kaldı ile cümle
kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ne yemek zorunda kaldın?What did you have to eat?
Tom'a yetişmek için koşmak zorunda kaldım.I had to run to catch up with Tom.
Çok soğuk olduğu için evde kaldılar.It being very cold, they stayed at home.
O kadar soğuktu ki bütün gün evde kaldım.It was so cold that I stayed at home all day.
Ben tost makinesini tamir etmek zorunda kaldım.I had to fix the toaster.
Savaşı nasıl ortadan kaldıracağız ?How can we abolish war?
Neden bu kadar geç kaldın?Why are you so late?
Ne yapacağını bilmediği için, sessiz kaldı.Not knowing what to do, she remained silent.
O, ne söyleyeceğini bilmediği için, sessiz kaldı.As he didn't know what to say, he remained silent.
Kapı kapalı kaldı.The door remained closed.
Ondan önce kapı kapalı kaldı.The door remained closed before her.
Kapı içeriden kilitli kaldığı için, o, eve giremedi.The door remaining locked up from inside, he could not enter the house.
Kapı bütün gün kapalı kaldı.The door remained closed all day.
Tren görünürken David platformda kaldı.David remained on the platform while the train was in sight.
Tam bulaşıkları kaldırdıktan sonra, Joan kapı zilinin çaldığını duydu.Just after putting away the dishes, Joan heard the doorbell ring.
Takeshi bir soru sormak için elini kaldırdı.Takeshi raised his hand to ask a question.
Bir taksi durdurmak için elimi kaldırdım.I held up my hand to stop a taxi.
Çok miktarda yemek artığı içeride kaldı.Lots of leftovers remained inside.
Bisikletimi itmek zorunda kaldım çünkü lastiği patladı.I had to push my bicycle because I had a flat tire.
Çoğu zaman onların istediklerini vermek zorunda kaldık.In most cases we had to give in to their demands.
Böylesine kötü bir geleneği ortadan kaldırmalıyız.We have to do away with such a bad custom.
Onu listeden kaldırın.Leave it off the list.
Sonra küçük kardeş yola çıktı, ve büyük geride kaldı.Then the younger brother set off, and the elder remained behind.
Sonra bir hafta kaldığımız Kyoto'ya geldik.Then we came to Kyoto, where we stayed for a week.
Hikaye babadan oğula miras kaldı.The story was handed down from father to son.
Tren o kadar kalabalıktı ki yol boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.The train was so crowded that I had to stand all the way.
Tren yirmi dakika geç kaldı.The train is twenty minutes behind time.
Tren on dakika geç kaldı.The train was ten minutes behind time.
Beyzbol maçı o kadar heyecan vericiydi ki, herkes en sonuna kadar kaldı.The baseball game was so exciting that everyone stayed until the very end.
O problem şimdilik rafa kaldırıldı.That problem has been shelved for the time being.
Askerler kahramanca savaştılar fakat sonunda teslim olmak zorunda kaldılar.The soldiers fought valiantly, but finally they had to give in.
Askerler düşman ateşine maruz kaldı.The soldiers were exposed to the enemy's fire.
Bayan sessiz kaldı.The lady remained silent.
Kız ağır kutuyu tek elle kaldırdı.The girl lifted the heavy box with one hand.
Suçlu kimliğini gizlemek zorunda kaldı.The criminal had to conceal his identity.
Kutu onun kaldıramayacağı kadar çok ağırdı.The box was too heavy for him to lift.
Kutu o kadar ağırdı ki onu kaldıramadım.The box was so heavy that I couldn't lift it.
Genç tek eliyle ağır kutuyu kaldırdı.The boy lifted the heavy box with one hand.
Bakan, kabineden istifa etmek zorunda kaldı.The minister was obliged to resign from the Cabinet.
Hatırladığım kadarıyla köyde yirmi kişi kaldı.It is just my recollection that there remained no more than 20 people in the village.
Savaşın bir sonucu olarak, çok sayıda mağdur kaldı.As a result of the war, a great number of victims remained.
Taş o kadar ağırdı ki hiç kimse onu kaldıramadı.The stone was so heavy that nobody could lift it.
Öğrenci bir soru sormak için elini kaldırdı.The pupil held up his hand to ask a question.
Kız bir şarkıcı olma fikrinden vazgeçmek zorunda kaldı.The girl had to abandon the idea of becoming a singer.
Elini havaya kaldır.Raise your hand to the sky.
Şehir tramvayları kaldırma kararı aldı.The city has decided to do away with the streetcar.
Çocuk sessiz kaldı.The boy remained silent.
O ülke II.Dünya Savaşı boyunca tarafsız kaldı.That country remained neutral throughout World War II.
Fabrika eski makineleri kaldırmayı düşünüyor.The factory decided to do away with the old machinery.
Fabrikada 300 adamı kovmak zorunda kaldılar.They had to fire 300 men at the factory.
Düzenleme kaldırıldı ama sonra yeniden yürürlüğe kondu.The regulation was abolished, but then it was reenacted.
Uygulama kaldırılmalıydı.The practice should be done away with.
Okul, üniformayı kaldırmalıdır.The school should do away with the uniform.
Astronot uzay mekiğinde birçok deneyler yapmak zorunda kaldı.The astronaut had to conduct many experiments in the space shuttle.
Böyle bir geleneği ortadan kaldırmalıyız.We must do away with such a custom.
Eski püskü kompartıman boş kaldı.The shabby compartment remained vacant.
Yılan başını kaldırdı.The snake reared its head.
Ayrıca on bin yen ödemek zorunda kaldık.We had to pay ten thousand yen in addition.
"Hiç sos kaldı mı?" "Hayır, hiç yok.""Is there any sauce left?" "No, there is none."
Biz böyle kötü gelenekleri ortadan kaldırmalıyız.We must do away with such bad customs.
İlgili Sayfalar