kaldı ile cümle
kaldı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yağmur yağdığı için Catherine içerde kaldı.Catherine stayed indoors because it was raining.
Yağmur yağdığı için evde kaldık.Since it was raining, we stayed at home.
Evde kaldılar, çünkü yağmur yağıyordu.They stayed at home, because it rained.
O kadar şiddetli yağmur yağıyordu ki gidişimizi ertelemek zorunda kaldık.It was raining so hard that we had to put off our departure.
Ben sağ kolumu kaldıramıyorum.I can't lift my right arm.
Sağ elinizi kaldırın.Raise your right hand.
Tüm gün şiddetli yağmur yağdı, bu zaman zarfında evde kaldım.It rained heavily all day, during which time I stayed indoors.
Ben bütün gün yatakta kalmak zorunda kaldım.I had to stay in bed all day.
Çalışkan bir işçi olmasına rağmen fakir kaldı.He remained poor despite being a hard worker.
Piyanoyu tek başına kaldıramazsın.You cannot lift the piano alone.
Evde bir hafta kaldım.I stayed home for a week.
Bir mide tümörüm vardı ve onu ameliyat ettirmek zorunda kaldım.I got a stomach tumor and had to have it operated on.
Bir fikri olan varsa lütfen elini kaldırsın.Anyone with an opinion please raise their hand.
Ezici bir çoğunluk acımasız cezanın kaldırılması için oy kullandı.An overwhelming majority voted to abolish the brutal punishment.
Planımızdan vazgeçmek zorunda kaldık.We were obliged to give up our plan.
İlerlememize engel olan şeyler eninde sonunda kaldırıldı.The obstacles to our progress have been removed at last.
Onun yardımını istemedim fakat kabul etmek zorunda kaldım.I didn't want his help, but I had to accept it.
Onun önerisini kabul etmek zorunda kaldım.I was forced to accept her proposal.
Ve onu üç günde tekrar kaldıracağım.And I will raise it again in three days.
Biz trafik sıkışıklığı nedeniyle geciktik, bu yüzden acele etmek zorunda kaldık.We were delayed by traffic congestion, so we had to hurry.
Onu anlıyorsanız elinizi kaldırın.Raise your hand if you understand it.
Londra'da kaldığı sırada kuzenini ziyaret edecek.During his stay in London, he is going to visit his cousin.
Lincoln ABD'de köleliğin kaldırılması için yola çıktı.Lincoln set out to abolish slavery in the United States.
Lincoln'un ebeveynleri tüm hayatları boyunca fakir kaldılar.Lincoln's parents remained poor all their lives.
Radyo dinlerken uyuya kaldım.While listening to the radio, I fell asleep.
Daha iyi bir fikir yokluğunda bu metodu seçmek zorunda kaldım.In the absence of a better idea I had to choose this method.
Moskova'ya ulaşmadan önce dört günlük daha seyahatiniz kaldı.You've got another four day's journey before you reach Moscow.
Çok geç kaldığımızdan korkuyorum.I fear we are too late.
Git ve Mary'yi kaldır.Go and wake up Mary.
Mary Japonya'da bütün hayatı boyunca bekar kaldı.Mary remained single all her life in Japan.
Mary okula gitmek zorunda kaldı.Mary had to go to school.
Güneşin doğmasına az kaldı.It will not be long before the sun rises.
Hâlâ bir sürü zamanımız kaldı.We still have plenty of time left.
Acele et, Martin. Zaten geç kaldık!Hurry up, Martin. We're already late!
Bob son treni kaçırdı ve bir taksiye binmek zorunda kaldı.Bob missed the last train and had to take a taxi.
Çok az kağıt kaldı.There's very little paper left.
O iş için daha çok erkek atamak zorunda kaldım.I have to assign more men to that work.
Numarayı çevirmeden önce alıcıyı kaldırmayı unuttum.I forgot to lift the receiver before dialing the number.
Yılanı görünce donup kaldım.I froze at the sight of the snake.
Beth çok sıkı çalışmak zorunda kaldı, ve şimdi o aç ve bitkin.Beth had to work very hard, and now she is hungry and exhausted.
Şişede biraz süt kaldı.There is a little milk left in the bottle.
Bill 20 dakika geç kaldı. Bir yerde kaybolmuş olmalı.Bill is 20 minutes late. He must have gotten lost somewhere.
Piyanoyu kaldıramazsın.You can't lift the piano.
Şiddetle yağmur yağdığı için okula geç kaldık.We were late for school because it rained heavily.
Harry kazasından dolayı dün derse geç kaldı.Harry was late for class yesterday because of his accident.
Otobüs ücretleri iki yıl aynı kaldı.Bus rates have stayed the same for two years.
Otobüsü bir süre beklemek zorunda kaldık.We had to wait a little while for a bus.
Otobüs on dakika geç kaldı.The bus arrived ten minutes behind time.
Otobüs geç kaldı gibi görünüyordu.It seemed that the bus had been late.
Otobüs servisi olmadığı için, biz, istasyona giden bütün yolu yürümek zorunda kaldık.As there was no bus service, we had to walk all the way to the station.
Otobüs geç kaldığı için, taksiye bindim.As the bus was late, I took a taxi.
Otobüs olmadığı için, yürümek zorunda kaldım.Since there was no bus, I had to walk.
Partiyi iptal etmek zorunda kaldım.I had to call off the party.
Ne cevap vereceğimi bilmediğim için, sessiz kaldım.Not knowing what to answer, I kept silent.
Ne söyleyeceğimi bilmediğim için sessiz kaldım.Not knowing what to say, I kept silent.
Nancy ve Jane beş buçukta eve gitmek zorunda kaldı.Nancy and Jane had to go home at five-thirty.
Neden geç kaldın?Why were you late?
Niçin geç kaldın?Why were you late?
Neden bu sabah geç kaldın?Why were you late this morning?
Nasıl cevap vereceğimi bilmediğim için, sessiz kaldım.Not knowing what answer to make, I kept silent.
İlgili Sayfalar