kaldı ile cümle
kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Boston'u terk etmek zorunda kaldım.I had to leave Boston.
Tom'u yatağın dışına sürüklemek zorunda kaldım.I had to drag Tom out of bed.
Sen çok çok geç kaldın.You're way too late.
Ayrıldıktan sonra arkadaş kaldılar.They stayed friends after they broke up.
Tom ve Mary ayrıldıktan sonra arkadaş kaldılar.Tom and Mary remained friends after they broke up.
Tom ve Mary ayrıldıktan sonra dost kaldılar.Tom and Mary stayed friends after they broke up.
Bizimle mutabık kaldın.You made a bargain with us.
Üç ayın kaldı.You've got three months left.
Futbolu ortadan kaldıralım!Let's abolish football!
Futbolu kaldıralım!Let's abolish soccer!
Dün uyuyamadım ve bütün gece uyanık kaldım.Yesterday I couldn't sleep and stayed up all night.
Az önce onu yapmak zorunda kaldın, değil mi?You just had to do it, didn't you?
Ayrılmak zorunda kaldım.I had to leave.
Tom konuşması üzerinde çalışarak gece yarısına kadar uyanık kaldı.Tom stayed up late into the night working on his speech.
Yaşamak için az zamanım kaldı.I have little time left to live.
Sadece üç tane kaldı.There are only three left.
Hiç kaldı mı?Is there any left?
Yapacak çok şey kaldı mı?Is there a lot left to do?
Arkadaşlarımın gelmesi için yalvarmak zorunda kaldım.I had to beg my friends to come.
Partime gelmeleri için arkadaşlarıma yalvarmak zorunda kaldım.I had to beg my friends to come to my party.
O, aynada kendine hayran kaldı.She admired herself in the mirror.
Tom işinden başını kaldırıp baktı.Tom looked up from his work.
Neden bizden gizlemek zorunda kaldın?Why did you have to hide from us?
Onlara adi bir mektup göndermek zorunda kaldı.He had to send them a grovelling letter.
Kaldığın sürece kalmayı planlıyorum.I plan to stay as long as you stay.
Tom odasını temizlemek zorunda kaldı.Tom had to clean his room.
Tom dövmesini kaldırmak istedi.Tom wanted to get his tattoo removed.
Tom bana el kaldırmadı.Tom didn't lay a hand on me.
Arkadaşın çok geç kaldı, değil mi?Your friend's very late, isn't he?
Tom çok geç kaldı, değil mi?Tom is very late, isn't he?
Onlar çok pahalı bir otelde kaldı.They stayed at a very expensive hotel.
Onlar lüks bir otelde kaldılar.They stayed at a luxury hotel.
Sol kolunu kaldır.Raise your left arm.
Sağ kolunuzu kaldırın.Raise your right arm.
Tom kutuyu kaldırdı.Tom lifted the box.
Tom kutuyu kaldıramadı.Tom couldn't lift the box.
Yangından sonra, duman kokusu günlerce havada kaldı.After the fire, the smell of smoke remained in the air for days.
Tom otobüs için geç kaldı.Tom was late for the bus.
Tom arabanın altındaki kaldırımda yağ olup olmadığını görmek için arabanın altına baktı.Tom looked under the car to see if there was any oil on the pavement under the car.
Tom bir karar vermek zorunda kaldı.Tom had to make a decision.
Tom büyük babasına bakmak zorunda kaldı.Tom had to take care of his grandfather.
Biz onu yıllarca zararına çalıştırdığımız için binayı satmak zorunda kaldık.We had to sell the building because for years we had operated it at a loss.
Tom'un kız kardeşi 15'de hamile kaldı.Tom's daughter got pregnant at 15.
Yapabildiğim her şeyi yaptım ama vazgeçmek zorunda kaldım.I did everything I could, but I had to give up.
Geç kaldım mı?Am I late?
Tom otobüsünün geç kaldığını söyledi.Tom said his bus was late.
Tom kırk beş dakika geç kaldı.Tom was forty-five minutes late.
Tom geç kaldığın için sana kızgın.Tom is mad at you for being late.
Tom geç kaldığı için bize özür diledi.Tom apologized to us for being late.
Tom, Mary'yi durdurmak için elini kaldırdı.Tom held up his hand to stop Mary.
Tom Mary'yi susturmak için elini kaldırdı.Tom held up his hand to silence Mary.
Tom toplantı boyunca sessiz kaldı.Tom kept silent during the meeting.
Artık az kaldı.It won't be much longer now.
Tom kaldırımdan yukarı doğru yürüyor.Tom is walking up the sidewalk.
Tom kaldırımdan aşağıya yürüyor.Tom is walking down the sidewalk.
Bütün gün kilitli kaldım.I remained locked in all day.
Sadece bir arkadaşım kaldı.I only have one friend left.
Tom akşam yemeği için kalmayı istiyordu ama işe geri gitmek zorunda kaldı.Tom would like to have stayed for dinner, but he had to go back to work.
Tom geç kaldığı için kovuldu.Tom was fired for being late.
Ben virgülü kaldırdım.I've removed the comma.
İlgili Sayfalar