kaldı ile cümle

kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O kollarını kaldırdı.She lifted her arms.
Tom'un mahallesi fırtınadan sonra sular altında kaldı.Tom's neighborhood was flooded after the storm.
Neden dün evde kaldın?Why did you stay home yesterday?
Neden dün evde kaldınız?Why did you stay home yesterday?
Dün neden evde kaldınız?Why did you stay home yesterday?
Sıkıldım, bu yüzden uyuya kaldım.I was bored, so I fell asleep.
Tom Mary'nin evinde kaldı.Tom stayed in Mary's house.
Tom, Mary'nin radarında kaldı.Tom remained in Mary's radar.
Tom havuzun sığ tarafında kaldı.Tom stayed in the shallow end of the pool.
Tüh be. Yine geç kaldım.Phooey. I'm late again.
Anahtarını içeride unutup dışarıda kaldın.You locked yourself out.
Tom Mary ile iletişimde kaldı.Tom kept in touch with Mary.
Tom'a yüklü miktarda para miras kaldı.Tom inherited a considerable amount of money.
Tom itibarını savunmak zorunda kaldı.Tom had to defend his reputation.
Ama çok az zaman kaldı.But there's very little time left.
Dodong geç kaldığı için Mario gidiyor.Mario leaves because Dodong is late.
Mary kendi güvenliği için hastaneye kaldırıldı.Mary was hospitalized for her own safety.
Kaldığım otel, Tom'un evinden çok uzak değildi.The hotel I stayed in was not too far from Tom's house.
Tom hastaydı, bu yüzden ona bakmak için evde kaldım.Tom was sick, so I stayed home to take care of him.
Tom Mary'ye neden onun partisine geç kaldığını söyledi.Tom told Mary why he was late for her party.
Hastaydım, bu yüzden okuldan sonra evde kaldım.I was sick, so I stayed home from school.
Hileyi ortadan kaldırmak zor.It's difficult to eliminate cheating.
Tom kalmak zorunda değildi ama kaldı.Tom didn't have to stay, but he did.
O sorun ortadan kaldırıldı.That concern has been eliminated.
Biz dün gece evde kaldık.We stayed at home last night.
Tom biraz geç kaldı.Tom is a little late.
Tom'un ağzı açık kaldı.Tom's mouth dropped open.
Su o kadar bulanıktı ki polis dalgıçlar vücudu dokunarak aramak zorunda kaldı.The water was so murky that the police divers had to search for the body by feel.
Tom Mary'ye neden böyle geç kaldığını sordu.Tom asked Mary why she was so late.
Avrupa'da bir yıl kaldıktan sonra yarın Avustralya'ya dönüyor.She’s returning to Australia tomorrow after a year in Europe.
Son zamanlarda çok büyük baskı altında kaldım.I have been under a lot of pressure lately.
Hiç kimse beni dinlemekle ilgilenmediği için için sadece sessiz kaldım.Since no one was interested to listen to me, I just kept quiet.
Halasının evinde yatıya kaldı.He slept at his aunt's.
30 kilodan daha ağır bir valizi kaldıramam.I can't lift a suitcase heavier than 30 kilos.
O benimle kaldı.She stayed with me.
Acelem olduğu için bir taksiye binmek zorunda kaldım.Because I was in a hurry, I had to take a taxi.
Ben geç kaldım. Mary beni öldürecek.I'm late. Mary is going to kill me.
Tom her zamanki gibi geç kaldı.Tom was late as usual.
Ben sabah 11.00'e kadar yatak odamda kaldım.I stayed in my bedroom until 11:00 am.
Tom onu kaldırmak için yeterince güçlü.Tom is strong enough to lift that.
Biraz et kaldı.Some meat remained.
Tom korkunç bir kar fırtınası nedeniyle on gün mahsur kaldı.Tom was trapped for ten days by a terrible blizzard.
Tom Boston'da kaç sene kaldı?How many years was Tom in Boston?
Mary uzun süre sessiz kaldı.Mary remained silent for a long time.
Dün arkadaşımda yatıya kaldım.I stayed over yesterday at my friend.
Dün bir arkadaşta yatıya kaldım.I stayed over at a friend's yesterday.
Tom faturalarını ödeyebilmek için gitarını rehin bırakmak zorunda kaldı.Tom had to pawn his guitar in order to pay his bills.
Tom üç saat kuyrukta durmak zorunda kaldı.Tom had to stand in line for three hours.
Gemideki 1962 yolcu ve mürettebatın yalnızca 764'ü hayatta kaldı.Only 764 of the ship's 1,962 passengers and crew survived.
Biz bir çiftlik evinde kaldık.We stayed at a farm house.
Son derece tatminsiz kaldım.I remained extremely unsatisfied.
Biz onu yapmak zorunda kaldık.We had to do that.
Hasret kaldığım saadeti aramak hakkım değil miydi?Didn't I have a right to seek the happiness I longed for?
Senin on üç dakikan kaldı.You've got thirteen minutes left.
Eğer anlıyorsan lütfen elini kaldır.If you understand, please raise your hand.
Eğer anlamıyorsan lütfen elini kaldır.If you don't understand, please raise your hand.
Eğer anlıyorsanız elinizi kaldırın.If you understand, raise your hand.
Sadece birazı kaldı.Just a little bit is left.
Ben ekipmanı temizlemek zorundayım, onu ortalıktan kaldır.I have to clean the equipment, pack it away.
O üç savaş hayatta kaldı.She has survived three wars.
İlgili Sayfalar