kaldı ile cümle

kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom sürekli sessiz kaldı.Tom remained silent the whole time.
Tom toplantı sırasında sessiz kaldı.Tom remained silent during the meeting.
Tom onu anlamadan önce kapıdaki levhayı üç kez okumak zorunda kaldı.Tom had to read the sign on the door three times before he understood it.
Yoğun yağmur yağdığı için okula geç kaldık.We were late for school because it was raining hard.
Tom soluklanmak için durmak zorunda kaldı.Tom had to stop to catch his breath.
Tom borçlarını ödemeye yardımcı olması için arabasını satmak zorunda kaldı.Tom had to sell his car to help pay his debts.
Tom, geç kaldığı için oğlunu azarladı.Tom scolded his son for being late.
Çıplak kaldım.I felt naked.
Tom okula geç kaldı.Tom was late for school.
Hiç paran kaldı mı?Do you have any money left?
Saat 10'dan önce beni kaldırma.Don't wake me up before 10.
Buraya kadar bütün yolu yürümek zorunda kaldım.I had to walk all the way here.
"Mary, acele et. Zaten geç kaldık." "Hazır değilim.Beni yalnız bırak!""Mary, hurry up. We're already late." "I'm not ready. Leave me alone!"
Biz pahalı olmayan bir otelde kaldık.We stayed at an inexpensive hotel.
Odasını kız kardeşi ile birlikte paylaşmak zorunda kaldı.He had to share his room with his sister.
Odasını erkek kardeşiyle paylaşmak zorunda kaldı.He had to share his bedroom with his brother.
Sözlerin yetersiz kaldığı durumlarda müzik konuşur.Where words fail, music speaks.
Karar vermek için sadece 24 saatim kaldı.I only have 24 hours left to decide.
Karar vermek için sadece 24 saatin kaldı.You only have 24 hours left to decide.
Bu sabah çok erken kalkmak zorunda kaldım.I had to get up very early this morning.
Hiç sınıfta kaldın mı?Have you ever failed a class?
Oh, çok geç kaldık.Oh, we're too late.
Jack'in antrenörü eğitime geç kaldığı için onu bankta tutmaya karar verdi.Jack’s coach decided to keep him on the bench for being late to training.
Hastalık nedeniyle çalışmalarımda çok geri kaldım, yetişmek için çok çalışmam gerekiyor.I missed a lot of work through illness, so I've a lot of catching up to do.
Ambulans gelene kadar Tom benimle kaldı.Tom stayed with me until the ambulance arrived.
Geç kaldığımız için üzgünüm ama biz beş trafiğine takıldık.I'm sorry we're late, but we were caught up in the five o'clock traffic.
Bu yüzden geç kaldım.That's why I'm late.
Onu içeriye sokmamak için, ihtiyati tedbirler almak zorunda kaldım.I would have to take precautionary steps to keep him out.
Tom kaldırıma baktı.Tom looked down at the sidewalk.
Tom bir an için sessiz kaldı.Tom remained quiet for a moment.
Tom zaten otuz dakika geç kaldı.Tom is thirty minutes late already.
Tom Boston'da ne kadar kaldı?How long did Tom stay in Boston?
Biraz geç kaldık.We're kind of late.
Biletler için ne kadar ödemek zorunda kaldın?How much did you have to pay for the tickets?
Tom neden geç kaldığını kimseye söylemedi.Tom didn't tell anyone why he was late.
Tom yoğun trafikten dolayı geç kaldı.Tom was late because of heavy traffic.
Belki çok geç kaldık.Maybe we're too late.
Neden onu söylemek zorunda kaldın?Why did you have to say that?
Hiç yapayalnız kaldın m?Do you ever get lonely?
Trafik yoğun olduğu için geç kaldım.I was late because the traffic was heavy.
Yoğun trafik yüzünden geç kaldım.I was late because of the heavy traffic.
Uzun bir süre sessiz kaldı.He kept silent for a long time.
Kaldırılmış eller bir protesto sembolü haline gelmiştir.Raised hands have become a symbol of protest.
Geçen ay kaldığım Efes Oteli rahattı.The Efes Hotel, at which I stayed last month, was comfortable.
Bir araba kiralamak zorunda kaldım.I had to rent a car.
Ondan hâlâ birazcık kaldı.There's still a bit of it left.
Hâlâ birazı kaldı.There's still a little of it left.
Şehrin tam dışında küçük bir otelde kaldık.We stayed at a small hotel just outside of town.
Siz çocuklar hepiniz uykudan mahrum kaldınız.You guys are all sleep deprived.
Biz onların söylediklerini yapmak zorunda kaldık.We had to do what they said.
Tom kapağı kaldırdı.Tom lifted the lid.
Tom duyulmak için bağırmak zorunda kaldı.Tom had to shout to be heard.
Tom asla hiç kimseye el kaldırmadı.Tom never raised a hand to anyone.
Tom'un lafı ağzında kaldı.Tom couldn't get a word in edgewise.
Bacaklarınla kaldır, sırtınla değil.Lift with the legs, not with the back.
Tom'un önerisini dikkate almak zorunda kaldım.I had to consider Tom's proposal.
Tom'un önerisini düşünmek zorunda kaldım.I had to consider Tom's proposal.
Tom arabadan indi, ancak Mary direksiyonun başında kaldı.Tom got out of the car, but Mary remained behind the wheel.
Hakim, Tom'u susturmak için elini kaldırdı.The judge raised his hand to shush Tom.
Tom'a hiç el kaldırmadım.I never laid a hand on Tom.
İlgili Sayfalar