kaldık ile cümle

kaldık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Kami harus mengalahkan orang yang terkuat di dunia membela kota sendiri
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.우리는 자신의 도시를 지지하는 세계에서 가장 영향력있는 사람을 이겨야 했습니다.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Museli jsme porazit nejmocnějšího muže světa bránícího své město.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Musieliśmy pokonać najpotężniejszego człowieka świata, który walczył o swoje miasto.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Tivemos que superar o homem mais poderoso do mundo que defendia a sua cidade.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Tuvimos que vencer al hombre más poderoso del mundo defendiendo su propia ciudad.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.We moesten de machtigste man ter wereld verslaan, die zijn eigen stad verdedigde.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Wir mussten den mächtigsten Mann der Welt besiegen, der seine eigene Stadt verteidigte.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Έπρεπε να νικήσουμε τον πιο ισχυρό άντρα στον κόσμο που υπερασπιζόταν την ίδια του την πόλη.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.И сразились с самым влиятельным человеком в мире, который отстаивал честь своего города.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Ми мусили перемогти наймогутнішого чоловіка в світі, який відстоював своє власне місто.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.Трябваше да победим най-силния човек в света, защитаващ собствения си град.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.היינו צריכים להביס את האיש החזק בעולם שהגן על עירו שלו.
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.توجب علينا هزيمة أقوى إنسان في العالم دفاعاً عن مدينته
Kendi şehrini savunan dünyanın en güçlü adamını yenmek zorunda kaldık.勝たなければなりませんでした これは本当に大変なことでした
KMS'ler her karşılaşmada büyük etkiye sahipti; bu yüzden KMS'lerin yeteneklerini düşürmemiz zorunda kaldık.Die SFLs beeinflussten die Spiele zu sehr. Daher mussten wir ihre Fähigkeiten einschränken.
KMS'ler her karşılaşmada büyük etkiye sahipti; bu yüzden KMS'lerin yeteneklerini düşürmemiz zorunda kaldık.Działa samobieżne miały zbyt duży wpływ na każdą rozgrywkę, więc musieliśmy ograniczyć ich możliwości.
KMS'ler her karşılaşmada büyük etkiye sahipti; bu yüzden KMS'lerin yeteneklerini düşürmemiz zorunda kaldık.Samohybná děla měla v každé bitvě příliš velký vliv, museli jsme tedy jejich schopnosti omezit.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.De sikrede sig at deres lånere vedligeholdte deres betalinger.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Ils se sont assurés que leurs bénéficiaires de prêts continuaient à effectuer les paiements.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.그들은 대출고객들이 대출금을 상환하고 있는지 지속적으로 확인했습니다.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Megbizonyosodtak afelől, hogy a hitelfelvevőik folyamatosan törlesztenek.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Mereka memastikan bahwa penerima pinjmana mereka tetap mampu melakukan pembayaran.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.S-au asigurat că cei împrumutați își vor plăti ratele la timp.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Se aseguraron de que los beneficiarios de sus préstamos efectuaran sus pagos.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Sie haben sichergestellt, dass ihre Kreditnehmer mit ihren Zahlungen am Ball bleiben.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Si sono assicurati che i beneficiari dei prestiti pagassero regolarmente.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Uisťovali sa, že dlžníci dostoja svojim záväzkom.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Upewniali się, że ich pożyczkobiorcy będą płacić na czas.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Zajišťovali se, že jejich žadatelé dostojí svým platbám.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Zij zorgden ervoor dat de lenende partijen bijbleven met hun betalingen.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Φρόντισαν ώστε οι δανειολήπτες τους να είναι εντάξει με τις πληρωμές.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Они следили за тем, чтобы получатели ссуд вовремя платили.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Те се уверявали, че получателите на техните заеми внасяли плащанията си редовно.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.הבנקאים ליוו את מקבלי ההלוואות שלהם. הם לא יצרו הלוואות ואחר-כך מכרו אותן.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.وتأكدوا من ان دائنيهم سوف يستمرون بالدفع بالصورة الملائمة لهم
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.返済するよう見守るのです かつての銀行業は
Krediyi bir hizmet olarak sundular. Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.Mà họ hỗ trợ các khoản vay đó để đảm bảo các khách hàng có thể trả các khoản nợ.
Laboratuvara geri götürmek zorunda kaldık ve dış kaplamasını da yaptık.Construimos una cubierta a su alrededor,
Laboratuvara geri götürmek zorunda kaldık ve dış kaplamasını da yaptık.그래서 실험실로 다시 가져와 주변에 표피를 만들기 시작했습니다.
Laboratuvara geri götürmek zorunda kaldık ve dış kaplamasını da yaptık.Terug naar het lab dus.
Laboratuvara geri götürmek zorunda kaldık ve dış kaplamasını da yaptık.Tivemos que levá-lo outra vez para o laboratório.
Laboratuvara geri götürmek zorunda kaldık ve dış kaplamasını da yaptık.ולכן הבאנו אותה בחזרה למעבדה ויצרנו מעטפת סביב,
Laboratuvara geri götürmek zorunda kaldık ve dış kaplamasını da yaptık.وبالتالي كان علينا إرجاعه إلى المختبر، ثم بنينا غطاء حوله،
Laboratuvara geri götürmek zorunda kaldık ve dış kaplamasını da yaptık.カバーを付け 電池と遠隔操作装置を 載せてから
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,A Lában mu povedal: Tak je, si moja kosť a moje telo. A býval u neho jeden mesiac.
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,Allora Làbano gli disse: «Davvero tu sei mio osso e mia carne!». Così dimorò presso di lui per un mese
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,Da sa Laban til ham: Sannelig, vi er av samme kjød og blod. Og han blev hos ham en måneds tid.
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,Disse-lhe Labão: Verdadeiramente tu és meu osso e minha carne. E Jacó ficou com ele um mês inteiro.
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,És monda néki Lábán: Bizony én csontom és testem vagy te! És nála lakék egy hónapig,
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,Et Laban lui dit: Certainement, tu es mon os et ma chair. Jacob demeura un mois chez Laban.
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,In Laban mu reče: V istini, kost si moja in meso moje. In ostal je pri njem cel mesec.
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,I rzekł mu Laban: Zaisteś ty jest kość moja, i ciało moje. I mieszkał u niego przez cały miesiąc.
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,Jemužto odpověděl Lában: Jistě kost má a tělo mé jsi. I zůstal s ním přes celý měsíc.
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,라반이 가로되 너는 참으로 나의 골육이로다 하였더라 야곱이 한달을 그와 함께 거하더니
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,La-ban bèn đáp rằng : Thật vậy , cháu là cốt_nhục của cậu ; rồi Gia-cốp ở một tháng cùng cậu .
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,La-ban bèn đáp rằng: Thật vậy, cháu là cốt nhục của cậu; rồi Gia-cốp ở một tháng cùng cậu.
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,Laban berkata, "Memang benar, engkau keluarga dekat dengan saya." Yakub tinggal di rumah itu sebulan penuh
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,Och Laban sade till honom: »Ja, du är mitt kött och ben.» Och han stannade hos honom en månads tid.
Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,og Laban sagde: "Ja, du er mit Kød og Blod!" Han blev nu hos ham en Månedstid.
İlgili Sayfalar