliśmy zacząć wszystko od nowa.
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.그래서 우리는 처음부터 다시 시작해야 했죠.
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.Şi a trebuit să o luăm de la capăt din nou.
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.Terug naar af.
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.Tuvimos que empezar todo de nuevo.
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.Wir mussten ganz von vorne anfangen.
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.И трябваше да започнем всичко отначало.
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.Нам пришлось начать всё сначала.
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.והיינו צריכים להתחיל הכל מהתחלה.
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.وكان علينا أن نبدأ كل مرة أخرى.
İşte bu sebeple her şeye baştan başlamak zorunda kaldık.しかし 最後には 私たちは成功して 最後の天然痘患者は
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.John Doolikahn.
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.John Doolikahn.
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.John Doolikahn.
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.John Doolikahnnal.
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.John Doolikahn.
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.John Doolikahn.
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.John Doolikhan beobachtet und begleitet.
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.지내면서 관찰 할 수 있었습니다.
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.Pozorovali jsme a zůstali jsme u Johna Doolikahna.
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.Κοιτούσαμε και μείναμε με τον Τζον Ντούλικαν.
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.Джон Дуликан.
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.ונשארנו עם ג'ון דוליקהן.
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.وبقينا مع .. " جون دووليكهان "
John Doolikahn'ı izledik ve onunla beraber kaldık.滞在しました 私は シャーマニズムについて 様々な取材をしましたが
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Am dat peste el, căutând căldura lipsă.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Csak belebotlottunk, mialatt a hiányzó hőt kerestük.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Kami tidak sengaja menemukannya saat mencari panas yang hilang.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.우리는 소실된 열을 찾는 일은 자꾸 지체되었습니다.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.L'abbiamo trovato per caso mentre cercavamo del calore mancante.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Natknęliśmy się na niego szukając brakującego ciepła.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Nos lo encontramos buscando el calor desaparecido.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Nous sommes tombés là-dessus, alors que nous cherchions de la chaleur manquante.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Vi snubblade över det när vi letade efter värme som saknades.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.We stuitten erop, op zoek naar wat ontbrekende hitte.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Wir stolperten darüber, als wir nach fehlender Hitze suchten.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Zakopli som oň, keď sme hľadali nejaké chýbajúce teplo.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Πέσαμε πάνω του τυχαία, ψάχνοντας για κάποια χαμένη θερμότητα.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Мы просто на неё наткнулись, пока искали недостающее тепло.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.Натъкнахме се на нея търсейки липсваща топлина.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.נתקלנו בה, כשחיפשנו מעט חום חסר.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.لقد صادفتنا هذه الاكتشافات أثناء البحث عن الفقد في الحرارة.
Kayıp ısı arayışımız konusunda tökezledik kaldık.この探査プロセスを加速しようとしました
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Abbiamo dovuto battere l'uomo più potente del mondo che difendeva la sua città.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Am avut de luptat împotriva celui mai puternic om din lume care își apăra propriul oraș.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Chúng tôi phải chống lại người đàn ông quyền lực nhất thế giới đại diện cho thành phố của ông ấy.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Il nous fallait battre l'homme le plus puissant de la terre qui défend sa propre ville.
İlgili Sayfalar