kaldık ile cümle

kaldık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İnönü sayesinde hayatta kaldık.Ta teenis endale elatust ketramisega.
150 yıl önce Darwin sayesinde hayvanlardan ayrı olduğumuz düşüncesini bırakmak zorunda kaldık.150 jaar geleden moesten we met Darwin het idee opgeven dat we iets anders waren dan dieren.
150 yıl önce Darwin sayesinde hayvanlardan ayrı olduğumuz düşüncesini bırakmak zorunda kaldık.그리고, 150년 전에는 다윈에 의해서 인간은 동물과 다른 존재라는 생각을 버려야했고요.
150 yıl önce Darwin sayesinde hayvanlardan ayrı olduğumuz düşüncesini bırakmak zorunda kaldık.Před 150 lety, díky Darwinovi, jsme se museli vzdát představy, že jsme odlišní od zvířat.
150 yıl önce Darwin sayesinde hayvanlardan ayrı olduğumuz düşüncesini bırakmak zorunda kaldık.לפני 150 שנה, עם דארווין, היינו צריכים לוותר על הרעיון שאנחנו שונים מהחיות.
150 yıl önce Darwin sayesinde hayvanlardan ayrı olduğumuz düşüncesini bırakmak zorunda kaldık.قبل 150 عاماً مع داروين، توجّب علينا التخلي عن فكرة أننا مختلفون عن الحيوانات
150 yıl önce Darwin sayesinde hayvanlardan ayrı olduğumuz düşüncesini bırakmak zorunda kaldık.そして想像するに...いつもながら厳しいことですが
38 kimyasalla kaldık.38개의 화학물질만이 남겨졌죠.
38 kimyasalla kaldık.Ci rimasero 38 sostanze chimiche.
38 kimyasalla kaldık.Er bleven 38 chemicaliën over.
38 kimyasalla kaldık.Il ne nous en restait que 38.
38 kimyasalla kaldık.Ne-au rămas 38 de chimicale.
38 kimyasalla kaldık.Nos hemos quedado con 38 químicos.
38 kimyasalla kaldık.Übrig blieben uns lediglich 38 Chemikalien.
38 kimyasalla kaldık.Vi stod tilbage med 38 kemikalier.
38 kimyasalla kaldık.Zbylo nám 38 chemikálií.
38 kimyasalla kaldık.Zostało nam 38 substancji.
38 kimyasalla kaldık.Μας μείναν 38 χημικά.
38 kimyasalla kaldık.Останахме с 38 химикали.
38 kimyasalla kaldık.נשארנו עם 38 כימיקלים.
38 kimyasalla kaldık.تبقى معنا 38 مادة كيميائية.
38 kimyasalla kaldık.その後 繊維の生産によく使われる
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.5 jóvenes -- todos ellos riendo, felices, de viaje juntos, de regreso al hotel en que se hospedaban.
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.Cinci bărbați tineri -- toți râzând, veseli, călătorind împreună, s-au întors la acest hotel unde stăteau.
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.Cinco jovens, todos a rir-se felizes, a viajar juntos, a regressar ao hotel em que estavam.
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.Cing jeunes hommes - tous riants, heureux, voyageant ensemble, de retour à cet hôtel où ils demeuraient.
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.Fem unga män -- skrattande, glada, de reste tillsammans och kom tillbaka till hotellet där de bodde.
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.다섯 젊은이들 -- 모두 웃고 있고, 행복했고, 같이 여행을 하는 사람들이었는데 그들이 머무르고 있던 호텔로 돌아오는 길이었습니다.
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.Năm cậu trai trẻ, họ cười, vui vẻ đi bên nhau trở về khách sạn nơi họ đang ở.
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.Öt fiatalember... mind nevetve, boldogan, együtt utazva, visszatérőben a szállodába ahol megszálltak.
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.Pět mladých mužů -- všichni rozesmátí, veselí, cestovali spolu, vraceli se do hotelu, kde byli ubytování.
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.Pięciu młodych, radosnych towarzyszy podróży, wracających do hotelu.
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.Vijf jonge mannen -- allemaal lachend, blij, samen op reis, die terug kwamen naar dit hotel waar we logeerden.
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.Πέντε νεαροί άντρες − ταξίδευαν μαζί και χαμογελαστοί, χαρούμενοι επέστρεφαν στο ξενοδοχείο που έμεναν.
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.חמישה גברים צעירים-- כולם צוחקים, שמחים, מטיילים ביחד, חוזרים למלון הזה, שבו שהו.
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.خمس شباب -- يضحكون . فرحين , يسافرون مع بعضهم البعض عادوا أدراجهم الى هذا الفندق حيث يقيمون
5 genç adam -- hepsi gülüyordu, mutluydu, beraber geziyorlardı ve kaldıkları otele geri dönüyorlardı.ホテルに戻ってきたところでした 一人はジョセフといい 何を-
7 Ağustos 1952'de, cezaevinde altı buçuk sene kaldıktan sonra, Malcolm tahliye edilmişti.Am 7. August 1952 wurde Malcolm nach sechseinhalb Jahren Gefängnis entlassen.
7 Ağustos 1952'de, cezaevinde altı buçuk sene kaldıktan sonra, Malcolm tahliye edilmişti. Bundan bir ay sonra,1952 년 8 월 7 일 감옥에서 6 년 반 년 후에 말 콤 나왔다. 그 한 달 내에 허용 했다
7 Ağustos 1952'de, cezaevinde altı buçuk sene kaldıktan sonra, Malcolm tahliye edilmişti. Bundan bir ay sonra,في أغسطس 7، 1952، بعد ست سنوات ونصف، مالكوم أطلق سراحه. خلال شهر تم قبوله إلى
7 Ağustos 1952'de, cezaevinde altı buçuk sene kaldıktan sonra, Malcolm tahliye edilmişti.Στις 7 Αυγούστου 1952, μετά από εξήμισι χρόνια στην φυλακή, ο Μάλκολμ αποφυλακίστηκε.
Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Afgan Star on alkanut jo.
Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Estamos atrasados para ver Estrella Afgana
Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Kami terlambat menonton Afghan Star.
Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Mы опаздываем! "Звезда Афганистана" уже началась.
Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Nous sommes en retard pour regarder Afghan Star.
Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Siamo in ritardo per guardare "Afghan Star"
Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Spóźnimy się na Afgan Star.
Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Wir kommen zu spät zum "Afghanischen Star".
Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Έχουμε αργήσει για να δούμε το "Αστέρι του Αφγανιστάν"
Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.Ми запізнюємось! "Зірка Афганістану" вже почалась.
Afgan Star'ı izlemek için geç kaldık.「アフガン スター」に遅れちゃうよ
Ama zaman içinde vazgeçmek zorunda kaldık.Dar la momentul respectiv a trebuit să ne recunoaştem înfrânţi.
Ama zaman içinde vazgeçmek zorunda kaldık. İmkansız sayılıyordu.Ale wówczas musieliśmy go porzucić, gdyż uznaliśmy go za niemożliwy.
Ama zaman içinde vazgeçmek zorunda kaldık.그렇지만, 결국은 포기하고 말았지요.
Ama zaman içinde vazgeçmek zorunda kaldık.Maar we moesten de handdoek in de ring gooien.
Ama zaman içinde vazgeçmek zorunda kaldık.Mais à l'époque nous avions du jeter l'éponge.
Ama zaman içinde vazgeçmek zorunda kaldık.Pero tuvimos que tirar la toalla en ese entonces.
Ama zaman içinde vazgeçmek zorunda kaldık.Αλλά εκείνη την περίοδο έπρεπε να το εγκαταλείψουμε.
Ama zaman içinde vazgeçmek zorunda kaldık.Але тоді нам довелось здатися.
İlgili Sayfalar