kaldı ile cümle
kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom Mary'yi havaya kaldırdı.Tom lifted Mary in the air.
Tom Mary ile evde kaldı.Tom stayed home with Mary.
Neredeyse tüm sınıf ellerini kaldırdı.Nearly the entire class raised their hands.
Cadılar Bayramı'na sadece birkaç gün kaldı.Halloween is just a few days away.
Bizim yapacak çok işimiz kaldı.We have so many things left to do.
Ben içeride kaldım.I stayed inside.
Şişede sadece biraz süt kaldı.Only a little bit of milk remains in the bottle.
Bugün bütün gün içeride kaldım.I stayed inside all day today.
Bugün derse geç kaldığım için üzgünüm.I'm sorry I was late for class today.
Maç 1-1 berabere kaldı.The game ended with a 1-1 tie.
Tom şoka maruz kaldı.Tom is in a state of shock.
Bu, yıllar boyunca yaptığımız tüm ilerlemeleri ortadan kaldırmakla tehdit ediyor.This threatens to obliterate all the progress we have made over the years.
Sadece birkaç kurşunum kaldı.I have just a few bullets left.
Sadece dinledim ve sessiz kaldım.I just listened and kept quiet.
Gerçekten bundan memnun kaldım.I was really pleased with that.
Tom benim evimde birkaç kez kaldı.Tom has stayed at my house several times.
Geçen hafta Boston'a gitmek zorunda kaldım.I got to go to Boston last week.
Evi o kadar çok su bastı ki mutfağa yüzmek zorunda kaldım.The house was so flooded that I had to swim to the kitchen.
Şiddetli yağmur yüzünden durmak zorunda kaldık.We had to stop because of the heavy rain.
Noel'e sadece üç gün kaldı.Christmas is just three days away.
Noele sadece üç hafta kaldı.Christmas is only three weeks off.
Noelde Boston'da kaldık.We stayed in Boston over Christmas.
Noel'e kadar üç gün kaldı.There are three days left till Christmas.
Büyükanne gözlüklerini kaldırdı.Grandmother lifted her spectacles.
Tom işinde geri kaldı.Tom has fallen behind in his work.
Tom yalnız çalışmaya devam etmek zorunda kaldı.Tom had to continue working alone.
Tom Mary'nin neden geç kaldığını bilmiyordu.Tom didn't know why Mary was late.
Tom kendi başına devam etmek zorunda kaldı.Tom was forced to continue on his own.
Faşizm her ne pahasına olursa olsun ortadan kaldırılacak toplumsal bir patolojidir.Fascism is a social pathology to be eradicated at all costs.
Birkaç öğrenci ellerini kaldırdı.Several students raised their hands.
Komite, yaptırımları kaldırdı.The committee lifted the sanctions.
Sabah konferansım için geç kaldım.I'm late for my morning conference.
İşaret hemen kaldırıldı.The sign was immediately removed.
Tom kaldırımda gördüğü madeni parayı almak için durdu.Tom stooped to pick up a coin he saw on the sidewalk.
Tom problem hakkında düşünerek bütün gece uyanık kaldı.Tom lay awake all night, thinking about the problem.
Tom kapıdan girmek için başını eğmek zorunda kaldı.Tom had to duck his head to get through the doorway.
Tom arkadaşlarıyla kalmak zorunda kaldı.Tom was forced to stay with friends.
Tom'un cinayeti çözülmemiş kaldı.Tom's murder has remained unsolved.
Kaldırım iyi korunmuştur.The sidewalk is well maintained.
Tom, Mary ile telefonda kaldı.Tom stayed on the phone with Mary.
Tom şapkasını yerden kaldırdı.Tom picked his hat off the ground.
Onu midem kaldırmaz.I don't have the stomach for it.
işleri kaldığı yerden devam ettirmeye yardımcı olabilirim.I can help get the ball rolling.
Tom bardağını dudaklarına kaldırdı.Tom raised his glass to his lips.
Boş elle geri dönmek zorunda kaldık.We had to go back empty-handed.
Tom maça kraliçesini kaldırdı.Tom held up the queen of spades.
Park ücretlerini ortadan kaldırabilirizWe can eliminate parking fees.
Tom kafasını kaldırdı ve gülümsedi.Tom raised his head and smiled.
Emekli maaşları ortadan kaldırılmalıdır.Pensions should be eliminated.
Tom eve dönmek zorunda kaldı.Tom was forced to return home.
Düşman başını kaldırıyor.The enemy is raising his head.
Tom gülümsedi ve şapkasını kaldırdı.Tom smiled and raised his hat.
Tom sıfırdan başlamak zorunda kaldı.Tom had to start from scratch.
Tom beyin ameliyatı olmak zorunda kaldı.Tom had to have brain surgery.
Tom kendi hayatı için mücadele etmek zorunda kaldı.Tom had to fight for his life.
Tom kendi yaşamı için savaşmak zorunda kaldı.Tom had to fight for his life.
Tom bir kar yığınında saplanıp kaldı.Tom got stuck in a snow drift.
Biraz kayıtsız kaldık.We were a little complacent.
Her şeyi ayarlamak zorunda kaldık.We had to adjust everything.
Oldukları yerde kaldılar.They stayed where they were.
İlgili Sayfalar