kaldı ile cümle

kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Hükümet savaş maliyetleri karşılamak zorunda kaldı.The government was compelled to defray the costs of the war.
Dün gece polisi aramak zorunda kaldık.Last night, we had to call the police.
Olduğum yerde kaldım.I remained where I was.
Onu takip etmek zorunda kaldım.I was compelled to follow her.
Kartal yavrusu kabuğundan serbest kaldı.The eaglet broke free of its shell.
O onu geç kaldığı için azarladı.She told him off for being late.
Bazı zor seçimler yapmak zorunda kaldım.I've had to make some tough choices.
O borçlar için çiftliği satmak zorunda kaldı.He had to sell the farm for debts.
Onlar alevleri söndürmek için itfaiye çağırmak zorunda kaldı.They had to call the firefighters to put out the flames.
Biraz geç kaldın.You are a little late!
Ben haberi duyar duymaz cesur kaldım.I remained undaunted as soon as I heard the news.
Kefalete gücü yetmediği için Tom hapishanede mahsur kaldı.Tom is stuck in jail because he can't afford bail.
Sağ elini kaldır ve benden sonra tekrarla.Raise your right hand and repeat after me.
Onun için ne kadar ödemek zorunda kaldın?How much did you have to pay for that?
Gururumu yutmak zorunda kaldım.I had to swallow my pride.
Araba bozuldu, bu yüzden yürümek zorunda kaldık.The car broke down, so we had to walk.
Eğer tanrı gerkçekten var olsaydı, onu ortadan kaldırmak gerekli olabilirdi.If God really existed, it would be necessary to abolish him.
O, kaşığı ağzına kaldırdı.He lifted the spoon up to his mouth.
Tom kaldığını oteldeki hizmetten memnun değildi.Tom was not satisfied with the service at the hotel where he was staying.
Tom ve Mary geride kaldı.Tom and Mary stayed behind.
Tom babası ile kaldı.Tom stayed with his father.
Onu kaldıramam.I cannot lift him.
Tom orada üç yıl kaldı.Tom has been there three years.
Onlar bir şekilde kaçmak zorunda kaldı.They had to elope somehow.
Tom 2013 yılına kadar orada kaldı.Tom remained there until 2013.
Ben bir anlaşma imzalamak zorunda kaldım.I had to sign an agreement.
Tom geçen yaz bizimle kaldı.Tom stayed with us last summer.
Tom dün gece geç saatlere kadar dışarıda kaldı.Tom stayed out late last night.
Tom arabada kaldı.Tom stayed in the car.
Tom tüm öğleden sonra yatak odasında kaldı.Tom stayed in his bedroom all afternoon.
Onlar rampaya kaldırım taşı döşedi.They have paved the on-ramp.
Hükümet cehaleti ortadan kaldırmak için ortak çabalar sarf etmiştir.The government has made joint efforts to eradicate illiteracy.
Onlar yolculuk sırasında uzlaşmak zorunda kaldı.They had to compromise during the trip.
Onlar seyahati iptal etmek zorunda kaldı.They had to cancel the trip.
O kendini öldürmek zorunda kaldı.She had to kill herself.
Amerikan misyonu dünyadan komünizmi kaldırmaktır.The American mission is to eliminate communism from the world.
Şu an için geziyi dondurmak zorunda kaldım.I had to put the trip on hold for the moment.
Gözlerini yukarı kaldır ve yıldızları göreceksin.Lift up your eyes, and you'll see the stars.
O kaldığı sürece ben mutlu olacağım.As long as he stays, I will be happy.
Tom üç yıl Boston'da kaldı.Tom stayed in Boston for three years.
Tom üç yıl boyunca Boston'da kaldı.Tom stayed in Boston for three years.
Onun evinde uzun süre kaldın mı?Did you stay long at his place?
Onun evinde ne kadar kaldın?How long did you stay at her place?
Tom'un evinde ne kadar kaldın?How long did you stay at Tom's place?
Tom'un evinde uzun süre kaldın mı?Did you stay at Tom's place for a long time?
"O evde ne kadar kaldın?" "Annem ölünceye kadar orada kaldım.""How long did you stay in that house?" "I stayed there until my mother died."
Hayatta kaldığına sevindim.I'm glad you survived.
Bunun ne anlama geldiğini anlamadan önce bunu üç kez okumak zorunda kaldım.I had to read this three times before I understood what it meant.
Tom'a neden geç kaldığını soralım.Let's ask Tom why he was late.
Uçağımız otuz dakika geç kaldı.Our plane is thirty minutes late.
Kaç işi kaldığını görelim.Let's see how many people are left.
Ben Boston'da sıkışıp kaldım.I'm stuck in Boston.
Ben eskisi kadar çok ağır kaldıramam.I can't lift as much weight as I used to.
Onlardan kaç tanesinin hayatta kaldığı bilinmemektedir.It's not known how many of them survived.
Kaç saat kaldı?How many hours are left?
Elimizde bir tane kaldı.We've got one left.
Tom karısına geç saatlere kadar çalışmak zorunda kaldığını söyledi.Tom told his wife he had to work late.
Tom'un neden geç kaldığını bilmiyorum.I don't know why Tom is late.
Çoraplarını çabuk giy. Geç kaldık!Get your socks on fast. We're late!
Geceyi kız kardeşinde geçirmek zorunda kaldı.He had to spend the night at his sister's.
İlgili Sayfalar